İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Başörtüsüyle uğraşmaktan bilime vakit ayıramadılar

Başörtüsüyle uğraşmaktan bilime vakit ayıramadılar
Türkiye
|

Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Türk üniversitelerinin dünyanın sayılı üniversiteleri arasında yer alabilmesi için, öğretim üyelerine akademisyen seçiminde büyük sorumluluk düştüğünü söyledi.

Başta bölüm başkanı, dekan ve rektörler olmak üzere her düzeydeki yetkilinin, yeni kadro ilanında popülist yaklaşımlarla kendilerine oy verecek kişiye değil, ülkeyi yarınlarda temsil edecek, bilim yapacak ve öğretecek nitelik ve kapasitedeki adaylardan yana olmaları gerektiğini belirten Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, “Yasal düzenleme bir yana, nitelikli eleman alımı için geleceğin sorumluluğunu omuzlarında taşıyan akademisyenler olarak daha dikkatli ve seçici olmamız gerekir. Hepsinden önce, analiz ve sentez yapabilen, yöntem (tümevarım, tümdengelim yaklaşımını), bilim tarihi ve felsefesini bilen, istatistik, ölçme değerlendirme, pedogajik bilgisi yanında insan ve genel kültürü konusunda altyapısı sağlam olan eleştirel düzeyi yüksek, üretici adaylara öncelik verilmesi hepimizin yararınadır” dedi. İlk 500 üniversite arasında bile değiliz Prof. Dr. İbrahim Ortaş, yaptığı açıklamada, Türkiye’deki üniversitelerin mevcut öğretim üyesi profilinin sorunlu olduğunu öne sürerek, “Bunun bir yansıması olarak, ülkemiz üniversiteleri dünyadaki ilk 500 üniversite arasında yer alamamaktadır” diye konuştu. Bilim adamı yetiştirme sorununun, doğal olarak son derece zor ve emek isteyen bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ortaş, gelişmiş batı üniversitelerinin en çok yatırım yaptıkları konuların başında yetişmiş nitelikli insan yetiştirmek geldiğini bildirdi. Prof. Dr. İbrahim Ortaş, değişik ülkelerde gördüğü uygulamalar ve öngörüler bütün olarak işlendiğinde ilk etapta bazı işlemlerin yapılmasının büyük önem taşıdığını savundu: “Yüksek lisansa alınma şartları yeniden belirlenmeli. Gelişmiş batılı üniversitelerde lisans öğrencilerinden 4 üzerinden 3’ten aşağı notu olan yüksek lisansa ve doktoraya başvuramaz. Mevcut durumda TÜBİTAK burslarına başvurmak için benzer kriterlerin olduğu bilinmektedir. Yüksek lisans ve doktora sınavı için yapılan LES ve TUS sınavlarının kalitesi yanında taban puan yukarı çekilebilir. Böylece gerçekten bilim yapmak bir ekmek kapısı olmaktan çok bir uğraş ve yaşam biçimi olarak bu işten hoşlananların kendilerini erken dönemde motive etmesi sağlanır. Öğrenciler, ‘bilim’e teşvik edilmeli Bölüm birincileri mutlaka araştırma görevlisi olarak alınmalıdır. Bu, lisans öğrencileri arasında bilim yapmak isteyen öğrencileri isteklendirecektir.Lisans öğrencileri ilk yıldan itibaren motive edilmeli, bilim yapma isteği olan, dil bilen, yetenekli öğrenciler teşvik edilmeli, burs veya diğer ödüllendirici önlemler ile öğrencilere bilim yapma sevdirilmelidir. Araştırma görevliliğinin yanı sıra proje asistanlığı getirilmeli, ayrıca yüksek lisans ve doktoraya kayıt yaptıran bütün öğrencilere burs olanağı ve bölümlerde öğretim sürecine katılma olanağı sağlanmalıdır. Yüksek lisans tezinden makale üretmeleri teşvik edilmelidir. Doktorasını tamamlamış araştırıcı mutlaka birkaç dönem kendisinin hazırladığı projeler ile ‘post-dok’ diye adlandırılan doktora sonrası çalışmalarla katılması çok yararlı olacaktır. Akademik aşama için vazgeçilmez koşul olarak aday doktorasını yaptığı kurum dışındaki bir birimde kadro alabilmelidir. Batıdaki üniversitelerin çeşitliliği ve zenginliğinin temeli buna dayanmaktadır. Aksi takdirde öğrenci hocasını geçememekte, sürekli, kendisini işe alan kişinin etkisinden kurtulamamaktadır. Liyakate dayalı başvurular Akademik kadro için artık “sadece ayakkabı numarası eksik olan” ilan yerine, gerçekten liyakate dayalı, ölçütleri yükseltilmiş başvuruların alınması artık bu ülkenin iyiliği için uygulanması gerekir. Norm kadroya bağlı yani ihtiyaca bağlı olarak adaylar içinde, ‘Söz dinleyen, bizden, iyi çocuktur, terbiyeli’ gibi nesnel yaklaşımlar yerine, doktorasının konusu, yayın sayısı, dil bilgisi düzeyi, araştırma yapabilme kapasitesi gibi evrensel düzeydeki nicel-nitel ölçütlere dikkat etmek gerekir. Ayrıca, bilim adamlığı nosyonu ölçütlerinden hayal etme, üretme, düşünebilme, her koşulda düşündüklerini savunabilen, gerektiğinde karşı duruş gösterebilme cesareti ve direnci, tarih bilinci gelişmiş, kültürel alt yapısı sağlam aydın karakterli evrensel normlara sahip kişiliklerin aranması zorunluluk arz etmektedir. Fen, Sağlık ve Sosyal Bilimleri Enstitüleri, yeniden gözden geçirilerek bilim adamı yetiştirmeye yönelik olarak yeniden organize edilmelidir. Harp Akademileri benzeri doktora yüksek okulu kurulmalıdır. MİLLİ GAZETE 04.05.2005
AKRA