Sibirya'da İslâm, Buhari, Semerkant ve Kazan gibi Orta Asya şehirlerinden Müslümanların göç etmesi vesilesiyle, hicri takvime göre yüzyılın ikinci yarısı tanındı. Bu Müslümanlar, Eskimolar arasında davet yoluyla İslâm'ı yaydılar. Bu nedenle İslâm dini, birçok alanı buzullarla kaplı Sibirya'da tanınan ilk semavi din oldu.
Sibirya Müslümanları, Moğollar, Tatarlar ve Özbekler'den oluşuyor. Sibirya'da ilk davetçi Müslümanlara ait 7 mezarlık bulunuyor. Küçük camiilerin varlığı ve imarında kullanılan maddelerin basitliği de uzun yıllar öncesinin teknolojisini ortaya koyuyor.
Sibirya'daki Müslüman varlığı, 3. Hicri asra kadar devam eden, Türkistan'dan gelen yoğun göç desteğiyle de güçlendi. Böylece, Baykal Gölü Çevresi'nde, Suhul El-Garbiyye Bölgesi'nde, Komteşka Adası'nda ve daha birçok yerde İslâm uygarlığı kuruldu. Müslümanlar, Sibirya'da bazı kazançlar da elde ettiler. Hicri 978 yılında, Müslüman alimleri daha sonra Orta Asya'da büyük ün kazanan bir İslâm Devleti kurdular.
DÜNYA MÜSLÜMANLARINA NASIL BAKIYORLAR?
Sibirya Müftüsü Tahir Abdurrahmanov, Sibirya Müslümanlarının durumlarının, dünya Müslümanlarının durumlarından pek de farklı olmadığına işaret etti. Onlar da Müslümanların haklarını almalarını istiyorlar, Filistin Halkı'nın Filistin topraklarında kendi vatanlarını kurmalarını destekliyorlar, Keşmir sorununun çözümünü istiyorlar, Müslümanların zorla vatanlarından çıkarılmalarına karşı duruyorlar, kendini temize çıkarmak istese de Siyonist varlığın Müslümanlara yaptığı işkencelerin son bulmasını temenni ediyorlar.
Sibirya Müftüsü, Sibirya'da İslâm dininin öğrenilmesinin çok kolay olması, kurumların davet için sürekli olarak çalışması ve İslâmi eğitimin varlığı nedeniyle Müslümanlığı seçenlerin çoğaldığını, bunun da, Müslüman nüfusun düzenli olarak artışına sebep olduğunu söyledi. Müftü, bu artışın önümüzdeki birkaç yıl içinde daha da artacağına inanıyor. Sibirya'da toplam 28 milyon nüfusun 4 milyonu Müslüman.
Sibirya İslâm'ı Nasıl Tanıdı?
Sibirya Müftüsü Tahir Abdurrahmanov, Sibirya'nın İslâm'ı nasıl tanıdığını anlattı; "Sibirya alanın birçoğu buzullarla kaplı olduğu dünyaca bilinen bir ülke. 12 milyon 675 bin kilometre karelik alanıyla Avrupa Karası'ndan dahi geniş bir alana sahip bulunmakta. Buna rağmen soğuk hava şartlarında insanların yaşaması çok zor. İslâm Davet Tarihi'nin daha ilk yıllarında Müslüman davetçiler, İslâm'ı yaymak ve gerçek anlamda İslâmi hidayeti öğretmek amacıyla Sibirya'ya geldiler. Birçok zorluklara göğüs gerdiler. Dedelerimizi, erken vakitte Müslümanlığa ve hüviyetlerini korumaya ikna ettiler. Hatta buraya gelen İslâm davetçilerinden bazıları meşhur oldu. Bazıları da sert şartlar dolayısıyla, İslâm'ı yayma yolunda şehid oldular. Ruvad Tepesi'nde davetçilere ait mezarlıklar bulduk. Dini idarede davetçi Müslümanların isimleri özel bir kısımda kaydedildi. Biz de, davetçilerin programlarına uyuyoruz. İslâm'ın yayılması için çalışıyoruz. Şüphesiz ki İslâm, Sibirya'da tanınan ilk semavi din. Ülkemiz İslâm'ın temiz uygarlığına hazırdı ve 978 hicri yılında, Kuşim Han İmparatorluğu zamanında -kendisi İslâm'ın genişlemesinde büyük rol oynadı-, İslâm'ın hükümlerine boyun eğdi. 988 yılında Rusya'nın başkent Sibir'i işgalinden sonra ise bugüne kadar Sibirya'nın bazı bölgeleri Rusya Birliği'ne tabi oldu.
Sibirya'daki İslâmi kurumların çalışmaları
Sibirya'da Müslümanlar, Sibirya yerli Müslüman halkının yanısıra, Tatarlar, Moğollar ve Türkmenistan'da yayılmış bazı kavimlerin karışımından oluşuyor. Sibirya Müslümanları, tarih boyunca Rusya'dan dönem dönem gelen baskılara karşın Allah'ın izniyle İslâmi kimliklerini korumayı başardılar. Sibirya Müslümanları, tam bir bütünlük içinde. Hepsi Hanefi mezhebi üzerine ve siyasi bir birlik içinde yaşıyorlar. Yani aralarında sorun oluşturacak bir ayrı görüş, ayrı faaliyet yok. Sibirya'da Müslümanların sayısı geçtiğimiz birkaç yıla kadar 1 milyonu geçmiyordu. Ancak Müslümanların İslâm terbiyesiyle evlatlarını yetiştirmesi, İslâmi kurumların sürekli İslâm'a davet çalışmaları ve İslâm kültürünü gerçek anlamda yayması, bugün Sibirya Müslümanlarının sayısını 4 milyona çıkardı.
Sibirya'daki İslâmi kurumlar, yayılmış camiilerin yanısıra, dini merkez, gençlerin evi, İslâmi kurs ve okul görevi görüyor. Camiiler ise ibadet ve kültür evi, dünya ve din işlerinin görüldüğü mekan. Örneğin camiilerde, İslâm ümmetinin durumları anlatılıyor, sorunları öğreniliyor. Böylece Sibirya Müslümanları dünya Müslümanlarından uzak kalmamış oluyor.
Sibirya Müslümanları, Rusya'nın İslâm davetini ve Kur'an okunmasını yasakladığı dönemde Müslümanlar, İslâm'ı öğrenmekten, emirlerini yerine getirmekten yoksun kaldılar. Rusya koyduğu kanunla, Sibirya'nın her yerindeki Müslümanları denetim altına alacak Halk Çalışma Komisyonları kurdu. Böylelikle Müslümanların hepsinin dini ibadetlerini alenen eda etmelerini yasaklamış oldu.
1323 Hicri (1905 Miladi) yılında Rusya'nın bu yasağı kaldırması üzerine, Rusya'da birçok kişi İslâm'a girdi. Toplu olarak İslâm'a dönüldü. Nitekim Allah'ın dinini yaşayamasalar da Sibirya halkının göğüslerinde yer etmişti.
GÖÇLERİN MÜSLÜMANLARA ETKİSİ
Rusya'dan Müslümanlar, zorla göç ettirilerek veya kovularak değişik Orta Asya ülkelerine yerleştiler. Bunlardan Sibirya'ya göç edenler, orada kendileri gibi Müslümanlarla karşılaştılar. Mekke'den, Medine'den gelerek Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.)'in davetini yayan İslâm önderlerinin izinde giden Sibirya halkı, göçmen kardeşlerine kucak açtı. Zamanla birbirleriyle evlenerek akrabalıklar kurmaya da başladılar. Böylece Sibirya tarihinde yeni sayfalar açılmaya başlandı. Batının da göçmenlere yönelik kötü bakış açısı değişti. Kardeşçe yaşam, Müslümanların, eğitim, davet alanlarında ve toplumsal faaliyetlerinde de olumlu gelişmelere yol açtı.
Rusya'dan göçeden topluluk, daha ilk günlerinden tek bir İslâm devleti kurulması çağrılarında bulunmasına karşın, Rus muhalefet bunu şiddetle reddetti. Bu muhalefet günümüze kadar da devam etti.
Sibirya halkı, komünizm düzenini hiçbir zaman onaylamadı. Nitekim komünizm rejimi, dinlere önem vermeyen, maddiyata dayalı bir rejimdi. Oysa Sibirya Müslümanları, Sami Irkı'ndan gelen temiz bir ırk. Komünizmin düşmesinin ardından, Orta Asya'da Müslüman cumhuriyetler, özgürlüklerine kavuştu. Sibirya'da da halk rahatladı. Din daha kolay yaşanmaya başlandı. İslâm daveti yaygınlaştı. Dini idareler, davet kurumları, camiiler, dini kurslar, okulların yönetimi ve gerekli öğretmenlerin seçilmesi hususunda tam yetki hakkı kazandı. Dini idareler, komünist rejim döneminde sadece görüntüden ibaretti. Yine de Müslümanların daima dikkat etmeleri gereken nokta, Müslümanlar her zaman kovulmaya hedef. Dün Rusya hileleriyle kovdu. Bugünse dünya bunu yapmaya çalışıyor.
Kur'an-ı Kerim Tercümeleri
Sibirya'da dini bir düzen olmadığını düşünenler büyük yanılgı içindeler. Sibirya'da Kur'an okullarında Müslümanlara Arapça dersler veriliyor. Neticede Arapça Kur'an-ı Kerim'in dili. Ayrıca bütün camiilerde Kur'an ezberleme halkaları düzenleniyor. Sibirya'da yaşayan Müslüman alimler, dünyadaki İslâmi kurumlarla yardımlaşarak Kur'an-ı Kerim'in kullanılan dillere ?Rusça, Özbekçe, Tatarca vs.- çevirilerini yaptılar.
Bu tercümeler İslâm dininin doğru olarak anlaşılması açısından büyük önem taşıyor. Ancak Sibirya'da yine de Müslüman ülkelerden özellikle de Arap dünyası ve Türkiye'den dini kitaplar, davet kitapları, eğitim kitapları açısından destek bekleniyor."
VAKİT 01.06.2005