1949 yılından bu yana işgal altında bulundurduğu Doğu Türkistan’da sistematik asimilasyon politikasını sürdüren Çin, baskı ve zulmünü artırıyor.
Çin’in, 1949 yılından bu yana işgali altında bulunan Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik yürüttüğü sistematik asimilasyon ve soykırım politikası olanca hızıyla sürdürüyor. Petrol ve mineral bakımından zengin olan bölgede kendi zenginliklerini kullanamayan halk, asgari yiyecek ve giyecek standartlarının altında trajik bir yoksulluk içinde yaşıyor ve hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Doğu Türkistan’da, Mayıs 2005 itibarıyla çeşitli hastalıklara yakalanmış olan bir milyon üçyüz binden fazla insanın ulaşım sorunlarından dolayı tedavi imkânı bulamadığı bildiriliyor. Özellikle güney ve doğu bölgelerindeki yoksul köylerde yaşayan 8–12 yaşları arasındaki çocukların yüzde 20'sinde "dış guatr" hastalığı belirtileri tespit edildi. Bölge sağlık uzmanları tarafından yapılan açıklamada; 35 ilçede söz konusu hastalığın görüldüğü ve önlem alınmasının düşünüldüğü belirtildi. Çeşitli kaynaklar hastalığın yaygın halde bulunma nedeninin bölgenin denizden çok uzakta olmasına bağlıyor. Ancak, Uygurlar tarafından bölgede çok fazla atom bombası denemesi yapılması sonucunda halkın bu tür hastalıklardan kurtulamadığı ifade ediliyor.
Camiler ibadete kapatılıyor, din adamları tutuklanıyor
Öte yandan, devlet daireleri ve stratejik görevlerde Uygur Türklerinin çalışmalarına izin verilmediği, ancak yönetime bağlı olduğuna inanılan şahıslara, bazı kamu görevlerinde istihdam imkanı sağlandığı belirtiliyor. Ancak "işbirlikçi" olan bu şahıslar da sürekli gözetim ve kontrol altında tutulduğu, haklarında herhangi bir menfi duyum alınması halinde, derhal görevlerinden alınarak, ağır şekilde cezalandırıldığı ifade ediliyor.
Uygur Türklerinin iletişim faaliyetlerini de yakın takibe alan Pekin yönetiminin, her türlü haberleşme, iletişim ve internet imkanlarını da kontrol altına aldığı bildirilirken, bölgede görevli din adamlarının da çeşitli sebepler öne sürülerek, tutuklandığı ve görev yaptıkları camilerin de aylarca ibadete kapatıldığı gelen haberler arasında yer alıyor.
Nüfusun kontrol alınması amacıyla, uzun yıllardan beri, bir kürtaj politikası izleyen Pekin’in bu baskıyı artırdığı kaydedildi. Doğu Türkistan'da şehir merkezlerinde yaşayan Uygur Türklerine iki çocuk sahibi olma hakkı tanınırken, gizli şekilde üçüncü çocuğa hamile olduğu tespit edilen kadınlar kürtaja zorlanıyor. Bu kapsamda, ambülâns tarzında hazırlanan arabalarla, Uygur Türklerinin yaşadıkları mahallelere giden Çinli görevlilerin, kontrol yaptıkları evlerde üçüncü çocuğuna hamile olduğunu tespit ettikleri bayanları, söz konusu ambülânslara götürerek, hamileliğin hangi ayında olursa olsun kürtaj yaptırdıkları dile getiriliyor.
Verimli araziler Çinliler’e
Çin son olarak, Doğu Türkistan'daki Çin kökenlilerin nüfusunu artırmak amacıyla, 2005 yılı itibariyle özel bir göç uygulamasını hayata geçirdi. Bu kapsamda, Çin içindeki diğer bölgelerde yaşayan, çeşitli adi suçlara karışmış veya uyuşturucu bağımlısı şahıslar, Doğu Türkistan bölgesine gönderiliyor.
Hepsi Çin kökenli olan şahıslara, Doğu Türkistan'ın en verimli arazilerinden pay ayrılarak, buralarda çiftçilik yapmalarına izin veriliyor. Söz konusu şahıslar, kendilerine karşı gelen Uygur Türklerine karşı doğrudan silah kullanabiliyor. Çinin diğer bölgelerinden göç eden bu şahıslar, yaklaşık üç yıl süreyle kendilerine tahsis edilen arazileri işleyip, buralardan gelir elde ettikten sonra, Doğu Türkistan'da kendilerine ait ev ve iş edinerek yerleşiyor ve yeni gelenlere üniformalarını devrediyor.
MİLLİ GAZETE 25.06.2005