Adalet eski Bakanı İsmail Müftüoğlu, "Başta 312. Madde olmak üzere, inanç ve fikir hürriyetini kısıtlayan bütün maddelerin tamamen kaldırılması gerekir" dedi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, Türk Ceza Kanunu'nun 312. Maddesi uyarınca Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi'ye verilen 1 yıl 8 aylık hapis cezasını onamasının yankıları sürüyor. Türkiye'de fikirler ve düşüncelerini anlattığı için birçok insanın hapishanelere girdiğini kaydeden İsmail Müftüoğlu, "Herkes dilediği gibi fikirlerini anlatabilmeli. İnsanları, konuştu diye hapse atamazsınız. Masonları, siyonistleri ve çeşitli diyalogcuları deşifre eden bir yazarın bu şekilde elinin kolunun bağlanmasının hukuki izahı yok. Türkiye'de inanç ve kanaat hürriyetlerini baskı altında tutmak için, faşist bir zihniyetin ürünü olan maddeler var. Milletin tek başına iktidar yaptığı bir hükümetin bu meseleye seyirci kalması acı verici. Çünkü bu iktidar mensuplarının birçoğu bu maddelerden çektiler" diye konuştu.
HİKMET SAMİ TÜRK'ÜN GÖRÜŞÜ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Eygi ile ilgili kararında 312'yle ilgili "312, kaldırılan 163. maddenin yerine geçer" yorumunda bulunması, uzmanların tepkisini topladı. Vakit'e konuşan Adalet eski Bakanı Hikmet Sami Türk, iki maddenin farklı olmasına rağmen zaman zaman 312. maddenin zorlamayla 163. madde yerine kullanıldığını kaydetti. Türk, "Laik düzeni korumayı amaçlayan 163. maddeyle "din ve mezhep farklılığı gözeterek insanları birbirlerine karşı tahrik etme' farklı konuları düzenliyor. Ama 163. madde yürürlükten kaldırıldıktan sonra 312. maddenin zorlamayla 163. madde yerine kullanıldığı bir gerçek. Yani, zaman zaman bu yöne gidilmiştir" dedi.
Türk, 163. maddenin "devlet düzeninin din esaslarına dayandırılmasını' yasakladığını, 312. maddenin ise, "din, mezhep, ırk, bölge farklılığı gözeterek, halkı birbirlerine karşı tahrik etme' suçunu düzenlediğine dikkat çekti. Hikmet Sami Türk, bu konuda yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığı görüşünü dile getirirken; "açık ve yakın tehlike" kavramının "net olmadığını", bunun da "ihtimalleri" artırdığını bildirdi. Türk, bu kavram yerine "açık ve mevcut tehlike" gibi "net" bir ifadenin 312'ye konulması gerektiğini savundu.
"216. MADDEYİ SAKINCALI BULUYORUM"
1 Nisan'da yürürlüğe girecek olan yeni TCK'da, 312. maddenin yerine getirilen 216. maddeyi de sakıncalı bulduğunu anlatan Hikmet Sami Türk, şunları kaydetti: "Bizim açık ve mevcut tehlike dediğimiz ölçü, Meclis Genel Kurulu'nda verilen bir önergeyle 'açık ve yakın' tehlike biçiminde ifade edildi. İkisi arasında çok önemli bir fark var. Açık ve mevcut tehlike dediğimiz zaman, tehlikenin çok somutlaşmış olması gerekir. Açık ve yakın tehlikeyse, değerlendirme marjını genişletiyor, olasılıkları daha çoğaltıyor. O bakımdan 216. madde, bir anlamda Avrupa Birliği 1. Uyum Paketi ile kabul edilen yasaya göre bir geri adım niteliğindedir. Aslında bunu değiştirmeye de gerek yoktu."
SELÇUK: NORMA İŞKENCE ETMEK
Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk da, 312. maddenin 163. madde yerine kullanılmasının mümkün olmadığını bildirdi. İki maddenin birbiriyle yakından uzaktan hiçbir ilgisinin bulunmadığını dile getiren Selçuk, "Birbirinin yerine geçemez; yerine geçme teşebbüsü, maddeyi zorlamak anlamına gelir. İtalyanlar bunu 'norma işkence etmek' diye nitelendiriyor, Fransızlar da 'zoraki yorum' derler ve bu da mümkün değildir" diye konuştu.
VAKİT 19 MART 2005