İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

AB, Roma’nın yeniden inşasıdır

AB, Roma’nın yeniden inşasıdır
Güncel
|

Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erhan Afyoncu, AB’nin bir kısım çevrelerce “olmazsa olmaz” hale getirildiğine dikkat çekerek, “10 yıl öncesine kadar halk tabanında kimsenin AB diye bir meselesi yoktu. Şimdilerde herkes ‘onurumuzla girelim” safsatasının peşine takılmış gidiyor. Böyle saçma sapan şey olur mu?” dedi.

- Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erhan Afyoncu, AB’nin 400 yıllık bir proje olduğunu belirterek, “Bu proje, Osmanlı’nın Avrupa içlerine doğru gerçekleştirdiği yürüyüşünün durdurulması için oluşturuldu. Dolayısıyla AB, ‘küçük bir proje’ değildir. Milli kimliğimizi ortadan kaldırmaya, tek bir Avrupalı kimliğini tesis etmeye yönelik bir projedir.” diye konuştu. AB’nin bir kısım çevrelerce “olmazsa olmaz” hale getirildiğine dikkat çeken Afyoncu, 10 yıl öncesine kadar halk tabanında kimsenin AB’ye girmek istemediğine işaret ederek, “Şimdilerde herkes ‘onurumuzla girelim” safsatasının peşine takılmış gidiyor. Böyle saçma sapan şey olur mu? Unutmayalım, hangi birliğe girerseniz girin, siz oranın bütün şartlarına uymak, oraya eklemlenmek durumundasınız. Yoksa, sizi kimse içine almaz. Zira, AB’ye girdiğinizde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” şeklinde konuştu. Afyoncu, Avrupalıların iyi politikacılar olduğunu söyleyerek, “ Onlar, ilacı bir anda vermezler, yavaş yavaş vereceklerdir. Dikkat ederseniz, 10 yıl önce mesela Kıbrıs konusunda bugün olanlar olacak deseniz hiç kimse inanmazdı. Yarın da başka şeyler olacak. AB istediği her şeyi yavaş yavaş yaptıracak ve Türk kimliğini zayıflatacak.”uyarısında bulundu. “Viyana önlerine niye geldiniz?” diyecekler Avrupa’nın “Viyana’ya kadar niye geldiniz?” diye özür dileteceğini kaydeden Afyoncu, “Bugün Ermeni soykırımını kabul et diyorlar, yarın öbür gün Pontus meselesini çıkaracaklar. Bugün bize çok uç gelen örnekler, ileride tabii olacak.” dedi. Medyanın halkı “AB, AB” diye alıştırdığını söyleyen Afyoncu, “Vatandaşımız AB’ye girdiğinde ekonomik refaha kavuşacağını, çalınmış haklarını tekrar elde edeceğini sanıyor. Ancak bunun böyle olmadığını görecekler. Çünkü, AB demek, disiplinli bir halat tarzı demek. Aslında Türk halkında patlamaya hazır bir tepki var. Her ne kadar ‘evet’ dese de ‘hayır’ı da cebinde tutuyor. “ ifadelerini kullandı. Türkiye, “mihver ülke” olmalı Afyoncu, Türk dış politikasının tek eksenli hale getirildiği eleştirisinde bulunarak, “Türkiye, AB’ye endekslemiş durumda. Etrafında olanları görmekten aciz ve günlük politikaların esiri olmuş bir strateji izliyor. Irak, Suriye ve İran’la ilgili gelişmelerde eli kolu bağlanmış ve söz hakkı elinden alınmış bir ülke durumunda. “diye konuştu. Afyoncu, Türkiye’nin “mihver ülke” olması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: “Ne yazık ki, ülkemiz borç sorunu içinde yüzüyor. Dış borçlarımız devasa boyutlara ulaşmış durumda. Adeta, egemen güçlere ‘kapıkulu’ olduk. Elbette ki, isteriz ki, ülkemiz bölgesinde ağabeylik yapsın. Fakat, bu şimdilik zor gözüküyor. Peki, ne yapılması gerekiyor? Bunu en kestirmesi şudur: Milli politikalar üretmek, halkla bütünleşmek. Tabii, biz bunları söylerken yine bazıları bizi komik duruma düşürmek için elleriden geleni yapacaklar.” Osmanlı yeniden keşfediliyor Dr. Erhan Afyoncu, bölge halklarının Osmanlı’yı yeniden keşfetmeye başladıklarına işaret ederek, “Bu coğrafya Osmanlı’dan sonra devletini kaybetti. Dün Avrupa’nın sınırlarını Osmanlı çizmiş ve dünya siyasetine yön vermişti. O gün Osmanlı’ya yalvaran Avrupalı ülkeler şimdi bize yön biçiyor, emirler yağdırıyorlar. Belki bu çok da iyi oluyor. Çünkü, kendimizin farkına varıyor, geçmişteki ihanetlerimizi sorguluyoruz. Yani, gelişen olaylarla geçmişimizi keşfediyoruz. Lübnanlı gerilla lideri Velid Canbolat’ın Hasan Cemal’e söylediklerine bir bakın: ‘Osmanlı zamanında işler daha iyiydi. Bir tek Osmanlı döneminde Araplar birlik halindeydi. Şimdi daha karışık. Bu ulus devletler bir felaket.’ Yine, Lübnanlı bir din adamı, ‘Osmanlı’dan sonra biz devletsiz kaldık’ diyor. Böyle konuşanların sayısı İslam dünyasında artıyor. Sadece İslam dünyasından da yükselmiyor bu tarz konuşmalar. Mesela 2003’te New York Times’ta şöyle bir yazı vardı: ‘Bir hayalet ABD’yi pençesine almış, rahat bırakmıyor: Osmanlı İmparatorluğu. Irak’ta, Sırbistan’da, Bosna’da, Kosova’da, Körfez Savaşı’nda, 11 Eylül saldırılarında bu hayalet bizimleydi.’ Evet, muazzam bir güç olan Osmanlı yeniden keşfediliyor. Zira, Osmanlı büyük bir sistemdi ve etkilenmemek mümkün değildi.” ifadelerini kullandı. Ermeni tehciri boşuna yapılmadı Ermeni Sorunu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Afyoncu, 1915 yılında Ermenileri isyan hareketine kalkıştıklarını hatırlatarak, “Osmanlı, Rusya ile savaş halinde. Bir taraftan cephede mücadele sürüyor, diğer taraftan da Ermenilerin çeteler kurarak yaptıkları katliamlar önlenmeye çalışılıyor. Ermeniler, Van’ı ele geçiriyorlar, bağımsız devlet kuruyorlar, Ruslarla işbirliği yapıyorlar, Doğu Anadolu’da Müslümanlara saldırıyorlar. Yani durup dururken tehcir falan yapılmış değil. Tehcir önceden planlanmış bir hadise değildir, o dönemde mecbur kalıp alınmış bir önlemdir.” yorumunda bulundu. Afyoncu, “Ermenilerin Anadolu’yu tamamen terk etmeleri Milli Mücadele ve sonrasında olmuştur. Milli Mücadele’den sonra burada barınamazlardı, çünkü düşman kuvvetleriyle işbirliği yapmışlardı. Fransız ordusunda bir sürü Ermeni vardı. Yani Ermeniler yalnız tehcirle gitmedi, Milli Mücadele sonrasında da gittiler.” görüşünü dile getirdi. Tazminat almak için tapuları topluyorlar Afyoncu, ABD, Fransa ve Suriye’de yaşayan Ermenilerin önemli amaçlarından birinin tazminat olduğuna vurgu yaparak, “Mesela Suriye’de Osmanlı döneminden kalma tapuları topluyorlar. Bunları, Halep’te bir manastırı arşiv yapmışlar, orada topluyorlar. Sizden tazminat alacağız, diyorlar. Hepsini alamasak bile, bir kısmı alacağız, ama alacağız, diyorlar. Yani “soykırımını kabul edelim, bu mesele biter” denemez. Bir, soykırım diye bir şey olmamıştır; iki, bu yalnızca Osmanlıyı bağlamaz, İstiklal Harbi’ni ve Cumhuriyeti de bağlar; üç, tazminat meselesi hiçbir zaman göz ardı edilememesi gereken önemli bir noktadır.” değerlendirmesinde bulundu. Kimliğimizi vestiyere asacağız AB’nin tarihi süreci hakkında bilgi veren Afyoncu, “AB, Roma’nın yeniden inşasıdır” diyerek, şu değerlendirmede bulundu: “Roma’nın yıkılışı ile birlikte Avrupa parçalanma sürecine girdi ve bir süre büyük bir devlet çatısı altında bir araya gelemedi. Daha sonra, 17. yüzyılla birlikte Fransa’nın önderliğinde AB fikri ortaya atıldı. Bu fikrin tek bir amacı vardı; o da Osmanlı’nın ilerleyişinin durdurulması, yani Türk korkusu idi. Zira, 16 ve 17. yüzyılda Avrupa derin bir Türk korkusu altındaydı. Daha sonra AB’nin felsefi temeli kuruldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da ancak kademe kademe, Kömür-Çelik Birliği’nden hareketle günümüze kadar geldiler.” Afyoncu, AB’ye girişle birlikte son Türk devletinin ortadan kalkacağını ifade ederek, “AB’ye girdiğimizde milli egemenliğimiz ortadan kalkacak. Dini ve milli kimliğimizi kendi ellerimizde vestireye asacağız.” dedi. Afyoncu, AB’nin, ders kitaplarındaki milli tarihi azaltma girişimlerinde bulunduğu uyarısında bulundu ve ekledi: “Millî tarihin yüzde 30’lara çekilmesi projesi var. Buna mukabil, genel Avrupa tarihi arttırılacak. Tehlike bu kadar büyük.” MİLLİ GAZETE 09.04.2005
AKRA