Avrupa Birliği Anayasası'nın Fransa'da referanduma sunulmasına az bir süre kala, "hayır" eğiliminin ağır bastığı belirtiliyor.
Nüfusunun büyük çoğunluğu Katolik olan Fransa, laik sistemine rağmen, Avrupa Birliği Anayasası'na karşı büyük bir Katolik muhalefetle karşı karşıya. Vatikan'ın büyük çabasına rağmen, Avrupa Anayasası'na Hıristiyanlıkla ilgili hükümlerin girmemesi ve AB'nin genel karakterinin Hıristiyan olduğu hususunun Anayasa'da belirtilmemiş olması, Fransızları "hayır" seçeneğine sevketti. Fransa'daki sol gruplar da "Anayasa'da sosyal politikalar teminat altına alınmadı. Avrupa Sosyal Güvenlik Sistemi bu anayasayla büyük yara almaktadır" diyerek, farklı gerekçelerle Anayasaya karşı çıkıyorlar. 29 Mayıs'ta yapılacak referandumda AB Anayasası'na "hayır" çıkması durumunda AB'nin çok büyük bir krize sürüklenmesinden endişe ediliyor. AB Anayasası'na hayır diyecek olanların sayısının gittikçe artması üzerine AB'nin kıdemli üyelerinin büyük bir telaşa düştüğü belirtiliyor. 29 Mayıs'ta yapılacak referandumda AB Anayasası'na "hayır" denilmesi durumunda AB'nin büyük bir krize sürüklenmesinden korkuluyor. Fransa'nın ardından Hollanda'da yapılacak olan referandumda da "hayır" seçeneğinin çıkması bekleniyor. Hollanda'nın daha sonra telafi edilebilir bir ülke olduğu belirtilirken, Fransa'da "hayır" çıkmasının, başka AB üyesi ülke için de takip edilebilir bir örnek teşkil edeceği kaydediliyor. Fransa'nın, Almanya'nın yanı sıra AB'nin geneli için taşıdığı önem sebebiyle, özellikle Fransa'dan Anayasaya onay çıkması isteniyor. Fransa'nın laik yapısına rağmen, özellikle dini gerekçelerle Anayasanın halk nezdinde veto edilmesi, sadece AB açısından değil, laiklik meselesinin geleceği açısından da öneme haiz bulunuyor.
"EVET" KARŞILIĞINDA "SÖMÜRGECİLİĞE" ÖVGÜ RÜŞVETİ
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın sağcı kesimleri Anayasaya "evet" demeye yönlendirmek için hazırlattığı bir yasa tasarısına göre, Fransa'nın devlet okullarında okutulan tarih kitaplarında, sömürgecilik yıllarının olumlanması sağlanacak. Fransa'nın, sömürge dönemlerinde Kuzey Afrika'da üstlendiği rolün olumlu olduğu ve o bölge halklarını medenileştirme yolunda bir "sıçrayışa" sevkettiği tezi, yeni tarih kitaplarında işlenecek. Böylece Chirac, AB Anayasası'nda dini hükümlerin yer almamasına karşılık, Fransa halkına, tarihe ve Fransız geçmişine yönelik bir rüşvet önermiş oluyor.
VAKİT 23.04.2005