İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Prof. Halaçoğlu’na 383 tarihçiden destek

Prof. Halaçoğlu’na 383 tarihçiden destek
Türkiye
|

İsviçre’nin, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Halaçoğlu’na karşı başlattığı girişimi kınayan Türk tarihçileri, bir bildiri yayınlayarak bunun ifade özgürlüğüne indirilen bir darbe olduğunu duyurdu. 79’u profesör 353 tarihçi, ‘Halaçoğlu’nun tarihi gerçekleri ortaya koyma çabalarını destekliyoruz’ dedi.

TÜRK Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’na karşı İsviçre’de başlatılan girişim, Türk tarihçilerini ayağa kaldırdı. 29 üniversiteden 79’u profesör, 41’i doçent, 123’ü yardımcı doçent olmak üzere 353 tarihçi, bir bildiri yayınlayarak Halaçoğlu’na destek verdi. Aralarında Prof. Dr. Halil İnalcık ve Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın da bulunduğu tarihçilerin bildirisinde şöyle denildi: TEHCİR PLANLI DEĞİL 1915’te uygulanan Ermeni tehciri önceden planlanmış bir girişim değil, 1’inci Dünya Savaşı’nda değişik cephelerde çarpıştığı sırada Ermeni çeteciler tarafından çeşitli bölgelerde arkadan vurulan Osmanlı ordusunun güvenceye alınması ve Müslümanlar ile Ermeniler arasında çıkmış bulunan çatışmaların büyümesinin önlenmesi amacıyla ve sadece mecburiyet dolayısıyla tatbik edilmiş geçici bir önlemdir. Düşman ordusuyla yapılan fiili işbirliğine son verilmesi maksadına yönelik olan bu uygulamanın, muhtemel bir isyana karşı önceden düşünülmüş bir tedbir olma özelliği ise hiçbir şekilde bulunmamaktadır. HAKSIZ SUÇLAMALAR İddialar başta Lozan olmak üzere diğer máli ve hukuki uluslararası anlaşmalarla birçok alanda Osmanlı İmparatorluğu’nun varisi kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına kadar uzanmakta ve bugünkü devletimizi de haksız bir suçlamayla karşı karşıya bırakmaktadır. Dolayısıyla, son zamanlarda ortaya çıkan ‘Soykırımı kabul edelim, Osmanlı’nın meselesi olan 1915 olayları Türkiye Cumhuriyeti’ni bağlamaz’ şeklindeki görüşün ne derece zaaf içerdiği de kendiliğinden belirmektedir; zira genoside, zamanaşımına tabi olmayan ve milletlerin geçmişini lekelemesinin yanısıra geleceğini de kirleten bir insanlık suçudur ve tarihimizin bu suçla uzaktan veya yakından alakası bulunmamaktadır. OSMANLICA BİLMİYORLAR Ermeni diasporası son yıllarda ‘Türk tarihçilerin Batı’da popüler olmalarının ve ‘itibarlı akademisyen’ kabul edilmelerinin yolunun Türk tezine aykırı görüşler ileri sürmeleri olduğuna inandırılmaları’ şeklinde yeni bir propaganda metodunu hayata geçirerek Türkiye’de kendi tezlerini savunacak yandaşlar bulma çabasına girişmiş ve sayıları az da olsa maalesef bazı destekleyiciler sağlayabilmiştir. İşin garip tarafı ise ülkemizde bugün Ermeni tezlerini destekleme ve o doğrultuda görüş ortaya atma talihsizliğini gösteren bu kişilerin 1915 olaylarının ve tehcirin en önemli bilimsel kaynağı olma kimliğini yaşıyan Osmanlı Arşivleri’nden içeriye adımlarını atmamaları, konuyla ilgili belgeleri okuyacak Osmanlıca bilgisine sahip bulunmamaları ve yine konuyla ilgili olarak bugüne kadar hiçbir bilimsel yayın yapmamalarıdır. TEHDİT VE BASKI Türk tarihçileri, yurt dışındaki Ermeni lobilerinin baskıları neticesinde karşılaştıkları engellemelere ve çektikleri bütün zorluklara rağmen, yıllardan bu yana tehcirle ilgili gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışmakta ve bu çalışmalarına kısıtlı imkánlarla devam etmektedirler. Kendi tezlerini ve gerçeklerle bağdaşmayan iddialarını kabul etmeyen tarihçilerin doğruları söylemelerini engelleme politikaları doğrultusunda Prof. Dr. Stanford Shaw, Prof. Dr. Gilles Veinstein ve Prof. Dr. Bernard Lewis gibi son derece saygın bilim adamlarını bile susturabilmek maksadıyla ölümle tehdit eden ve mahkeme yollarını deneyen bazı Ermeni çevreleri, aynı baskıyı şimdi de Türk Tarih Kurumu’nun Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun üzerinde kurmaya çalışmaktadırlar. HUKUKSUZLUĞA KINAMA Prof. Halaçoğlu’nun Ermeni tehciri konusundaki tarihi gerçekleri ortaya koyma çabalarını destekliyor, kendisinin fikir ve ifade özgürlüğüne yöneltilen ve mutlaka akim kalacağına inandığımız bu hukuksuzluğu protesto ediyor, başlatılan girişimin Türkiye’nin değil İsviçre’nin tarihinde fikir özgürlüğüne indirilen bir darbe olarak yer alacağına inanıyoruz. HÜRRİYET 05.05.2005
AKRA