İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Rodos'u Lozan'la kaybettik

Türkiye
|

Vizesiz ve harçsız, sadece on milyon liralık deniz otobüsü biletiyle, kırkbeş dakika içinde Marmaris limanından Rodos Adası'na ulaşıyoruz. Hisar burçlarının üzerinden gülümseyen kubbeler, minareler ve saray bacalarıyla Rodos'a değil sanki Üsküdar'a yaklaşıyorduk. Rodos'ta yüzde yüz bizim olan Osmanlı profili, tüm belgeselleriyle yaşıyor.

Rodos'ta, diğer adıyla Güneş Adası'ndaydık. Yaz mevsiminin en uzun gününde saatlerce sahilleri, sokakları, yamaçları, camileri, Osmanlı vakıf çarşılarını, müzeleri, mezarlarımızı ve sonunda da kısa bir nezaket ziyareti için Rodos'taki TC Konsolosluğu'nda yani kendi evimizde bir çay içimi konaklıyoruz. Genç-yaşlı herkes için Rodos'un mutlaka görülmesi gerek. Coğrafya ve Tarih derslerinde ortaöğretim gençliğine Rodos nasıl öğretiliyordu? Hatırlamaya çalışalım lütfen... Rodos; Oniki Adalar'ın en büyüğüydü... Ege adalarından biriydi... Hatta Yunan adalarından biri! Rodos'u görüp, gezdikten sonra yüreğimizden bir nida kopuyor. "El insaf!" Bunlar tamamen gaflet ve cehalet ürünü tanımlamalar... Ev ve kahve sohbetleriyle kurulan insan ilişkileriyle, okul ve köyleri de gezdikten sonra bu kanıya varıyoruz. Ege denizindeki adalar jeolojik bakımdan kesinlikle Asya Kıt'asına ait idi ve hepsi de Anadolu karasının uzantılarıydı. Hele haritalarda, Rodos, Anadolu'ya iri bir nazar boncuğu, bir çiçek, bir meyve gibi asılı durmaz mı? Midilli ve İstanköy, horoz sesleri duyulacak kadar bize yakın, Rodos Anadolu kıyılarına sadece 12 (oniki) kilometre... Ve tam dörtyüz yıl, uçsuz bucaksız Lindos ve Farilaki çayırları, Batı Anadolu hayvancılığının kışlığı olmuş. Keçi sürülerini taşıyan mavnalar, Kumburnu sahillerine asırlar boyu, her kış gelir demir atarmış... Kışın Rodos yaylaları, Anadolu'dan yaylım için gelen koyun ve keçi sürüleriyle şenlenirmiş... Ancak Lozan bozgunuyla Rodos, bir Yunan adası olunca, çoğumuzun zihninde Moğolistan kadar uzaklaşmış!.. Oysa Marmaris'ten bindiğimiz deniz otobüsü, bizi üç çeyrek saatte Rodos'a ulaştırıvermişti. Sadece kırkbeş dakikada Rodos'taydık. Ada görünürken hayretler içinde kalıyorduk. Limana girerken şaşkınlığınız bir kat daha artıyor. Surların üzerinden gülümseyen kubbeler ve minareler, bizleri kahır ve hasretle selamlıyordu. Doğrusu biz Rodos Adası'nda bir Türk konsolosluu olduğunu da önce bilmiyorduk... Rodos'ta, üç adet Türklere ait vakıf, içinde 900 cilt el yazması kaynak kitabın bulunduğu bir kütüphane, üç adet hamam, on iki adet abidevi Osmanlı çeşmesi, bir kadiri tekkesi ve çoğu Sultanların namaz kıldığı 28 (yirmisekiz) adet camii olduğnu sizler biliyor muydunuz? Dört asır önce, denizleri haraca bağlayan Tapınak şovalyelerinden, ağır bedel ödeyerek ve kırkbeşbin şehit vererek aldığımız adada bugün, Evlad-ı Fatihan'dan iki bin beşyüz kişinin hangi sosyal şartlar içinde yaşamaya çalıştıklarını biliyor muydunuz? Buyrun, Cem Sultan'ın defalarca yokuş yukarı yürüdüğü taş döşeli Şövalyeler Caddesi'nden ve ahşap minareli Bedesten Mescidi'nden geçip, Fethi Paşa Kütüphanesi'ne doğru çıkalım. Tarihiyle, coğrafyasıyla, sevinciyle, hüznüyle, yüzde yüz bizim olan Rodos'u birlikte gezelim. RODOS YETİMLERİ Yunan basınında Türkiyesiz haber olmaz! Mutlaka Türkiye aleyhine her gün bir haber vardır. Türkiye aleyhtarlığı bir eğitim ilkesi olarak okullarda müfredat programı içinde uygulanıyor. Bu adavet, muhalefetin iktidara yürümesi ve iktidarların da yönetimde kalabilmesinin "olmazsa olmaz!" şartıdır. Elefteros gazetesi manşetlerini bize ayırır. Şehirde tarihi ve turistik yerleri geçerken, şimdi çöplük ve mezbelelik hale getirilen Kaptan-ı Derya Murat Reis Külliyesi içimizi sızlatıyor. Şimdi KYP, yani Yunan İstihbarat Teşkilatı'nın Rum olmayanlar yani Müslüman Türk üzerinde hangi ölçülerde tırmanan organik ve psikolojik baskısı var? 1923 Lozan Antlaşması'yla "12 Ada" üzerindeki egemenlik haklarımızdan vazgeçmenin doğurduğu sonuçlara, birlikte bakalım. Yunan'ın insafına terkedilen kardeşlerimizin sosyo-kültürel özgürlükleri ve ekonomik durumları nasıl? Girit göçmenlerinin oturduğu Hamidiye Mahallesi bugün bomboş. Okulları kapanmış, mezarları tahrip edilmiş ve minareyle cami kısmen yıkılmış. Kullanılamayacak durumda. Hamidiye çeşmeleri yıllardır boşa akıyor. Rodos'taki Zincirli Dede Türbesi, tenis kortlarının tuvaleti olarak kullanılıyor. Üç asırlık Lindos Camii'nin yerinde yeller esiyor. Şehrin mezarlığının olduğu saha turistler için "Paradis Disko" olarak kullanılıyor. Şehitlerimizin kemikleri üzerinde içiyor ve tepiniyorlar. Gür-davudi sesli müezzinler şimdi sığır besiciliği yapıyor.Fethi Paşa Kütüphanesi'nde 900 cilt orijinal el yazması kaynak eser okuyucularını bekliyor... Dört asırlık iki adet, sülüs san'atının şaheseri Kur'an çalınmış ve iki yıl sonra da Londra'nın bir mezat salonunda satılmış. Zorunlu Ortodoks eğitimi ve Anavatan'ın ilgisizliğinden, Rumlarla evlenen beş yüz Türk kökenli Rodoslu kardeşimiz Hıristiyan olmuş. Geride iki bin Türk diken üstünde. Kalabalık Müslüman-Türk varlığına rağmen, Vakıf başkanlığına bir Rum atanmış; Andre Karayanis. Olacak iş değil. Bir an önce Ankara'nın bu hatayı düzeltmesi gerek! Saflarında dört yüz yıl namaz kılınan, kale içineki Enderun Camii şimdi İstanbul'daki Ayasofya ve Kariye gibi müze olmuş Panayata Kastro Müzesi... MEHMET SILAY VAKİT 18.06.2005
AKRA