Osmanlı Devleti'nin yıkılıp, Hilafet'in ilgasıyla birlikte farklı coğrafyalardaki Müslümanların bir birleriyle irtibatları büyük bir kesintiye uğradı. Mali Bağımsız Milletvekili Mustafa Sanago'nun özellikle Hilafet ve Türkiye hakkında söyledikleri gerçekten düşündürücü.
Faslı Bosnalı'yı, Türkiyeli Nijeryalı'yı, Bahreynli Cezayirli'yi tanımaz, bilmez oldu. Müslüman halkların arasına bir taraftan fiziksel, diğer taraftan da zihinsel olarak örülen sınırlar büyük bir gücün etkisizleştirilmesini de beraberinde getirdi. Müslümanların 21. yüzyılda yaşadıkları acıların en büyük nedeni de, potansiyel olarak var olan bu gücün bir sinerjiye, bir birlikteliğe dönüştürülememesidir. Bir Afrika ülkesi olan Mali, belki de birçoklarımızın ismini bile duymadığı, yıllarca önce unuttuğumuz güzel bir İslâm ülkesi. Biz Mali'yi unutsak da Malililer Osmanlı'yı, Halife'yi asla unutmamışlar. Ülkemize yaptığı ziyaret esnasında sohbet etme imkanı bulduğumuz Mali Bağımsız Milletvekili Mustafa Sanago'nun özellikle Hilafet ve Türkiye hakkında söyledikleri gerçekten düşündürücü.
-Öncelikle bize Mali Cumhuriyeti'nden bahseder misiniz?
Mali bir Batı Afrika ülkesidir. Fildişi Sahili, Nijerya ve Moritanya'ya komşudur. 16 milyon nüfusu bulunmaktadır. Nüfusunun yüzde 95'i Elhamdülillah Müslümandır. Mali halkı 1960 yılına kadar Fransa'nın sömürgesi altında kalmış, daha sonra da bağımsızlığına kavuşmuştur. Başkentimiz Bamoko'dur. Hükümetler seçimle iş başına gelir ve yönetimde Türkiye'de olduğu gibi laik düşünce hakimdir. Mezhep olarak halkımızın büyük bir kısmı Ehli Sünnet olmakla birlikte, Malililer daha çok Maliki mezhebini taklit ederler.
-Laik yönetimlerin olduğu yerlerde Müslümanlar genelde baskı görüyorlar. Ülkenizde de Müslümanlar laik yönetim nedeniyle sıkıntılar yaşıyorlar mı?
Zaman zaman oluyor tabii ki. Mali halkı İslâm hükümlerinin yönetim de daha etkin olmasını istiyor. Bu yönde çalışma yapanlar, yönetim tarafından dönem dönem cezalandırılıyorlar. Fakat İslâm sosyal hayatta son derece etkin. Son zamanlarda özellikle Batı devletleri laik yönetim aracılığıyla halkımızın kültür ve ahlakını bozmak için yoğun çalışmalar yapıyor. Ne yazık ki gençlerimizin bir kısmı da Batı kültürünün etkisinde kalıyor. Ülkedeki Müslüman cemaatler kültürel ve ahlaki bozulmanın önüne geçilmesi için ellerinden gelen çabayı gösteriyor.
"HUTBELER HALİFE ADINA"
-Mali halkı Türkiye hakkında neler biliyor?
Mali'de, Türkiye'den ziyade Osmanlı İmparatorluğu tanınıyor. Ayrıca İstanbul da Mali'de son derece meşhur.
-İstanbul'un meşhur olmasının sebebi nedir?
Çünkü İstanbul bir zamanlar büyük bir İslâm Devleti'nin başkentiydi. Bizim ülkemizde özellikle yaşlılar İstanbul ve Halife'yi dillerinden düşürmezler. Şu an bile Mali camilerinde Cuma Hutbeleri Osmanlı Halifeleri adına okunuyor. Mali halkında Osmanlı ve Halife'ye karşı aşırı bir sevgi var. Türkiye Cumhuriyeti de daha çok Mali'de Hilafet'in eski merkezi olarak bilinir.
-ABD önderliğindeki Batı ülkeleri 11 Eylül eyleminden sonra İslâm Dünyasına yönelik büyük bir saldırı başlattı. Bu yeni konseptle ilgili neler düşünüyorsunuz?
İslâm Ümmeti'nin üzerine çullandılar. Irak, Afganistan, Çeçenistan ve Filistin işgal altında. Ayrıca diğer İslâm ülkeleri de işgal tehditi altında. Bir taraftan Müslümanları, diğer taraftan da İslâm'ı yok etmeye çalışıyorlar. Müslümanlar şu an o kadar aciz bir duruma düştüler ki, belki de İslâm tarihinde hiç bu kadar aşağılanıp horlanmamışlardı. Irak'ta her gün Müslüman kadınlara tecavüz ediliyor. Filistin'de binlerce insan öldürüldü. ABD ve Batı devletleri bir bakıma Müslümanlara yönelik 3. Dünya Savaşını ilan ettiler.
-Sizce bu saldırı nasıl engellenir, Müslümanlar düştükleri bu durumdan nasıl kurtulurlar?
Öncelikle Müslümanların birlik olması gerekiyor. Bu birliktelik de Hilafet'in tekrar canlandırılmasından geçiyor. Tarihe baktığımız da Müslümanların ancak Halife'nin etrafında birlik olabildiklerini görüyoruz. İslâm ülkelerine yıllarca din ve devlet işlerini ayırmaları yönünde baskı yapan Batı ülkeleri, Papalarına ne kadar çok bağlılar. Papa öldüğü zaman nasıl yer yerinden oynadı. Onların Papası var da, bizim niye Halifemiz yok? Müslümanlar son yıllarda düştükleri bu kötü durumdan kurtulmak istiyorlarsa birlik olup, bir Halife etrafında birleşmeliler. Ben birçok İslâm ülkesini gezmiş bir insanım. Başta Malililer olmak üzere dünyadaki birçok Müslüman Halife'ye, Osmanlı'ya özlem duyuyor.
"BÜTÜN GÖZLER TÜRKİYE'DE"
-Hilafet kurumu tekrar nasıl canlandırılabilir?
İşte burada iş Türkiye'ye düşüyor. Çünkü Hilafet'in son merkezi burasıydı ve eğer Hilafet tekrar canlanacaksa en kuvvetli ihtimal olarak bu Türkiye'de gerçekleşecektir. En azından birçok Afrikalı Müslümanın beklentisi bu yönde. İslâm Dünyası'nda yaşanan acılar Müslümanların bu yöndeki beklentilerini daha da arttırdı. Fakat şunu da söylemeden geçemeyeceğim: "Ben birkaç gündür İstanbul'dayım. Burada konuştuğum insanların birçoğu bırakın Mali'nin neresi olduğunu, Mali diye bir ülke olup olmadığını bile bilmiyorlar. Bu durum ne kadar acıklı değil mi?"
-- Osmanlı Devleti'nin yıkılmasıyla birlikte Türkiye halkının İslâm Dünyası'ndan uzaklaşması için birçok köklü reformlar yapıldı.
Bunlar sadece Türkiye'de değil birçok İslâm ülkesinde yaşandı. Fransızlar yıllarca Mali halkının İslâm Dünyası'ndan kopması için bin bir türlü oyunlar çevirdiler. Amaçlarının bir kısmını yerine getirseler de, tam bir başarı sağlayamadılar. Yani İslâm'ın aramızda oluşturduğu duygusal bağ hâlâ devam ediyor. Tanıştığım birçok Türk, Müslüman olduğumu öğrenince bana büyük bir ilgi gösteriyor. Siz de, bir Müslüman olarak Mali'ye geldiğiniz de aynı ilgi ve sevgiyle karşılaşacaksınız. Uğranılan her türlü baskılara rağmen Müslümanların kalplerinin bir köşesinde İslâm kardeşliği duygusu hâlâ devam ediyor.
"KÜLTÜREL İŞGALE DİKKAT"
-Ziyaretinizden önce, nasıl bir Türkiye hayal ediyordunuz? Geldikten sonra nasıl bir Türkiye ile karşılaştınız?
Türkiye, özellikle de İstanbul çok güzel. Camiler ve Boğaz beni çok etkiledi. Fakat Türk halkının İslâm'dan uzaklaştığına şahit olmak da beni son derece üzdü. Türkiye'de çok köklü değişiklikler olduğunu duyuyorduk. Fakat ben bu kadar beklemiyordum. Benim zihnimde halkının İslâmi yaşantısı daha yoğun olan bir Türkiye vardı. Bu düşüncemiz, Türkiye dendiğinde aklımıza daha çok Hilafet'in gelmesinden kaynaklanıyor. Gözlemlerime göre Türk halkı İslâm'ı seviyor fakat, İslâmi yaşantıyla olan bağları çok zayıflamış. Sokaklarınız Batılı yaşam tarzına özenen insanlarla dolu. Oysaki Batılılar önce zihinleri ve hayalleri, daha sonra da topraklarınızı işgal ederler. Kültürel işgal, belli bir zaman sonra toprak işgaline döner.
-Birçok İslâm ülkesi bugün ne yazık ki bu sorunu yaşıyor. Sizce kültürel işgalin önüne nasıl geçilebilir?
Öncelikle gençlerimize İslâm'ı ve onun tarihsel kültürünü çok iyi bir şekilde öğretmeliyiz. Tarihini öğrenen bir Müslüman genç, başka bir halkın kültürüne, yaşamına özenmez. Sonra Müslüman gençler uluslararası çapta büyük organizasyonlar gerçekleştirmelidir. Mesela Dünya Müslümanları Gençlik Toplantısı gibi. Bu tip toplantılarda kaynaşma sağlanmalı, İslâm ülkelerine sık sık ziyaretler yapılmalıdır. Özellikle gençlere eğitim ve sosyal alanlar açılmalı, yaşadıkları problemlerle ilgilenilmelidir. Bunlar acilen yapılmazsa inanın yarın çok geç olabilir. Biz gençlerimizi İslâm kültürüyle yetiştirirsek, Batının İslâm toprakları üzerindeki hegemonya kurma düşüncelerini de bozmuş oluruz.
VAKİT 07.05.2005