İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

'Okul birincisi olmuşum ne fayda'

Güncel
|

Sabire Karşı, 1996 yılında acı haberi almıştı. 20 yaşındaki asker oğlu Hasan, Hakkari-Yüksekova'daki bir operasyonda şehit düşmüştü. Hasan nişanlıydı, teskere alınca evlenecekti.

Annesi oğlunun acısına dayanamadı, birçok hastalığa yakalandı. Uzun süre tedavi gördü, ama ayakta kalmayı başardı. Çünkü bir oğlu daha vardı. Onun için yaşamalıydı, onun sevincini ve mutluğunu görmeliydi. Aradan yıllar geçti, Sabire teyzenin diğer oğlu üniversiteyi kazandı. Atatürk Üniversitesi İspir MYO'yu birincilikle bitirdi. Önceki gün yapılan mezuniyet töreninde; şehit Hasan'da yaşadığı üzüntüyü, okul birincisi Taner'de sevince dönüştürmek istedi, ama olmadı, bırakmadılar. Başörtülü olduğu için tören salonuna alınmadı. "İlk oğlumun acısını yaşadım, ikinci oğlumun sevincini de yaşatmadılar" diyerek, bir ağacın altında gözyaşı döktü. Yeniden girmek istedi, "Başını açacaksın" dediler, kabul etmedi. "Evladım, 55 yaşındayım, şehit anasıyım. Bana bu zulmü yapmayın" dedi ise de fayda etmedi. Sabire teyze, tören bitene kadar dışarda bekledi. Yaşananlara anlam veremedi ve sadece dua etti: "Allah'ım, ne zaman bitecek bu ızdırap! Bizim suçumuz ne? Ne yaptık ki, bize bu şekilde muamele yapıyorlar? Sen onları ıslah eyle!.." Kendisini güneşin altında, köşe yerde ve ağaç diplerinde ağlatanları Allah'a havale eden Sabire teyze, arzu ettiği töreni ise şöyle dile getiriyor: "Ben şehit anasıyım. 20 yaşındaki evladımı toprağa verdim. Oğlum beni salona almayanların canını korumak için canını verdi. Karşılığı bu mu olmalı? Şehit anasıyım diye beni baştacı yapmalıydılar. Üzerime titremeliydiler. Salonun en güzel yerinde misafir etmeliydiler. 'Teyze bir oğlunu şehit verdin, için kan ağladı. İkinci oğlun okul birincisi oldu, sevincini ve gururunu yaşa' demeliydiler." Gazete ve televizyonda haberini izlediğinde içinin yandığını söyleyen Sabire teyze, başörtülü olduğu için asla utanmadığını belirtiyor. "O görüntüleri izleyen devlet yetkilileri utansın" derken; benzer muameleye maruz kalanlara da "Gurur duyun, bir gün bu zulüm bitecek" mesajını gönderiyor. Sabire Karşı, "O gün başınıza böyle bir şeyin geleceğini tahmin ediyor muydunuz?" sorusuna, "Ben yaşlı ve şehit annesiyim. Başörtüm var diye içeri alınmayacağımı bilmiyordum. Eğer bu şekilde aşağılanacağımı bilseydim, bağrıma taş basardım da o törene gitmezdim. Hiç değilse bir kere üzülürdüm, bu şekilde değil" diye cevap veriyor. 'Okul birincisi olmuşum ne fayda' Sabire Karşı'nın salona alınmaması, en çok okul birincisi oğlu Taner Karşı'yı üzdü. Okul birincisi olduğu için hayli sevinen Taner, başarı belgesini alırken annesinin görmesini istemiş. O anı yaşatmak için İspir'den Tortum İlçesi'nde yaşayan annesini alıp Erzurum'a getirmiş. "Ailem, başta annem olmak üzere abimin şehit olduğu haberiyle çok üzülmüştü. Onları sevindirmek için gece gündüz çalıştım ve okul birincisi oldum. İstedimki bu mutluluğu doyasıya yaşasınlar" diyen Taner, annesinin salona alınmamasıyla her şeyin anlamsız kaldığını söyledi ve şunları ekledi: "Okul birincisi olmuşum, kimin umurunda! Önemli olan, annemin bu anı yaşamasıydı. İzin vermediler. VAKİT 15.06.2005
AKRA