İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Türk varlığının tükeniş sinyalleri

Türkiye
|

Hamidiye Rüştiyesi; şimdi Müslüman-Türk çocuklarının da mecburen eğitim gördüğü Rum okuluna çevrilmiş Fethipaşa Saat Kulesi dahil, bütün Osmanlı eserleri bakımsızlıktan dökülüyor.

Avrupa Birliği'nin ve UnesCo'nun parasal desteğiyle şövalye sarayları, restore edilmiş kiliseler, Agora ve Akropol harabeleri bir güzel tamir görmüş. Ancak Rodos'taki kültürel varlıkların Müslüman-Türk cenahına bir tek çivi dahi çakılmadığı gibi, saldırgan fanatiklerin öfkesine ve zamanın tahribine terk edilmiş. Gelin Rodos'taki taşınmaz varlığımızla ilgili tarihi seyre birlikte gözatalım. İtalyan işgal yılları içindeyiz. 25 Mart 1925 tarihli, Valilik emriyle, Rodos ve İstanköy'de bulunan Türk Vakıf eserlerinin korunması ve bakımı için "vakıf nizamnamesi" hazırlanmış. Ancak adalar 1947'de resmen Yunanistan'a kelimenin tam anlamıyla hediye edilince Türk varlığı aleyhine sistemi bir imha senaryosu hayata yansımaya başlamış. Atina'nın vakıf malları için aynı tüzüğü kabul etmesine rağmen eserlerin akıbeti Türk Yunan ilişkilerinin güncel seyrine göre şekil almış. Üstüne üstlük, TC Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce adaya iyi niyetli vakıf mütevelli heyeti atandığında vakıf eserleri iyi korunmuş. İçinde bulunduğumuz bu dönemde olduğu gibi adada iki bin beş yüz Müslüman-Türk yaşadığı halde bir Rum görevlendirilince pek çok dükkan ve arsa ya baskıyla sattırılmış veya satışı kolaylaştırılmış. Daha kötüsü Türk vakıflarına ait arazi ve binalar Yunan resmi makamlarına kolayca hibe edilmiş. Hele 1972 ile 76 yılları arasında vakfı yönetenlerin ihaneti çok açık. Daha acısı, hesabı da sorulmamış. Buyrun seyredin ihanetin boyutunu; bu dönemde 12 adet cami Rodos metropolitliğine, Allah'tan korkmadan ve kuldan utanmadan "layüsel" bağışlanmış. Yunan resmi makamlarının planlı olarak ve sinsice zamana yaydığı Türk varlığını tüketme ve eritme siyaseti bugün dolaylı baskılarla sürmektedir. Gelir vergisi ve varlık vergisi adıyla büyük meblağlar Türk vakıflarına dayatılıyor. Rodos Belediyesi ve Yunan Kültür Bakanlığı mescit, okul, çeşme, mezar ve dükkanların tamirlerine de kesinlikle izin vermiyor. Şadırvan kitabeleriyle tarihi mezar taşlarını kırıp parçalayan, ırkçı Helen fanatikleriyle zamanın tahribi, bugün adalardaki Müslüman-Türk varlığının tükeniş sinyallerini vermektedir. Rodos'ta Rumların Türklere yönelik baskı ve tehditleri, onları canından bezdirmiş. Çoluk-çocuklarının güvenliği ve geleceği için babadan kalma bütün verimli arazilerini, cumbalı evlerini yok pahasına satıp Türkiye'ye yerleşmeye çalışıyorlar. Gizli ve açık tehditler yüzünden kendi aralarında birlik oluşturamıyorlar. - Peki Türkiye yadellerdeki evlatları için siyasi ve insani açıdan ne yapıyor? - Anavatandan karşı yakaya soydaşlık edebiyatı dışında sadece ayakları yere basmayan, romantik ve platonik göndermeler yapılıyor!.. Bugüne kadar sadra şifa hiçbir girişim yok. Bir çözümsüzlük sarmalına mahkûm edilen kardeşlerimizin sayıları da, mal varlıkları da her yıl biraz daha eriyor. Daha kötüsü bilinçleri, umutları, güvenleri tükeniyor. Önce biz İsrail-ABD eksenli dış politikadan sıyrılmalıyız diyorlar. Milli irade, bilinç ve mensubiyet duygusu yekinmeli önce! Önce biz inanmalıyız, sonra bütün dünya bilmeli; İstanköy ve Rodos'la birlikte Oniki Adalar bizim öz malımız, üzerinde yaşayan evlad-ı fatihan bizim çocuklarımız! Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Rodos ve İstanköy konusunda ne işe yaradığını sormuyoruz! Çünkü, tarih bizi sorumlu tutuyor onların geleceğinden! Kısa dönemde onların huzuru ve dinamik varlığı ancak Türk-Yunan ilişkilerindeki düzelmeyle mümkün. MEHMET SILAY VAKİT 20.06.2005
AKRA