AKRA FM'de Cumartesi günü Evlilik okulu programına konuk olan Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Yaşananlar, zaaf oluşturmak istendiği şüphelerini artırıyor. Olaylara abartılı tepkiler verilmesi, derin devlet ve milliyetçilik tartışmalarının hemen arkasından siyasi iradenin yaşananları kontrol edemeyeceği söylemi gündeme gelebilir. Hemen ardından da "ülke elden gidiyor" sözleriyle toplumun onaylayacağı bir hava oluşturup, şahinleri devreye sokmaya çalışabilirler. "
Cephe savaşları artık eski önemini yitirdi. Zaten birkaç İslâm ülkesi dışında ülkeler arası cephe savaşı da yaşanmıyor. Bu yüzden de dünya, provokasyonların, silahlı ve kadife devrimlerin yaşandığı "psikolojik savaş" ortamında ilerliyor.
Balkanlar, Orta Doğu ve Orta Asya gibi dünyanın en sancılı bölgelerine komşu olan Türkiye de "psikolojik savaş"ın verildiği önemli ülkeler arasında. Bu noktadan hareketle "Psikolojik Savaş" kitabının yazarı, emekli asker ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan'la Türkiye'deki komploları konuştuk. Türkiye'deki psikolojik savaşı anlamak için de sohbetimize, son günlerin en sıcak konusu olan bayrağa saygısızlık ve ardından yaşanan milliyetçilik furyasıyla başladık.
- Mersin, Trabzon ve Adapazarı'nda yaşanan olayları nasıl değerlendirmeliyiz, normal bir tepki mi, yoksa yönlendirilen bir tepki mi sözkonusu?
- Öncelikle olayların başlangıcına bakmamız gerekir. Olayın ne olduğuna yarım gerçeklerle karar vermemek ve tam gerçeğin ne olduğunu bilmek gerekiyor. Toplumun duyarlı olduğu zamanda, duyarlı konuların ortaya çıkarılması ve gündeme getirilmesi, genellikle tesadüfi olmuyor. Bunu fil vakasıyla açıklamak gerekir. Filler ormanda hep aynı yoldan geçerler. Fil avcıları çukurlar açarak fili tuzağa düşürür. Tuzağa düşürdükten sonra da siyah elbiselerle file acı çektirirler. Daha sonra beyaz elbiseyle gelip filleri kurtarırlar. Bunun sonucunda fil beyaz elbiseyle gelenlere tabi olur. Psikolojik savaşta fil olgusu olarak geçen durum, ülkeler arasında veya ülke içinde de uygulanabiliyor.
- Derin devlet, zaafı doldurur deniliyor. Bu olaylar da; zaaf olduğu için mi, yoksa zaaf oluşturmak için mi ortaya çıktı?
- Yaşananlar, zaaf oluşturmak istendiği şüphelerini artırıyor. Olaylara abartılı tepkiler verilmesi, derin devlet ve milliyetçilik tartışmalarının hemen arkasından siyasi iradenin yaşananları kontrol edemeyeceği söylemi gündeme gelebilir. Hemen ardından da "ülke elden gidiyor" sözleriyle toplumun onaylayacağı bir hava oluşturup, şahinleri devreye sokmaya çalışabilirler.
- Siz aynı zamanda emekli bir ordu mensubusunuz. Bu tür provokasyonların devletin bilgisi dışında olması düşünülebilir mi?
"DEVLET, HALKINA KOMPLO KURMAZ"
- Devlet, halkına karşı komplo kurmaz. Psikolojik savaş sonucunda, halkta "devlet bize karşı komplo kuruyor" şeklinde bir hava oluşturuldu. Aslında ortadaki provokasyonları yapanlar, devletin hiyerarşik mekanizması içinde yer almıyor. Devletin içinde gayriresmi, komiteler tarzında bazı güç odakları var. Bu güç odakları, yaşananları devletin refleksi gibi gösteriyor.
- Amaç ne olabilir?
- Türkiye'de şu an AB'ye yönelik bir siyasi irade var. Bu siyasi iradeye karşı, referansı bilim yerine kurulu düzen olan kişiler, ellerindeki çıkarlarını korumak ve kontrolü kaybetmemek için çeşitli korkuların tetiklenmesine yol açıyor.
"MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİMİZ ŞOVEN"
- Milli duygular abartılarak, Türkiye'nin AB'ye girişinin engellenmesi mi amaçlanıyor?
- Bu olayın arkasında ulusalcılık refleksi var. Milliyetçiliğin, siyasi milliyetçilik şeklinde kullanılması sözkonusu.
- Milliyetçiliği, siyasi ve gayri siyasi olarak nasıl ayırıyorsunuz?
- Milliyetçilik, kültürel milliyetçilik şeklinde anlaşılırsa faydalı. Kültürel milliyetçilik kavgaya değil, farklı kişilerin bir arada yaşamasına imkân sağlar. Kültürel milliyetçilik sevgiyi artırır, siyasi milliyetçilik ise düşmanlığı artırır. Kendisi gibi düşünmeyeni düşman kabul eder ve "Ya sev ya terk et" bilincini hakim kılmaya çalışır. Esasında bu milliyetçilik değil, ırkçılıktır. Türkiye'deki milli eğitim sistemi de şoven özellikleri fazla destekliyor ve pekiştiriyor. Bu da toplumdaki önemli olaylarda bu şoven duyguların harekete geçirilmesine imkân sağlıyor.
- Şovenle milliyetçi arasındaki psikolojik fark nedir?
- Milliyetçilikte bağlılık duygusu fikirleredir. Irkçılıkta ise biyolojik ırkadır. Irkçılıkta kendi ırkından olmayanı, kendinden görmeme eğilimi vardır. Milliyetçilikte ise kültürel değerlere bağlılık vardır. Kültüre yönelik milliyetçilik yapıcı, biyolojik ırka yönelik milliyetçilik ise yıkıcı olur.
- 1789'dan bu yana bütün dünya milliyetçiliği tartışıyor, bu akımlar sonrasında Osmanlı yıkıldı. Milliyetçilik insanın doğasında olan bir fenomen mi, yoksa kaşımayla mı ortaya çıkıyor?
- Mübadele olduğu zaman bazı Rumlar, Yunanistan'a giderken, kedilerini de götürmek istiyor, ancak kediler onlarla birlikte gelmiyor. Çünkü kedilerin toprağa yönelik duyguları vardır. Kedi sadakati, köpek sadakati ve insan sadakati vardır. Kediler toprağa, köpek insana, insan ise fikirlere bağlanır. İnsan annesinin konuştuğu, rüyasında gördüğü dili sever. Dolayısıyla milletini ve çevresini sever. Bu milliyetçilik; fikirlere, tarihe bağlanan bir milliyetçilik olursa ideal milliyetçilik olur. Ama diğer canlılardaki gibi ırka yönelik bir milliyetçilik tarzında olursa bu, kavgaya sebep oluyor. Osmanlılar farklı kültürleri, aynı amaç etrafında toplayabilmişti.
Erzurum'a dikkat
- Türkiye, bulunduğu konum itibariyle çalkantıların tam ortasında yer alıyor. Türkiye, coğrafi özelliği itibariyle psikolojik savaşın hiç durmadığı ülkeler arasında görülebilir mi?
- Elbette. Bu savaşı II. Abdülhamit de vermiştir. II. Abdülhamit, Balkanlar'daki kilise kavgasını barıştırmıyor. İttihat-Terakkiciler kiliseler arasında kavgayı bitirince, Balkanlar birleşip, Osmanlı'ya karşı savaşmaya başladı. Abdülhamit "Aralarındaki kilise problemini bilerek çözmemiştim, niye yaptılar?" diyor. Abdülhamit yaptığı psikolojik savaşla, Balkanlar'ın Osmanlı'ya karşı birleşmelerinin önüne geçmişti. Bu; toplumdaki dengeleri kollayarak, psikolojik savaşı ülke yönetiminde kullanmaktır. Burada toplumun hassasiyetlerini iyi bilmek gerekir.
- Buradan son olaylara gelirsek, nasıl bir savaşla karşı karşıyayız?
- Milliyetçiliğin önemli olduğu veya çatışma yaşanabilecek iller vardır. Olayların da bu illerde yapılması, yankı bulmasını sağlar. Mersin, Trabzon ve Adapazarı bunun için özel olarak seçilmiştir. Önümüzdeki günlerde Erzurum'da da benzer bir olay yaşanabilir. Büyükşehirlerde yapıldığı zaman aynı ortamın oluşturulması biraz daha zor olur.
- Türkiye, kendisine karşı yürütülen savaşa nasıl bir psikolojik savaşla cevap vermeli?
- Psikolojik savaş her zaman olacaktır, bu kaçınılmaz bir gerçek. Fitneler gizli kalırsa sonuç verir, açığa çıktığı zaman sonuç vermez. Onun için entrikalar ve gizli faaliyetlerin açık konuşulması, planların bozulmasını da beraberinde getirir. Bir de siyasi iradenin çok güçlü bir şekilde olaylara karşı tavır koyması gerekir.
VAKİT 18.04.2005