AİHM'nin Arestis'in mülkiyet davasını kabulü Rumları sevindirdi. 'Hak ihlallerinden Türkiye mesul tutuluyor' diyen Rumlara göre, KKTC Tazminat Komisyonu'nun iç hukuk yolu olması reddedildi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) '2. Loizidu davası' olarak görülen Kıbrıslı Rum Myra Ksenides-Arestis'nin mülkiyet davasını 'kabul edilebilir' bulması Rumları sevindirdi. Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, AİHM'nin Kuzey Kıbrıs'ta insan haklarının çiğnenmesinden Türkiye'nin sorumlu olduğunu teyit eder nitelikte çok önemli bir karar aldığını söyledi. Rum Yönetimi, tüm büyükelçilerine kararı duyurma talimatı verdi. AİHM kararının oybirliğiyle alınması ve Türk hâkim Rıza Türkmen'in de buna katılması Rumları ayrıca memnun etti.
Rum Genel Savcı Solonas Nikitas, bu kararla Türkiye'nin Rumların önce KKTC' deki Tazmin Komisyonu'nda hak araması gerektiği tezini çürütüğünü söyledi. Kararın 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin varlığını teminat altına aldığını belirten Nikitas, şu unsurlara dikkat çekti: "Annan Planı müzakerelerinde iki toplumun temsili eşit olması, KKTC'nin devlet olarak tanınması anlamına gelmiyor. Türkiye'nin askeri kontrolü sürdürdüğü kabul ediliyor. Annan Planı'nı reddinin Rumların AİHM'ye başvurmasını önlediği sonucunu yaratmıyor."
Türkiye: Ne zafer, ne yenilgi
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıslı Rum Ksenides-Arestis davasında aldığı kararı 'temkinli' karşıladı. Kararın 'ne zafer ne de yenilgi' olarak görülmesini gerektiren Ankara, nihai kararın bir yıldan önce alınmayacağını ve bu süreçte Kıbrıs sorununda önemli gelişmeler olabileceğini savundu. AİHM kararının Türk tezleri açısından en olumsuz unsuru, 'Tazminat Komisyonu'nun muhatap alınabilmesi için mülkün iadesine de karar vermesi' koşulunu getirmesi.
Dışişleri Sözcüsü Namık Tan, dün düzenlediği basın toplantısında, AİHM kararıyla ilgili soruları yanıtlarken, "Kararı bu aşamada bir zafer veya yenilgi olarak ortaya koymak doğru olmaz. Burada söz konusu olan ara aşama olup mahkeme davanın kabul edilebilirliğini açıklamıştır. Bundan sonraki aşamada esasa ilişkin inceleme söz konusu olacaktır" dedi. Karar çerçevesinde ileriye yönelik bir öngörüde bulunmanın mümkün olmadığını belirten Tan, "Zaten böyle bir öngörü uygun olmaz. Ancak daha önceki örneklere bakacak olursak, bu mahkemenin bir yıldan önce esasa ilişkin kararını almasının olası olmadığını söyleyebiliriz" diye konuştu.
Diplomatik kaynaklar, bir yıllık sürede hem Kıbrıs sorununun çözümüne dair önemli gelişmeler olabileceğini, hem de tazmin komisyonunun AİHM kriterlerine uygun olarak yenilenebileceğini savundu. Kaynaklar, Türkiye'nin adada kalıcı çözüme odaklandığını, çözüm sağlanırsa da Rumların KKTC'deki mallarına dair sorunların Annan Planı bünyesinde kurulacak 'Mülkiyet Komisyonu'nca çözümleneceğini vurguladı.
AİHM kararının en olumsuz noktalarından biri, Tazmin Komisyonu'nun 'mülkün asıl sahibine geri dönüşüne imkân tanımaması' olarak gösteriliyor. Komisyonun tam bir iç hukuk yolu olarak tanımlanabilmesi için getirilen bu koşul, Türkiye'nin tezlerine tamamen aykırı görülüyor.
RADİKAL 08.04.2005