İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Tehlikeli iki ülke: ABD ve İsrail-2

Dünya
|

11 Eylül sonrasında ABD'nin izlediği politikalar, dünyaya karşı takındığı tavır, ABD'ye dünya kamuoyunu kaybettirmiştir.

Kamuoyunun kafasında gıpta edilen, sevilen, saygı duyulan ABD yerle bir olmuş; bunun yerine, korkulan, nefret edilen tehlikeli görülen, yalancı, ilkesiz, çifte standartçı, iki yüzlü, barış ve insanlık düşmanı bir ABD gelmiştir. Artık ABD, dünya kamuoyu nezdinde dünya barışı için en tehlikeli iki ülkeden (İsrail, ABD) biridir. 11 Eylül'de dünya kamuoyuna karşı söylenen yalanla yapılan en büyük yanıltma, aldatma faaliyetinin sonucunda gerçekte yıkılan, İkiz Kuleler değildi; yıkılan ABD rüyası, ABD imajı, ABD imparatorluğu, ABD güvenilirliği idi. Nobel ödüllü İranlı avukat Şirin Ebadi'nin Ebu Gureyp'teki olaylar üzerine söyledikleri, ABD'ye hayran olanların psikolojisinin dışa vurumundan başka bir şey değildir: "Amerika bir zamanlar her yerde insan hakları konusunda ölçüt olarak alınırdı; ama şimdi, Irak'tan gelen resimleri gördüğümde, kendi kendime ne oldu o Amerikan uygarlığına diye sordum." (Gardels N., 'Amerikanın Yumuşak Gücünün Yükselişi ve Düşüşü', NPQ, cilt 7, Sayı 1, 2005 S:36-43) Bu gerçeği gören Brzezinski, Amerikalıları kendileri ile yüzleşmeye çağırmaktadır: "Amerikalılar, kitle kültürümüzün dünya çapındaki, kültürel kutuplaşmayı hızlandırdığı gerçeği ile yüzleşmek zorundadır... Ulusal tarihimizde dünya kamuoyu, ABD'ye hiç bu kadar düşman olmamıştı." (Gardels N., 'Amerikanın Yumuşak Gücünün Yükselişi ve Düşüşü', NPQ, cilt 7, Sayı 1, 2005 S:36-43) ABD yönetimi, dünyada girdiği bu yalnızlığın farkına varmış olmalı ki, Dünyada ki medyada nasıl algılandıklarını anlayabilmek için Doksan milyon dolarlık bir bütçeyi araştırma için ayırmıştır. (Tartışma, ABD'nin Yumuşak Gücüne Ne oldu? NPQ, cilt 7, Sayı 1, 2005 S:8-20) ABD politikalarında güç kullanımı konusunda çekişen iki farklı yaklaşım vardır: 'Sert Güç (Hard Power)', 'Yumuşak Güç (Soft Power)'. 'Yumuşak Güç' kavramı, ilk defa Joseph S. Nye tarafından 1990 yılında çıkan 'Öncülüğe Mecbur: Amerikan Gücünün Değişen Doğası' ("Bound to Lead: The Changing Nature of American Power") adlı kitabında ortaya atılmıştır. Nye'ye göre Yumuşak Güç; "Başkalarına cazip gelerek ve onları ikna ederek, hedeflerinizi benimsemelerini sağlayarak, istediğinizi elde etme hüneridir... Yumuşak güç, zorlama ve baskı değil işbirliği ve iknadır. Özü birtakım değerlerde bulunur. Mesela demokrasi ve insan hakları, bir ülkenin kültürünün, politik ideallerinin politikalarının cazibesiyle oluşur... Yumuşak güç; kimin kazandığına değil, kimin hikâyesinin kazandığına ilişkindir.. Enformasyon çağında siyaset, sonunda kimin öyküsünün galip geleceği meselesidir." (Gardels N., 'Amerikanın Yumuşak Gücünün Yükselişi ve Düşüşü', NPQ, cilt 7, Sayı 1, 2005 S: 36-43) Nye'ye göre 'Sert Güç' ise: "Başkalarının sizin isteklerinize uymasını sağlayacak biçimde, askeri ve ekonomik imkanın havuç ve sopasını kullanma kabiliyetidir". (Gardels N., 'Amerikanın Yumuşak Gücünün Yükselişi ve Düşüşü', NPQ, cilt 7, Sayı 1, 2005 S: 36-43) Giyim tarzı, düşünme tarzı ,eğlence, film, tiyatro, müzik, ibadet ve değerler, yumuşak gücün silahlarıdır. Bu silahlar; insanların kalplerine, gönüllerine ve nefislerine yönelmişlerdir. Che Guevera'nın arkadaşlarından Regis Debray: "Blue-Jeanların ve rock'n roll'un gücü, tüm bir kızıl ordunun gücünden fazla" demekle, yumuşak gücün etkinliğine dikkat çekmiştir. Avrupa'nın göbeğindeki Berlin Duvarı; tek bir mermi atılmadan, hiçbir silah kullanılmadan yerle bir edilmiştir: "(Michael Eisner, 1995) "Berlin Duvarı Batı'nın silahları tarafından değil, Batı'nın fikirleri tarafından yıkılmıştır..." Gerçekten de Batı eğlence endüstrisi, başta gençlik olmak üzere, tüm insanları kendisine çekmekte başarılı bir cazibe merkezidir. Başlangıçta gençleri mutlu ediyor gözüküyor; ancak nihayetinde uyuşturuyor, yalnızlaştırıyor, kendisine, toplumuna ve ülkesine karşı yabancılaştırıp sürüleştiriyor, eşyalaştırıyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Fuat Köymen, Antonio Gramsci'ye atıfta bulunarak üç kavram ('yumuşak güç', 'hegemonya', 'lider') arasındaki ilişkiyi şöyle açıklamaktadır: "Yumuşak güç uluslararası ilişkilerde daha çok liderlik ve hegemonya kavramları ile birlikte kullanılıyor. Dünyada lider temelinde bir düzen kurulduğu zaman, liderin bu düzeni ne şekilde ve hangi mekanizmalarla kuracağı üzerine geliştirilen bir kavram. Lider, sistemdeki düzeni kurarken, iki türlü mekanizmaya sahip. Bunlardan bir tanesi baskıya ve güce dayanan mekanizmalar ki, uluslararası ilişkilerde daha çok askeri güçle düşünülen bir şey. İkincisi de daha çok ideolojik. Kültürel mekanizmalarla düzeni kurarken, düzeni oluşturan diğer aktörlerden rıza almak temelinde oluşturulan mekanizma... Sistemin lideri düzeni kurarken, kendi kullanmış olduğu dilin diğer aktörlerin diline tekabül etmesi lazım. O yüzden de hegemonya, güç artı rıza olarak tanımlanıyor... Rıza temelinde hareket etmeyen, yanı kendi diliyle düzenin diğer aktörleri arasında bir tekabüliyet kurmayan bir liderlik anlayışı, zaten hegemonik olamıyor. Sadece baskıcı ve güç temelli olabiliyor. O yüzden de hegemonyanın oluşturucu temel referansı, rızanın oluşturulması yani liderin kendi çıkarlarına dönük dili, sanki düzenin çıkarınaymış gibi lanse etmesi ve düzeni oluşturan diğer aktörlerin bunu kabul etmeleri gerekiyor". (Köymen, F.,Yumuşak Güç ve AKP'nin İkilemi, NPQ, cilt 7, Sayı 1, 2005 S:28-29) Abdullah Yıldız VAKİT 25.05.2005
AKRA