İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

İslam dünyasının küresel aktör olma şansı var mı?

Dünya
|

21. yüzyılda bir İslam dünyasından söz edilebilecek mi? Yoksa, bir yüz yıl önceki gibi bölge, büyük güçlerin arasında paylaşılıp kamplara mı ayrılacak?

Türkiye ile Endonezya, İran, Mısır ya da Kuzey Afrika ülkeleri arasında, farklı eksenler içinde yer almanın doğurduğu uzaklık ve soğukluk bir düşmanlık şeklinde yeniden mi formatlanacak? Amerika ve Avrupa’nın Ortadoğu’daki varlığı ile Rusya, Çin ve Hindistan’ın Asya’daki güç gösterisi, söz konusu coğrafyada ne tür ayrışmalara zemin hazırlayacak? Yoksa yeni bir güç mü ortaya çıkacak?.. Dünyada bölgesel yakınlaşmalar yaşanırken bu coğrafyada ayrışmalar derinleşiyor. Etnik ve mezhep eksenli çizgiler kalınlaşıyor. Sosyal ve kültürel ayrışmalar besleniyor. Hal böyle iken bölge ülkeleri kendilerini koruma adına ayrışmaları daha da derinleştirecek adımlar atıyor. Varolan potansiyel gücü harekete geçirme yerine kendi iç bütünlüklerini daha da riske atıyor, siyasi, kültürel ve sosyal bütünlüğü güçlendirici adım atmakta zorlanıyor. Mesela Ortadoğu ülkeleri, geleceklerinin toplumsal barışı sağlamadan geçtiğini, ancak ve ancak içerideki muhalefetle barışarak ayakta kalabileceklerini anlamıyor, bu yönde adımlar atmıyor. Bu tutumları rejimlerinin çöküşünü hızlandırdığı gibi muhalefeti de bölgeye yönelik hesapları olan güçlerin safına itiyor. Böylece muhalefetin kaderiyle rejimin kaderi yok olma noktasında birleşiyor. Oysa bu ülkeler, iktidarın ve muhalefetin kaderini, bölgenin dinamiklerini harekete geçirme noktasında birleştirerek bir çıkış yolu bulmak zorunda. Çünkü başka bir yol kalmadı. 14.4.2005 / İBRAHİM KARAGÜL / YENİ ŞAFAK
AKRA