İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

İslam Coğrafyasında tehlikeli oyunlar oynanıyor

Güncel
|

Araştırmacı yazar Dr. Alev Erkilet, Türkiye başta olmak üzere İslam coğrafyası üzerinde tehlikeli bir oyun oynandığını belirtti.

Kara para sihirbazı Soros gibi uluslararası sermaye temsilcilerinin İslam dininin reformize edilmesi yönünde pek çok projeye destek verdiklerini kaydeden Erkilet, “Amaçları kendi istedikleri bir insan tipinin yetişmesi. İslam coğrafyasında özellikle bu yöndeki projelere destek verdiklerini açık açık söylüyorlar” dedi. Kamusal alan tartışmalarının da yanlış bir mecrada gerçekleştiğini söyleyen Erkilet, “Birilerinin önümüze koyduğu mekanda ne kadar fazla yer alacağız almayacağız tartışmasını yürütmektense kamusal alanın özüne yönelik bir eleştiri geliştirmemiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. Araştırmacı yazar Dr. Alev Erkilet, ‘Eleştirellikten Uyuma’ konulu bir konferans verdi. Erkilet çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Erkilet, kara para sihirbazı Soros gibi uluslararası sermaye temsilcilerinin İslam coğrafyasında kendi istedikleri insan tiplerinin yetiştirilmesi için bir çok projeye maddi destek verdiklerini söyledi. Özellikle İslam dininin reformize edilmesi yönündeki projelere ağırlık verildiğini kaydeden Erkilet, Türkiye’nin de bunun içinde olduğunu söyledi. Erkilet, “İslam coğrafyasında kendine güveni yitirmiş, kendi dışındaki sistemlerin daha evrensel olduğu gibi bir psikoloji yerleştirilmeye çalışılıyor. Demokrasiyi ABD bile getirse demokrasidir” diye konuştu. Eskiden başörtüsünün kadını, toplumu ve aileyi dönüştürücü yönlerine ilişkin bir edebiyat yapılırken, son yıllarda ise ikna odalarında perişan edilmiş, kocası ve ailesi karşısında hakları savunulmamış, dolayısıyla bir çıkmaza düşmüş müslüman kadın edebiyatının yapıldığına vurgu yapan Erkilet, bunun da kapitalist piyasa üretimi formlarında geliştirildiğini söyledi. Kamusal alan tartışmalarına da değinen Erkilet, şöyle konuştu: “Birilerinin önümüze koyduğu mekanda ne kadar fazla yer alacağız almayacağız tartışmasını yürütmekten ziyade belki de içinde olmak istemeyeceğimiz bir kamusal alana sürekli eklemleniyoruz. Ayrıntı gibi duran ama temelli duran bir sorun var. Yani hangi kamusal alan? Tek sorunumuz bizim bunun içinde daha fazla olmak mı yoksa hayır daha fazla içinde olunmaya layık olunan bir biçime dönüştürecek temelli eleştirileri getirebilmek mi? Bunun ciddi bir ikilem olduğunu ve fark edilmemiş, yokmuş gibi geçiştirilen bir mesele olarak görüyorum”. MİLLİ GAZETE 24.06.2005
AKRA