Genetiği değiştirilmiş gıdaların tehlikelerine dikkat çekmek için yıllardır mücadele veren Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, GDO tohumlardan elde edilen ürünlerin girip girmeyeceği konusunda yasal boşluk bulunduğunu belirterek, " Hükümetler ve Tarım Bakanlığı, bile bile 10 yıldan bu yana Türk halkını kobay durumuna düşürdüler. 4 milyar dolar verdiğimiz bu ürünler, Türkiye'de 900 çeşit ürüne katılarak bize yediriliyor. Bu bir mantıksızlıktır, ahlaksızlıktır ve vatan hainliğidir
Bu konudaki çalışmalarını gazetemize değerlendiren Turhan Çakar, dünyada gen teknolojisi 1990 yıllardan itibaren gelişmeye başladığını belirterek, gen teknolojisiyle üretilen ürünlerin ise 1995 yılından itibaren piyasaya sunulduğunu kaydetti. Gen teknolojisinin ortaya çıkışında bilim adamlarının ileri sürdüğü gerekçeleri de anlatan Çakar, " Birincisi tarımsal ürünlere zarar veren böcekleri öldürmek veya zarar veremez hale getirmek. İkincisi, ürünün dayanıklılığı artırmak. Üçüncüsü, verimi artırmak" dedi.
Mısıra, soya fasülyesine, patatese, domatese zarar veren böceği öldürmek amacıyla onu zehirleyecek bir bakterinin veya virüsün geninin alınarak bitkiye aktarıldığını söyleyen Çakar, daha sonra o ürünün ekildiğini, bitkinin verdiği ürünün yaprağına, tanesine ve gövdesine yaklaşan böceklerin bu nedenle de öldüğünü vurguladı.
Sağlığımız için çok riskli
Bilim adamlarına göre ise sözkonusu sebze ve meyveleri yiyen insanlar için büyük risk oluşturduğunu söyleyen Çakar, " Bu işlenmiş ürünleri ise biz tüketiyoruz. İnsanlar yediğinde, allerji etkisi yapabiliyor. Yani alerji riski var. Bilim adamları, allerji bir kişiye kaşıntı yaparken başka bir kişiyi öldürebilir diyor. Kişiden kişiye değişebiliyor" diye konşutu.
GDO'lardaki sağlıklıkla ilgili ikinci riskin toksik etkisi olduğunu söyleyen Çakar, " Bu ne demek? Zehirlenme riski demektir. Bilim adamları başka birçok tehlikeye de dikkat çekiyor. İnsanların bağışıklık sistemini bozma tehlikesi var. Ayrıca, vücudun bağışıklık sistemini bozup kendi kendine saldırmasına neden olabiliyor. Bir başka tehlike ise, ilaca karşı direnci artırıyor. İlacın etkinliğini azaltıyor. Ve birçok başka riskler var" dedi.
Bilim adamlarının bunun bilinmeyen yönlerinin çok daha riskli olduğuna işaret ettiklerini belirten Çakar, " İleride nasıl bir tehlike ile karşı karşıya kalacağımızı bilmiyoruz. Yüzyıllardır insanoğlunun, deneye deneye, yanıla yanıla ürettiği bir takım şeyler var. Doğal yöntemlerle ürettiği tarımsal ürünler bulunuyor. Bunlar zararsız ve hangi koşullarda zararlı olacağını biliyoruz. Ona göre tüketiyoruz. Yani bir domatesi, patatesi, soyayı klasik yöntemlerle üretip, tüketebiliyoruz. Ama birdenbire bunu yararlı olan, riski olmayan tarımsal ürünleri birdenbire gen aktarımı yaparak riskli hale getiriliyor" dedi.
4 Milyar dolar harcadık
Türkiye'nin ürün çeşitliliği bakımından çok zengin bir ülke olduğunu vurgulayan Çakar, 11 bin çeşit bitki türü bulunduğunu kaydetti. GDO'lu ürünlerin 1996 yılından beri Türkiye'ye girdiğine işaret eden Çakar, " O tarihten bugüne kadar 4 milyar dolarlık, işlenmiş ve işlenmemiş mısır, soya, soya küspesi, mısır yağı, soya yağı ithal edildi" dedi.
GDO'lu ürünlerin Türkiye'de piyasadaki 900 çeşit gıdada kullanıldığına işaret eden Turhan Çakar, " Mısır'dan tatlandırıcı elde ediliyor. Tatlandırıcı kotası Türkiye'de yüzde 15'e çıkarıldı. Yani şeker yerine tatlandırıcı kullandırılıyor. Bunlar coladan tutun, baklavaya kadar heryerde kullanılıyor. Et suyu, bebek maması, meyvesuyu, pasta, hazır çorba gibi hemen hemen birçok üründe yeralıyor. Soya ve mısır, 900 çeşit üründe kullanılıyor. Bu konuda bir tezgah yapılıyor" diye konuştu.
MİLLİ GAZETE 09.05.2005