TÜSİAD, okul öncesi eğitimin önemine dikkat çekmek için bir rapor hazırladı: Eğitime erken başlayan daha başarılı oluyor. Erken eğitim ilköğretimden bir yıl önce zorunlu hale gelmeli...
Türkiye'de 2 milyon 940 bin çocuktan sadece 440 bini okul öncesi eğitim alıyor. Yüksek gelirli ülkelerde okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 90, düşük gelirli ülkelerde yüzde 24, Türkiye'de ise yüzde 16. Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Türkiye'nin okul öncesi eğitimdeki geri kalmışlığına çözüm üretmek için hazırladığı, 'Doğru Başlangıç: Türkiye'de Okul Öncesi Eğitim' adlı raporu, dün kamuoyuna duyurdu.
Yönetim kurulu başkanı Ömer Sabancı ve yönetim kurulu üyesi Arzuhan Yalçındağ'ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de katıldı. Raporu, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sevda Bekman ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Dr. Can Fuat Gürlesel yazdı. Raporun sunumunu yapan Bekman, erken çocukluk eğitiminin sıfır-altı yaş grubunu kapsadığını, okula erken başlayan çocukların eğitim hayatının daha uzun sürdüğünü ve daha başarılı olduklarını söyledi. Beyin gelişiminin en hızlı sıfır-dört yaş arasında gerçekleştiğini anlatan Bekman şöyle devam etti: "Erken çocukluk eğitimi, daha iyi bir gelişim düzeyinin yanı sıra, sosyal ve ekonomik şartlara bağlı eşitsizliklerin azalmasını da sağlıyor. Bu eğitimi alan çocuklar daha az suç işliyor. Erken çocukluk eğitiminin faydaları bu kadar açıkken, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden ilköğretime yüzde 57 pay ayrılıyor, okul öncesi eğitime ise yüzde bir. Bu, çok düşündürücü."
'Öncelikli hedef altı yaş grubu'
Dr. Can Fuat Gürlesel ise konuşmasında okul öncesi eğitim yerine, erken çocukluk eğitimi kavramının yaygınlaşması gerektiğini anlatarak şu önedilerde bulundu:
Erken eğitimde öncelikli hedef kitle altı yaş grubu, ikinci hedef kitle dört-beş, üçüncü hedef kitle sıfır-üç yaş olmalı.
Altı yaş grubuna verilecek erken çocukluk eğitimi, ilköğretimden bir yıl evvel zorunlu hale getirilmeli. Altı yaş grubu okullaşma oranının 2010'a kadar yüzde 100'e çıkarılması hedeflenmeli.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğü, 'Erken Çocukluk Eğitimi Genel Müdürlüğü'ne dönüştürülmeli ve bakanlık bünyesinde Erken Çocukluk Eğitimi Koordinasyon Kurulu oluşturulmalı.
Mevcut eğitim kurumlarının ikili eğitime geçerek, 2006'da 662 bin çocuğa eğitim verecek kapasiteye ulaştırılmalı.
2010'da yüzde 100 okullaşma için kamunun ihtiyaç duyduğu kaynak 6.35 milyar dolar. Kamunun, okul yapım-donatımı için 240 milyon dolar, öğretmen yetiştirme için 85.2 milyon dolar ve işletme giderleri için 5.99 milyar dolar kaynağa ihtiyacı var.
2010 yılında altı yaşındaki çocukların okullaşma oranının yüzde 100'e çıkması için 9 bin 425 dersliğe, 1885 okula ve 35 bin 500 öğretmene ihtiyaç var.
Yemek parası devletten
Çelik de, 1992-2002 arasında okul öncesi eğitim oranının yüzde 11'e, bugün itibarıyla da yüzde 17'lere ulaştığını, gelişmiş ülkelerde bu oranın yüzde 34-100 olduğunu söyledi. Okullaşma oranını 2005-2006 öğretim yılı başında yüzde 25'e çıkarmayı hedeflediklerini anlatan Çelik, "Ortaöğretim kurumlarında da anasınıfları açılacak. Kırsal kesimde her ilde bir anaokulu açılması için çalışmalar yapıyoruz. Doğu ve Güneydoğu'da önümüzdeki yıl bakanlık olarak, öğle yemeklerini, sabah kahvaltılarını,
ikindi kahvaltısı dedikleri yemekleri, devlet olarak biz üstleneceğiz" dedi.
RADİKAL 02.06.2005