Patrikhane’nin, Lozan Antlaşması'na göre sadece Türkiye sınırları içerisinde yaşayan ve Ortodoks olan Rumların dini ihtiyaçlarını yerine getirme hak ve sorumluluğuna sahip bulunduğunu kaydeden Bilal Eser, buna rağmen Patrik Bartholomeos’un, konjonktürel gelişmeleri fırsat bilip, kendini ekümenik olarak görmekte ve suç işlemekte olduğunu vurguladı.
Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Bilal Eser, ''Patrikhanenin geçmişte olduğu gibi şimdi de Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi sıkıntıları, AB'ye girme konusundaki tavrını fırsat bilerek, yeniden tarihi misyonunu uygulama arayışları içerisine girdiğini'' öne sürdü.
Bilal Eser, yaptığı yazılı açıklamada, Patrik Bartholomeos'un ''AB ve ABD'nin siyasi desteğini arkasına alarak Lozan Antlaşması'nı hiçe saydığını'' savundu. Eser, şöyle dedi: ''Yasal olarak Fatih Kaymakamlığı'na bağlı olan Patrik, Lozan Antlaşması'na göre sadece Türkiye sınırları içerisinde yaşayan ve Ortodoks olan Rumların dini ihtiyaçlarını yerine getirme hak ve sorumluluğuna sahip bulunmaktadır. Buna rağmen Patrik Bartholomeos, kendini dünyadaki bütün Ortodoksların dini lideri gibi ilan etme hayali peşinde olup, Türkiye ile tarihi hesapları olan Hıristiyan ülkelerin siyasi desteğini de arkasına alan Patrik, kendini ekümenik olarak görmekte ve bunu son günlerde Kudüs patriğini de görevden alarak fiilen ispat etmekte ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suç işlemektedir.''
Fener Rum Patrikhanesi ve Patrik Bartholomeos'un gerçek gücünü ve desteğini 3 bin kişilik Rum cemaatinden değil, Yunan diasporası ile AB ve ABD'den aldığı görüşünü savunan Eser, ''Fener Patrikhanesi ile dış güçlerin (Yunanistan, AB ve ABD), bugün Türkiye'den din ve vicdan özgürlüğü gibi masum kılıfa sokulmuş 3 ana talebi, AB ve ABD'nin sözde insani haklar dayatması vardır'' dedi.
MİLLİ GAZETE 02.06.2005