Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hayrullah Efendigil, Doğu Türkistanlı milyonlarca kadının çektiği sıkıntıların ötesinde, seslerini duyuramamanın sıkıntısını da çektiğini belirtti.
Efendigil, yaptığı yazılı açıklamada, Müslüman Uygur Türk kadınlarının zorla kürtaja ve işkenceye maruz kaldığını ifade ederek, "Doğu Türkistanlı kadınlarımıza zorunlu kürtaj ile 8-9 aylık bebekler anne karnında katledilirken, anneler de ölüme terk edilmektedir. Sağlıksız ve kurallara uymayan yöntemlerle yapılan kürtajlar sonucu kadınların birçoğu hayatını ya da bir daha çocuk sahibi olma imkânını kaybetmektedir" dedi.
HAPİSHANELERDEKİ 100 BİNİ AŞKIN D.TÜRKİSTANLI GENÇ SONUNU BİLMİYOR
Doğu Türkistan'da pek çok kadının her yıl idam edilen evlatları için gözyaşı dökerken, pek çoğunun da sebep gösterilmeden evlerinden alınıp götürülen evlatlarından haber alacağı günü beklediğini anlatan Efendigil, "Çin hapishanelerinde bulunan 100 bini aşkın Doğu Türkistanlı gencin arkasında binlerce kadın gözyaşı dökmektedir. Dünya Af Örgütü'nün 2004 yılı yayınladığı raporuna göre Çin'de pek çok kadın sadece temel hak ve hürriyetlerini savundukları için gözaltına alınmakta, sınırlamalara tabi tutulmakta ve hatta cinsel tacize uğramaktadır. Demokrasi taraftarı hareketlere katıldıkları için yıllarca hapse atılmakta, siyasi suçlu olarak çalışma kamplarına yollanmakta veya yargılanmaksızın hapse atılmaktadırlar. Gözaltındayken bile işkenceye maruz kalmakta ve cinsel olarak sömürülmektedir. Gözaltındaki kadınlara dayak atılmakta ve elektrik şokuna maruz bırakılmaktadır. Çin hükümeti de polislerin tutuklu kadınlara karşı işkenceye başvurduğunu doğrulamaktadır. Çin anayasasında bu durumdaki kadınların cinsel istismarına karşı korumaya yönelik ifadelerinin ise uygulamalarda hiçbir etkisi yoktur" diye konuştu.
DOĞU TÜRKİSTAN TOPYEKÜN YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR
Doğu Türkistanlı kadınların esaretin en ağır yükü altında yaşamak ve benzeri görülmemiş zulümlere katlanmak zorunda bırakıldığını anlatan Efendigil, şunları dile getirdi: "Doğu Türkistan topyekün sömürülmekte, tarihi ve kültürüyle yok edilmeye çalışılmaktadır. Bütün sıkıntıları birlikte ve aynı derecede yaşayan kadınlar sıkıntılarını paylaşamamakta ve ifade edememektedirler. Nitekim yaptığı çalışmalar ve oluşturduğu ?Bin Anneler' hareketiyle cesaret simgesi haline gelen Doğu Türkistanlı Rabia Kadir Hanımın hak ve hukuk arayışları suç sayılmış ve kendisi hapsedilmiştir. Rabia Kadir ?Bin Anneler' (Doğu Türkistan'da yaşayan kimsesiz kadınlara yardım kuruluşu) hareketinin kurucusu ünlü bir Uygur iş kadınıdır. Doğu Türkistanlı kadınların sıkıntılarını bilen, bizzat yaşayan biri olarak kadınlara yardım etmek için harekete geçmiş ve bütün imkânlarını bu yolda seferber etmiştir. Bu yardımlaşmayı yasal yollarla engelleyemeyen Çin hükümeti, onu aslı olmayan bir suçlama ile susturmak istemektedir. Yerel gazetelerde yer alan haberleri devlet sırrı sayan Çinli yetkililer, bu bilgileri yurtdışına çıkarmak suçlaması ile Bin Anneler hareketinin kurucusu olan Rabia Kadir'i 8 yıl hapis cezasına çarptırmıştır. Şu anda Çin hapishanesinde tutuklu olan Rabia Kadir ,Uluslararası Hukuk Vakfı ?RAFTO' tarafından 2004 yılında yılın annesi ilan ederek, ödülü ABD Washington'da bulunan eşine tören ile takdim etmiştir. Çin hükümeti bu haksızlığından dolayı sert bir dille kınanmış ve serbest bırakılması istenmiştir."
ANNE KARNINDAKİ BEBEKLERİ KATLETMEKTEN VAZGEÇİN
Çin'i Müslüman kadınlar üzerindeki baskıyı kaldırmaya ve bebekleri anne karnında katletmekten vazgeçmeye çağıran Efendigil, açıklamasını şöyle bitirdi: "İnsan hakları mücadelesinin simgesi haline gelen Rabia Kadir'i derhal serbest bırakmaya ve haklarını iade etmeye davet ediyoruz. Çin'in insan hakları ihlallerini, sömürgeci ve emperyalist siyasetini protesto ediyor ve şiddetle kınıyoruz. Çin hükümeti, Doğu Türkistan'daki işgaline ve insan hakları ihlallerine derhal son vermelidir. Tüm çabalarımız; baskıların, sömürülerin, hak ve hukuk ihlallerinin bitmesi ve insanların insanca yaşayabildiği güzel bir dünya içindir."
VAKİT 17.03.2005