İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

İşte Ermenilerin eseri!

Türkiye
|

1905-1907 yılları Rusya’da meydana gelen inkılaplar bölgede olan Ermeni milliyetçilerini harekete geçirdi. Bakü, Zengezur, Revan, Nahcivan, Ordubat, Eçimedzin, Cevanşir ve Kazak’ta Azeri Türklerine karşı toplu katliam ve talanlar yapıldı. Gence ve Kazak guberniyalarından 200 köy, Cebrail ve Zengezur guberniyalarından 75 köy viran edildi.

Tarihe dönüp bakıldığında XVIII. asırda Rus İmparatoru I. Petro (Deli Petro) ile başlayan Karadeniz, Güney Kafkasya ve Hazar Denizi etrafındaki arazilere bir müdahale görülmektedir. Batılı ülkelerle mukavele yapan Rusya yönünü güneye çevirmiştir. Deli Petro, emellerine ulaşmak için her ne pahasına olursa olsun bu bölgelerde Hıristiyanların özellikle de Ermenilerin yerleşmesini şart görüyordu. Böylelikle batılıların özellikle Rusların maşası haline çevrilen Ermeni milliyetçileri hem bölge hakları için, hem de Ermeni halkı için bedbahtlık sembolü haline geldiler. Ne yazık ki Deli Petro'nun yolundan giden Rus İmparatoriçesi Katerina 1768 yılında Ermenilerin himaye edilmesi hakkında ferman imzalayarak bu işi resmileştirdi. Facianın başlangıcı 1802’de Rus Çarı I. Aleksandr bütün Kafkas’ın Gubernatörü olarak atadığı N. D. Sisyanov’a yazdığı mektupta şu ifadeyi kullanmıştı: "Azerbaycan’ın bu veya diğer hanlıklarının idaresinde her yönden Ermenilerden istifade edilmelidir." Ermeniler ise bu statüden kendi maksat ve emelleri için faydalanmaya başladılar. 1804-1813 ve 1826-1828 yıllarında yapılan Rus-İran savaşlarından sonra uygun olarak imzalanmış olan Gülistan ve Türkmençay mukaveleleri (12.10.1813 ve 10.11.1828) Azerbaycan Türklerinin günümüze kadar devam eden asıl faciasının ve paramparça olmasının başlangıcı olmuştur. Türkmençay mukavelesinden sonra Rus Çarı I. Nikolay 21. Mart.1928 (Nevruz Bayramı) günü Nahcivan ve Revan Hanlıkları arazilerinde "Ermeni Vilayeti" kurulmasını ilan etti. Bu kuruluş sırasında tarihi kaynaklara göre Revan şehrinde 7331 Azeri Türkü ailesi, 2369 Ermeni ailesi mevcut idi. Bu altyapı hazırlıkları bittikten sonra orta doğu ülkelerinden yaklaşık 130.000 Ermeni getirtilerek Nahcivan, Karabağ ve Revan’a yerleştirildi. Aynı zamanda batı ülkelerinin tahriki ile "Büyük Ermenistan" hülyasının hayata geçirilmesi maksadıyla 1887 yılında Cenevre’de "Kınçak" , 1890 yılında Tiflis'te "Daşnaksütün" partileri, 1895 yılında Newyork’ta "Ermeni Vatanperverleri İttifakı" teşkilatı kuruldu. İnsanlığın yüz karası katliamlar 1905-1907 yılları Rusya’da meydana gelen inkılaplar bölgede olan Ermeni milliyetçilerini harekete geçirdi. Bakü, Zengezur, Revan, Nahcivan, Ordubat, Eçimedzin, Cevanşir ve Kazak’ta Azeri Türklerine karşı toplu katliam ve talanlar yapıldı. Gence ve Kazak guberniyalarından 200 köy, Cebrail ve Zengezur guberniyalarından 75 köy viran edildi, sakinleri yurtlarında tedirgin edildi. Teessüfle kaydedilmeli ki Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ve Rusya’da olan 1918 Şubat ve Ekim inkılaplarından istifade eden ve Lenin’in Bolşevizm bayrağı altında, Ermeni milliyetçisi Stepan Şaumyan önderliğinde faaliyet gösteren Bakü Komiserleri (!); "karşıt inkılapçılar doğrultusunda mübareze" adı altında 1918 yılı mart ayında Bakü’de ve etraf ilçelerde insanlık için yüz karası olan katliamlar yaptılar. Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan katl edildi. Anne karnından çıkarılan çocuklar süngülere takılıp dolaştırıldı. Müslüman Türk kadınların namuslarına dokunuldu. Milli abideler, camiler, okullar, hastahaneler yakılıp-yıkılıp harap edildi. Şamahı’da, Kuba’da, Karabağ’da, Lenkeran’da, Zengezur’da ve daha bir çok yerleşim merkezlerinde aynı gaddarlıkla silahsız-savunmasız Azeri Türkleri öldürüldüler, mal ve mülkleri talan edildi. Sadece Mart-1918 olaylarında 50.000‘den çok insanımız katledilmiş, yerlerine-yurtlarına el konulmuştur. Şamahı’da 58 köy, Kuba’da 122 köy, Karabağ’da 150 köy, Zengezur’da 115 köy, Revan vilayetinde 211 köy yerle bir edilmiş, cinsiyeti ve yaşına bağlı olmıyarak bütün ahaliye olmadık zulümler edilmiştir. 1920 yılında XI’nci Kızıl Ordunun Ermenilerin desteği ile Azerbaycan yeniden işgal edildi. Bu vaziyetten istifade eden Ermeni –Daşnak eşkıyaları yeni kanlar döktüler. Binlerce günahsız Türk tutuklandılar, sürgün oldular, mal ve mülklerine el koyuldu. Bütün bunlar yetmez gibi, ezeli Azerbaycan toprakları olan Zengezur yöresi Ermenistan’ın Terkibine katıldı. Karabağ’ın dağlık bölümünde uydurma ‘Dağlık Karabağ Muhtar Vilayeti’ oluşturuldu. Gözü doymayan Ermeni milliyetçileri, Kremlin’de hükümranlık eden Stalin-Beriya-Mikoyan üçlüsünün "iş birliği" ile 1948-1953 yıllarında Azeri Türkleri gülünç gerekçelerle (Azerbaycan da pamuk üretimini arttırmak maksadı) ezeli Türk toprakları olan batı Azerbaycan’dan (Ermenistan SSR diye adlandırılan araziden) toplu surette sürgün oldular. Böylelikle batı Azerbaycan’da Ermeni nüfusu suni surette çoğunluğa çevrildi. Hocalı’nın feryadını duyan yok! SSCB’de Gorbaçov’un başlattığı "prestroyka" Ermeni milliyetçileri için yeni bir rövanş oldu. Başta Gorbaçov olmakla Rus yetkililerine dayanarak 1987 yılından itibaren Azerbaycan’a karşı toprak iddiası, dağlık Karabağ’ın işgal edilmesi işlemleri başladı. On binlerce Azeri Türk’ü mahvedildi, yüz binlerce insan yurdundan yuvasından kovuldu. Bütün bu hadiseler kendilerini demokrasinin garantörü sayan batı devletlerinin gözleri önünde cereyan etti. Karabağ’ın ilçeleri ve köyleri birbiri ardınca işgal edilip ahalisi ya öldürülmüş veya göçe mecbur edilmiştir. 1992 yılının 26 Şubat’ı ise insanlık adına lekeli kara sayfa olarak tarihe geçen Hocalı Faciası günüdür. Şubat ayının 25’ini 26’sına bağlayan gece Ermeni eşkıyaları Rusların 366 nolu Motorize alayının desteği ile Azerbaycan’ın kadim yaşayış merkezlerinden biri olan Hocalı şehrinde emsali görülmemiş vahşilikler ürettiler. Allah’tan ki ahalinin büyük bir kısmı önceden şehirden çıkarılmıştı. Buna rağmen kalanlardan 613 insan katledildi. Bunların 63’ü çocuk, 106’sı kadın, 70’i yaşlı insanlardı. 1275 kişi esir alınmış olup bunlardan 151 kişiden halen haber alınamamıştır. 8 aile yer yüzünden silinmiş olup, 25 çocuk anne ve babasını 130 çocuk ise anne veya babasından birini kaybetti. Bütün bu vahşilikler kendilerini dünyaya "genosit kurbanı" diye tanıtmaya gayret eden bir takım aldanmış veya aldatılmış ermeni gaspkarları tarafından yapılmaktadır. Bu içler acısı hadise dünya kamuoyuna kimin ne olduğunu açıklamaya yeterlidir. Gaddarlığın, hainliğin ve zulmün böylesi tekrar-tekrar lanetlenip Ermenilerden üzerlerindeki bu ve bundan önceki kara lekeleri silecek şekilde hareket etmeleri beklenmelidir. Burada yazılanlardan birkaç kat fazlasını Ermeniler de yazmış olabilirler. Bütün bunlara bakmayarak hak ve adalet ışığı atında çağımız imkanlarından da faydalanarak konuya çözüm getirilmelidir. Masada kazanmaya alışmışlar Sonuç olarak tarihe bakarak şunları da kaydetmek gerekir ki harplerin sonu harp meydanlarında değil masa arkasında bitirilmiştir. Gerek Kafkasya’da gerekse dünyanın herhangi bir yerinde her kim ki birilerinin maşası olarak kullanılmışsa hem bulundukları bölgenin huzurunu kaçırmış hem de kendi huzurlarını bozmuşlardır. Büyük devletlerin siyasi oyuncağı olmak hiçbir zaman sayıca küçük halklara ve milletlere rahatlık ve huzur getirmemiştir. Bunun aksine nasipleri zulüm, ölüm, kayıp ve bir lokma ekmeğe muhtaç hale düşmek olmuştur. İnanıyoruz ki Kafkas halklarının aydınları, önde gelen isimleri bu hakikatlerin ışığında kendilerini toparlayıp, gelecek nesillerin kaderini doğru yolda yönlendirmelerini temin ederler. MİLLİ GAZETE 05.05.2005
AKRA