YÖK'ün adaletsizliğini devam ettirme kararına, eğitim camiasından ve özellikle sivil toplum kuruluşlarından sert tepki geldi. YÖK'ün bölücülük yaptığı ve Teziç'in tez elden gitmesi gerektiği ifade edildi.
TÜMÖD BAŞKANI PROF.DR.HATİPOĞLU:
Yıllardır çözülemeyen katsayı eşitsizliği yine çözüme kavuşturulamamıştır. İHL bahanesiyle yüz binlerce insan mağdur edilmektedir.Bunun acilen çözülmesi gerekir.
EĞİTİM-BİR-SEN BAŞKANI GÜNDOĞDU:
Anti demokratik ortamda getirilen ve yüz binlerce gencimizi mağdur eden bir maddenin hala devam ettirilmesinin, Teziç'in vicdanına sığıyor olması düşündürücüdür.
TÜRK EĞİTİM-SEN BAŞKANI ÖZCAN:
Kendi okullarından, kendi öğrencilerinden krokan zihniyet, demokrasiyi tam anlamıyla özümseyememiş, demokratik kültürün beslendiği kaynaklardan nasibini alamamış demektir.
EĞİTİMCİLER SENDİKASI BAŞKANI AVCI:
Teziç'in bu kini bitmeyeceğine göre; bu Teziç, tezelden YÖK'ün başından gitmelidir. Bunlar eğitimci gibi değil, muhalif siyasetçi gibi davranmaktadır.
TİMAV BAŞKANI PARLAKTÜRK:
YÖK Genel Kurulu, son aldığı kararlarla Türkiye'nin taşıyamayacağı bir yük haline geldiğini göstermiştir. Eğitim ve öğretim fırsat eşitliğini hiçe sayarak hukuku çiğnemiştir.
ÖZGÜR-DER BAŞKANI ŞEKERCİ
YÖK, her zamanki yasakçı tutumunu devam ettirerek uzlaşmaz geleneğine sahip çıktı. Olağanüstü yetkilerle donatılmış YÖK, en kısa zamanda yük olmaktan kurtarılmalıdır...
17 üyeden 7'si muhalif!
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Genel Kurulu toplantısına katılan 17 üyeden 7'sinin meslek lisesi ve İmam Hatip lisesi mezunlarına uygulanan katsayı adaletsizliğinin kaldırılması yönünde oy kullandığı öğrenildi.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Baltalimanı Tesisleri'nde yapılan ve yaklaşık 4.5 saat süren toplantıda katsayı uygulaması tartışıldı. Muhalif üyeler; meslek lisesi öğrencilerinin ÖSS ortaöğretim başarı puanlarının normal liselerde okuyan öğrencilere göre 0.8 yerine 0.3 ile çarpılarak hesaplanmasının eğitim ve öğretim eşitliğine aykırı olduğunu belirterek, meslek liselilerin alan değiştirdiklerinde ortaöğretim başarı puanın 0.45 ile çarpılmasını önerdi.
Meslek lisesi mezunlarına kısmi iyileştirme getiren bu teklif, toplantının gündemini belirledi. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan sadece sunumda bulundu ve katsayı uygulaması hakkında teklif dahi getirmedi. Yoğun geçen tartışmaların ardından oylamaya geçildi ve oy çoğunluğu ile katsayı uygulamasının aynen devam etmesi kararlaştırıldı. Muhalif üyeler, 1998 yılından itibaren uygulanan katsayı uygulamasının öğrenciler arasında adaletsizliğe yol açtığını dile getirdiler.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, meslek liselerinin alan değiştirdiklerinde ortaöğretim başarı puanın 0.3 yerine 0.45 ile çarpılmasını yönelik önerinin kabul edilmemesi için YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'i aradığı öne sürüldü.
Allah'ın üstünde bir merci yoktur
Laikçi-yasakçı çevrenin "Türban yasağı kalsın, eşarp serbest olsun" şeklindeki ayrımcılığına kadın yazarlardan sert tepki geldi. En temel insan hakkı olan örtünme konusunda türban-eşarp şeklinde bir ayrımın yapılmasına karşı olduklarını belirten kadın yazarlar, böyle bir uygulamanın tek tip insan oluşturmayı amaçladığını söyledi. Yazarlar, "Eğer yasak kaldırılacaksa herkes için özgürlük getirmeli" diye konuştu. Prof. Dr. Ümit Meriç, "Baş örtmek Allah'ın emridir. Allah'ın üstünde bir merci tanımıyorum ve başımı örtüyorum. Bundan doğacak her türlü toplumsal sonucu kabul ediyorum" sözleriyle yasağa ve ayrıma olan tepkisini ortaya koydu.
Yazar Belkıs İbrahim Hakkıoğlu ise eşarp-türban ayrımı yapılmasıyla ilgili olarak, "Bu çok saçma, insani olmayan bir uygulama. Benim inancım nasıl giyinmemi gerektiriyorsa ben öyle giyinirim. Buna kimse bir şey diyemez. Eğer bir şey denilecekse o zaman göbeği açık kıyafetlere de bir şey söylenmesi lazım. Çünkü bu, insan psikolojisine, sosyolojisine aykırı, temelde yanlış olan bir şey. Neden ona bir şey söylenmiyor? Bunu düşünmek lazım" diye konuştu. İnsanların bir kukla haline getirilerek "Böyle yapacaksın, şöyle yapmayacaksın" şeklindeki bir anlayışın yanlış olduğunu ifade eden Hakkıoğlu, "Bütün meselelerimizin temelinde sistemin tek tip insan oluşturma isteği var. Sistemin oluşturmak istediği bu insan modeline karşı çıkmalıyız. Bizim kültürümüze ait bir şey değil bu. Kapitalist sistem açıkça kendine pazar açan insanlar istiyor. Yani sadece tüketen, şuursuz, çok sayıda kalabalık istiyor" şeklinde konuştu.
Başörtüsü yasağının çağdaş bir dayatma modeli olduğunu ifade eden Yazar Emine Şenlikoğlu da, "Türban için önce 'siyasi simge' dediler. Bu tutmayınca şimdi de 'dinî simge' diyorlar. Ya bilmediklerinden dolayı böyle konuşuyorlar, ya da işlerine böyle geliyor. Hayvan haklarında bile böyle bir yasaklama yok. Niçin ödün vermemiz isteniyor, bunun altında neler yatıyor? Ortada aba altında mahkûmiyet kelepçesi var. Bu, çağdaş bir dayatma modeli" şeklinde konuştu.
VAKİT 24.06.2005