ABD ve İsrail, "Hariri'yi Suriye öldürdü" dedi, herkes sustu. Lübnan'da insanlar sokaklara çıkarıldı. Hizbullah ve Lübnan'ın özgürlüğünü savunan yüzbinler ise medyada yer bulamadı. Hadi Suriye yaptı, diyelim: Şam yönetiminin ne kazancı oldu? Ya ABD ve İsrail'in kazandıkları..? Büyük Ortadoğu tasarımının Filistin-Lübnan-Suriye cephesi açıldı.
Hariri Lübnan'ın kuzeyinde inşa edilmesi planlanan ABD askeri üssüne karşı çıktığı için mi öldürüldü? Wayne Madsen imzalı "Hariri reportedly assassinated to make way for large US air base in Lebanon" başlıklı bir habere dikkat çekmek istiyorum. Üst düzey Lübnanlı istihbarat kaynaklarına dayandırılan haberde, Hariri'nin Bush yönetimi ve Ariel Şaron'un Likud yönetimi tarafından taşeron ajanlar kullanılarak öldürüldüğü öne sürülüyor...
İddiaya göre, Lübnan'ın kuzeyinde inşa edilmesi planlanan ABD askeri üssü, Ortadoğu'daki ana üslerden biri olacak. Hem lojistik hem de transit üs görevi yapacak. Irak ve bütün bölgedeki Amerikan askerleri için aynı zamanda dinlenme merkezi işlevi görecek. Ancak üssün bir başka önemi daha var: "ABD'nin Doğu Akdeniz'e çıkan ve çıkacak olan boru hatları buradan kontrol edilecek. Tabiî ki, Suriye ile ilgili planlar da buradan yürütülecek. Üs, Katar'daki büyük Amerikan üssünün bir benzeri olacak. Hariri'nin aracı uzaktan kumandalı patlayıcılara karşı korumalıydı. Bu nedenle başka bir yöntemle öldürüldü. Tıpkı 2002'deki Elie Hobeika suikastinde olduğu gibi... Devam ediyor: "Bu suikastler, yabancı liderlere yönelik cinayetler, iki Beyaz Saray görevlisi tarafından organize ediliyor. Bush'un yakın danışma halkasındaki iki isim; Karl Rove ve Elliot Abrams..."
Lübnan'ın kuzeyinde yapılması planlanan bölgenin en büyük askeri üssü İncirlik üssünün bir alternatifi mi olacak? ABD'nin son günlerde İncirlik'le ilgili talepleri ortada. Bu taleplerle Lübnan'da inşa edilecek üsse yüklenen misyon hemen hemen aynı. O zaman ABD, Türkiye'nin İncirlik Üssü'nün bu çerçevede kullanımına izni vermeyeceğini mi düşünüyor? Lübnan üssü ile Irak petrollerinin Doğu Akdeniz'e akıtacak yeni boru hatları projesi arasında ne tür bir bağlantı var? Eğer bu sorular önemliyse Doğu Akdeniz'e çok daha dikkatlice bakmak gerekiyor. Özellikle Kıbrıs konusuna… ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ın Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in Şam ziyaretine yönelik "uyarısına ya da tehdidi"ne de bu çerçeveden bakmak gerekiyor. Ne de olsa, ABD ve İsrail ile Türkiye'nin bölgesel politikaları artık örtüşmüyor. ABD ve İsrail'in Lübnan ve Suriye'ye dönük planlarının, Türkiye'ye, Irak işgalinden çok daha ağır faturalar ödeteceği, hatta Türkiye'nin güvenlik endişelerini artıracağı ortada. Türkiye'nin ABD-İsrail merkezli bölgesel tasarrufa karşı bir direnç merkezi olmasından mı endişe ediliyor?
15.3.2005 / İBRAHİM KARAGÜL / YENİŞAFAK