Arnavutluk'ta İskender'in ayrı bir yeri olduğunu gözlemliyoruz. Müslüman bir paşa olarak Osmanlı'nın bu topraklara gönderdiği İskender, dinini değiştirerek tekrar Hıristiyan olup, milliyetçilik akımının da belki ilk tohumlarını atarak, Osmanlı'ya epey bir zorluk çıkartıyor. Osmanlı'nın İskender Paşa'yı etkisiz hale getirmesi ise yıllarını almış.
Kruya'nın kale bölgesindeki cami kalıntısı ve yıkık minare ise duygulanmamıza yetecek görünümde. Bugün harabe gibi duran bu cami ve hemen yanı başındaki tekkeyi ziyaret ediyoruz. Kruya'da dağın tepesinde bulunan Sari Saltuk Tekkesi ise bu bölgeye ayrı bir özellik veriyor. Sarı Saltuk'un; Balkanlar, Rumeli ve Anadolu'da değişik yerlerde 40 kadar türbesinin olduğu söylenir. Kruya'daki gezimizi tamamlıyoruz. Yol boyu dikili zeytin ağaçlarının arasından dağları tepeleri geçerek, ovaya doğru iniyoruz. Kruya Dağı'nın yamacında gördüğümüz ikinci bir tekkenin ise hâlâ faal Sarı Saltuk Tekkesi olduğunu mihmandarımızdan öğreniyoruz.
Balkanların değişik memleketlerinde tekke ve türbeleri olan Sarı Saltuk?la ilgili olarak mihmandarımız Haluk Dursun Hoca anekdotlar aktarmaya devam ediyor. Sarayda fetih hazırlıkları için konuşulurken ?Sarıyı saldık? derlermiş. Değişik bölgelerdeki bu tekkeler buralara gönderilen dervişlerin gayret ve himmetleri ile bölge daha fethedilmeden içten fethedilirmiş.
Yol boyu artık görmeye alıştığımız miğfere benzer sığınak gibi kulübelerin hikayesi ise bize şu şekilde anlatıldı. Halkını çok seven Enver Hoca, iç ve dış istilaya karşı çok sevdiği halkını bu sığınaklarda koruyacakmış. Tüm ülke yüzeyinde üç yüz bin tane kadar olduğu söylenen bu hiçbir işe yaramaz sığınaklara yapılan yatırımın yarısı altyapı ve yollara yapılsa idi, bu küçük ve şirin ülke bugün bu şekilde Avrupa?nın göbeğinde tüm dünyaya rezil olmazdı diye düşünüyoruz. Miğferi andıran bu sığınakların büyüklükleri 10-15 metre kare kadar. Küçük pencerelerle dışarıdaki düşman görülecek ve etkisiz hale getirilecek. Mantık bu.
Üç günlük gezimiz süresince şunu gördüğümü ısrarla vurguluyorum; Komünizm afeti Arnavutluk?ta güzellikleri katletmiş.
?Sahura bile kalkamıyorduk?
Sohbet ve muhabbet ilerledikçe ilerliyor. Çaylar, meyve suları derken, gecenin ilerleyen saatlerinde yorgunluğumuza rağmen davetli olduğumuz ikinci yere doğru yine bozuk satıhlı yolları kat ederek gidiyoruz. Şerafeddin amca ve oğlu Genthi Bey bizi evinde karşılıyor. Küçük bir bahçe içindeki 4 katlı bu şirin evin misafirhanesinde çaylar yudumlanırken acı tatlı anıları ile geçmiş gündeme geliyor.
Şerafettin amcanın anlattıklarını aktararak, bu gezideki muhabbetleri bozmak istememekle birlikte; Enver Hoca döneminin hiç olmazsa bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum. Şerafeddin Amca'nın evindeki sohbette konu geçmişe, yani Enver Hoca'ya geldiğinde evde bulunan misafirlerden Arnavut olan kardeşlerin gözleri daldı. Donuk bakışlarla uzaklara baktılar ve sanki bir hüzün, bir yas vakti gibi bir hava çöktü içeriye, biraz önceki muhabbet ve sohbetten eser kalmadı. O dönemde din yasaklanmış. Bayram ve bayram namazı yasaklanmış. Kurban kesmek, Ramazan'da oruç tutmak büyük riskleri almak demekmiş. Hatta diyor Şerafeddin Amca, ?Sahurda kalkıp, elektrikleri açmamız ne mümkündü, anında haber alınır ve anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan getirilirdi? diyor. Hatırlamak istemediği o dönemle ilgili kötü anılarını anlattıkça hüzünleniyor ve gözleri doluyor, bizlere o günlerin kara bulutlarından küçük bir kesit aktarıyordu.
Daha detaya inmesine bizim gönlümüz de razı olmazdı. Arnavutluk?ta Enver Hoca demek, yediden yetmişe herkeste aynı duygu, aynı hüzün, aynı zorluk demek sanırım. Bayram günlerinin vazgeçilmez ikramı olan bayram tatlısını evlerde yapmanın bile suç olduğu bir dönem Enver Hoca dönemi.
Evlerde sahur yapılıyor mu diye kapıların dinlendiği, vatandaşların bu sebeplerden sorgulandığı bir dönem Enver Hoca'nın karanlık dönemi. Televizyonların antenlerinden kimlerin hangi ülkenin televizyonlarını izleyerek zehirlendiği (!) dahi araştırılıyormuş.
1967 yılına gelindiğinde Enver Hoca'nın idaresinin zulmü o kadar acımasızlaşmış ki, tüm camiler kapatılmış. Din yasaklanmış. Darvinizm ve ateizm din olarak okullarda resmi müfredata dahil edilmiş. Hocalarla, papazlarla ve din adamları ile alay edilen, onları aşağılayan programlarla halk aydınlatılmaya, muasır medeniyete (!) hazırlanmaya başlanmış.
Enver Hoca zorbalığı işi o kadar ilerletmiş ki sadece İşkodra?da bulunan 40 kadar caminin hemen hepsi törenlerle yıkılmış. Halk cenazelerini gizliden gizliye yıkayarak defneder olmuş.
OSMANLI'NIN SADIK EYALETİ ARNAVUTLUK - 2
Dr.Ali Akben - Dr.Sefa Saygılı
VAKİT 04.05.2005