İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

İslâm Birliği kaçınılmaz oldu

Güncel
|

Dünyanın yeniden tek kutuplu sistemden çıkarak çok kutuplu bir sisteme doğru gittiği süreçte, İslâm dünyasındaki kültürel, siyasi ve ideolojik boşluk giderek kendini hükümetler ve devlet başkanları düzeyinde de hissettirmeye başladı.

Cezayir Cumhurbaşkanı'nın Osmanlı Milletler Topluluğu projesinden bahsederek, Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e bunu açıkça önermesi ve Türkiye'nin böyle bir projenin liderliğini üstlenmesi gerektiğini alenen belli etmesi, Türkiye'nin yeni süreçte Çin, Hindistan ve Rusya gibi bağımsız ve büyük devlet rolü oynaması gerektiği görüşüne haklılık kazandırdı. OSMANLI MİLLETLER TOPLULUĞU TEKLİFİ ABD ve Avrupa'nın hegemonyasına karşı Rusya'nın da desteğiyle Çin ile Hindistan'ın bloklaşması, emperyalizmin açık hedefi durumundaki İslâm dünyasında da benzer bir birlik oluşumunu zorunlu kılmaya başladı. Son olarak Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelaziz Bouteflika'dan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e gelen "Osmanlı Milletler Topluluğu" teklifi, artık mevcut şartların İslâm birliğini zorunlu kıldığı gerçeğini ortaya koydu. EMRE: "BU BİRLİĞİ GERÇEKLEŞTİRMEK ZORUNDAYIZ" Türk siyasetinin duayenlerinden Süleyman Arif Emre, söz konusu teklifin isabetli olduğunu vurgulayarak, "Yüzde 100 isabet kaydedilmiştir. Zaten dünyada bir bloklaşma ve globalleşme olayı var. Biz de kendi çevremizde bunu gerçekleştirmek zorundayız. Gerçekleştiremezsek başka global güçlerin altında eziliriz. Erbakan D-8'i kurdu ve bütün İslâm ülkelerini her bakımdan sarsılmaz bir biçimde bağlayarak, birlik olma gereğine işaret etti. Atatürk de İstiklal Savaşı'ndan sonra Sadabat Paktı'nı kurmuştu. Dönemin bağımsız Müslüman devletleri olan Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında, 8 Temmuz 1937'de kurulan pakt ile, Doğu'da bir güçbirliği tesis edildi. Balkan Paktı ile de Batı'da bir güçbirliği kurmak amaçlandı. Tamamen ABD ve AB endeksli bir politika izliyoruz. Bu tekliften başka çıkış yolu yoktur. D-8'lerin faal duruma getirilmesi, bu birliğin oluş temellerinin atılması demektir" diye konuştu. MÜFTÜOĞLU: "BİRLİK KAÇINILMAZ" Tarihçi Mustafa Müftüoğlu, dünyanın içine girdiği savaş ve kaos ortamında Müslümanların ve Müslüman ülkelerin birlikteliğinin siyasi ve askeri bakımdan da kaçınılmaz olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti: "Bu son derece isabetli olur. Zaten Müslümanların bir araya gelmesi arzu ettiğimiz bir hedef. Böyle bir birlik mutlaka şart. Hindistan ve Çin, ABD'ye karşı işbirliği yapıyor. ABD ve Avrupa'ya karşı böyle birliklerin oluşturulması lazım. Ama İslâm dünyası maalesef hâlâ uykuda ve bizim de halimiz ortada. Düşman yıllardır çalışmış, bölmüş, içimizde adamlarını yetiştirmiş. O dönemlerin süper gücü Osmanlı'ydı ve Osmanlı kimseyi sömürmüyordu. Ortadoğu'dan gİslâm Birliği kaçınılmaz oldu elenler 'huzurumuz yok' diyor. Süper güç demek, başkalarını sömürmek değil. Osmanlı Milletler Birliği kurulursa İslâm dünyası ve bütün dünya kurtulur. ABD'nin tehditlerine karşı da bir blok oluşmuş olur. Bir yerde bir karışıklık olduğunda Osmanlı duruma bakıyor ve haksız olana 'otur yerine' diyordu. Ne yazık ki şu an, mevcut potansiyele rağmen İslâm dünyasında böyle bir irade yok. Ancak böyle bir iradenin oluşumu artık zorunlu hale gelmiştir ve ortaya çıkan talepler bu gerçeğe işaret etmektedir." MISIROĞLU: "BİRLİK İÇİN ÇALIŞILMALI" Tarihçi yazar Kadir Mısıroğlu, Osmanlı Milletler Topluluğu fikrini uzun zamandır dillendirdiğini hatırlatarak, bu projeye cumhurbaşkanları düzeyinde talep gelmesinin sevindirici olduğunu kaydetti. Mısıroğlu, şunları söyledi: "Biz otuz senedir Osmanlı Milletler Topluluğu'nun kurulması gerektiğini söylüyoruz. Türkiye iddiasız bir devlet oldu. Bu birliği oluşturacak adamların görüş açısı uygun değil. Sovyetler yıkıldıktan sonra, Bağımsız Devletler Topluluğu kuruldu. Osmanlı yıkıldıktan sonra neden Osmanlı Milletler Camiası adında bir birlik kurulmadı? Çünkü o dönemin zihniyeti buna müsait değildi. Bu birliği kurabiliriz ama bu birliği kurmak için çok iyi hesap yapmak lazım. Böyle bir birliği bize kurdurtmak istemeyeceklerdir. Tarih mirasımıza dönmedikçe, ekonomimiz ne kadar büyük olursa olsun Türkiye bir yere varamaz. Ne yazık ki cumhuriyetin kuruluşundan sonra bu tarihi miras reddedilmiştir. Hata ettik denmeli ve bu birliğin tesisi için çaba sarfedilmelidir." KAYNAK: "EN UYGUN ÇÖZÜM" Prof. Dr. Mahir Kaynak, Cezayir Cumhurbaşkanı'ndan gelen Osmanlı Milletler Topluluğu projesine kişisel olarak katıldığını vurgulayarak, böyle bir projenin tabii olarak hedef alacağı iç ve dış birtakım güçlerin boş durmayacaklarını söyledi. Türkiye'nin tek başına bu güçleri aşacak kuvvetinin bulunmadığını belirten Kaynak, şunları kaydetti: "Bu görüşe katılıyorum. Ancak Türkiye'de böyle bir düşüncenin altyapısı hazır değil. Bu fikrin Türkiye'den gelmesi lazımdı. Böyle bir birlik kurulmaya çalışılırsa hem içten, hem dıştan çok ciddi itirazlar gelir. Türkiye'nin de bunu aşacak gücü yok. Osmanlı sadece bir İslâm birliği değildi, bir din beraberliği değildi; dünyaya bakış beraberliğiydi ve siyasi bir birlikteliği ifade ediyordu. Osmanlı bunu tesis etmişti. Nüfusunun üçte biri Hıristiyandı ve sınırlarındaki tüm milletlere güven veriyordu. Ortadoğu'da akan kanın durması ve bu bölgeye barışın gelmesi için en uygun çözüm budur." VAKİT 27.04.2005
AKRA