İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Tüm mesele Müslümanlığımız

Tüm mesele Müslümanlığımız
Dünya
|

Avusturya Müftüsü Dr. Ramazan Yıldız, AB’nin Müslümanlara ve Türkiye’ye bakışını özetlerken’ 40 yıl daha AB kapısındayız’ dedi.

Avusturya’da 400 bin Müslümanın dini önderlerinden Avusturya Müftüsü Dr. Ramazan Yıldız ile Avusturya’daki Müslümanların durumunu masaya yatırdık. Avusturya’da Müslümanların dini baskılara maruz kalmadıklarını ve rahat olduklarını belirten Yıldız, Dinlerarası diyaloga karşı çıkarken Müslümanları dikkatli olmaya davet ediyor. Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmaya yönelik entegrasyon çalışmalarının bütün Avrupa ülkelerinde olduğunu ve Fransa’daki yasakçı uygulamaların kendilerini de rahatsız ettiğini ifade ediyor. Yıldız, "Bu akılla, mantıkla izah edilemeyecek bir şey" şeklinde konuşuyor. Osmanlı’nın karşısındaki ezik durumunun intikamını Türkiye’den aldığını ve Türkiye’yi AB kapısında 40 yıl daha bekleteceğini, bunun da temel sebebinin Avrupalıların çifte standartçı yapısından kaynaklandığını belirtiyor. * Avusturya’daki Müslümanların durumundan bahseder misiniz? Avusturya’da dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş 400 bin Müslüman yaşamaktadır. Bu Müslümanların kimisi vatandaşlık almıştır, büyük bir kısmı da vatandaşlığa müracaat etmiştir. Öyle zannediyorum ki müracaat etmeyenler de bunu düşünmeye başladılar. Niçin böyle oluyor? Bunun çeşitli sebepleri var. Vatandaşlık almamış olan Müslümanlara karşı, Müslüman olmaları ve yabancı olmaları sebebiyle daha değişik bir tavır sergileniyor. Bu tavır, onları vatandaşlık almaya sevk ediyor. Mesela belediyelerin yaptırmış olduğu evleri vatandaş değilseniz kullanamıyorsunuz. Oysa o evler hem modern hem de kiraları ucuz. Eğer vatandaşsanız, işsizlik paranız, iş bulana kadar veriliyor. Ama değilseniz belli bir müddet ödeniyor. Ondan sonra ya iş bulacaksınız ya da oturma izniniz iptal edilecek. Kaç senelik işçi olursanız olun turist durumuna düşüyorsunuz. * Sosyal alanda nasıl bir tutumla karşılaşılıyor? Avusturya’nın diğer ülkelerden bir farkı var. 1912 tarihinden itibaren İslam Dini resmi din olarak kabul edildiğinden bir Hıristiyan, bir Yahudi hangi haklara sahipse Müslümanlar da aynı haklara sahip. Dolayısıyla bir rahatlık var. Avusturya’da dini eğitim serbest * Çalışmalarınızı nasıl bir ortamda yapıyorsunuz? Oradaki İslam cemaatinin resmi bir müessesesi var. Avusturya Diyanet İşleri Başkanlığı var, Müftülük de ona bağlı. Müftülüğün oradaki vazifesi, İslam’a uygun olmayan herhangi bir tasarruf söz konusu olursa müdahale edilmesi, kendilerinin uyarılması ve o yanlışın izale edilmesidir. Bir taraftan da Müslümanların soruları onlara verilecek fetvalar var. Diğer taraftan da gayrimüslim bir ülkede olduğumuz için iktida edenlere iktida belgelerinin verilmesini yapıyoruz. Orada her Müslüman çocuğun ilkokuldan lise sona kadar haftada iki saat din dersi alma hakkı vardır. İsterse bu bir hak oluyor. Matematik, tarih dersleri gibi mecburi ders olmuş oluyor. Çocuğun velisi ‘Çocuğum din dersi okusun’ diyorsa, 14 yaşından sonra da çocuğun kendisi ‘Ben din dersi okumak istiyorum’ derse mecburi ders haline gelmiş oluyor. Şimdi bunların öğretmenlerinin teftişi, Müslümanların harçlıkları, camilerin ve hizmetlerin teftişi ve imamlar hakkında yapılması gereken birtakım tasarruflar… İşte bütün bu işlerle ilgilenmek üzere oradaki Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Müftülük ihdas edilmiştir. * Diyanet İşleri Başkanlığı bir yere bağlı mı? Hayır. Müstakil. Muhtar bir kuruluştur. İçişlerine dışarıdan herhangi bir müdahale söz konusu değildir. Bu müessesenin başındaki insanı ve organlarındaki görevlileri Avusturya’daki 400 bin Müslüman seçer. Bu 400 bin Müslüman’ın bir kısmı bu konuda biraz pasif kalıyor. Üye olması ve birtakım katkılar yapması lazım. Bir kısmı bu mükellefiyeti yerine getirmiyor veya üye olmuyor. Ama üye olan insanlar oy kullanarak bu görevli kişileri seçiyorlar. Tabi para ödeyerek, dilekçe vererek üye olmayanlar da bu kurumun tabii üyeleridir. Her türlü dini hizmetten yararlanırlar. * 400 bin Müslüman var diyorsunuz. Bunların çoğunu Türkler mi oluşturuyor? Tabii. Ekseriyetini Türkler oluşturuyor. Ardından Bosnalı Müslüman kardeşlerimiz geliyor. Onun ardından da Arap ülkelerinden diğer İslam ülkelerinden gelmiş olanlar, Pakistanlı, Afganistanlı, Cezayirlisinden Faslısına kadar tüm İslam aleminden az veya çok Müslüman kardeşlerimiz bulunmaktadır. MİLLİ GAZETE 06.06.2005
AKRA