İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Batı, Müslümanların birleşmesinden korkuyor

Batı, Müslümanların birleşmesinden korkuyor
Dünya
|

Batı aleminin özelliklede Amerika'nın en çok korktuğu ve önüne engeller koyduğu şey, İslam aleminin birbirine yakınlaşmaları ve aralarındaki çatışma ve tartışmaları bir tarafa bırakarak güçlerini birleştirmeleridir. Müslümanlar; İslam kardeşliği, devlet yönetimi düzeyini hayata geçirmelidir.

İşgaller, Haçlı Seferleri'nin devamı Türkiye Müslümanlarına uyarı, nasihat olarak söylecekleriniz var mı? - Türkiye halkına özelde de îslami gayret hareketlerine söyleyeceklerim şunlar: İslam düşmanlarının çıkarına hizmet edecek tartışmalardan uşak durmaları ve ayrılıklardan vazgeçmeleridir. îslami kesimler ve cemaatler birbirlerinin önlerinde engel olmamalılar. Birbirlerine saygılı davranmalılar, birbirlerine merhamet göstermeliler. Biz bize karşı merhametli davranmazsak, başkalarından merhamet beklemek boşuna olur. Ben her gittiğim yerde, her yaptığım konuşmanın ardında veya açılış konuşmasında devamlı olarak Müslümanların birlik ve bütünlüğünün bozulmaması duasında buhınmuşumdur. Şimdi de aynı duayı ediyorum: ...Ufak tartışmaları bir tarafa bırakın, İslam ümmetinin aleyhine yapılan bunca karalama kampanyaları, çirkin girişimler ve düşmanlıklar gözlerimizin önünde cereyan ederken birlik ve bütünlüğümüzü koruyalım, saflarımızı birleştire-lim. Allah Kur'an'da bizim duruşumuzun nasıl olması gerektiği konusunda, "...Onlar birbirine kenetlenmiş yapı taşları gibi, tek bir saf halinde İslam düşmanlarıyla savaşırlar..." ayeti çok önemlidir. Burada Müslümanlardan sadece askeri savaş anında değil, her zaman İslam'a ve Müslümanlara karşı cephe alan kesime karşı tek saf halinde, birlikte mücadele etmeleri istenmektedir. Savaşlar tek boyutlu değildir. Askeri savaşlar olduğu gibi, iktisadi savaş, kültürel savaş, dini savaşlar gibi savaşlar vardır. İslam alemi ve dünya Müslümanlarının bir çoğu doğrudan askeri bir savaş içinde olmadıkları durumundan hareketle kendilerinin hiç bir savaşın içinde bulunmadıkları yanlışına düşmemeliler. Bugün İslam alemine yönelik büyük bir ekonomik, kültürel savaş verilmektedir. Askeri savaşlarda olması gerektiği gibi Müslümanlar bu savaşlarda da tek saf olmalı, güçlerini boşa çıkartacak boş tartışmalardan uzak durmalı... Büyük tehlikeler kapılarında dururken ufak ihtilaflardan vazgeçmeli tek saf yek vücut olmalı... Bugün İslam aleminin bazı bölgelerinde askeri savaş durumu da var. Bazı bölgelerde de hem as­keri hem ekonomik hem kültürel savaşı bir ver­mektedirler. Çok yönlü bir savaş durumu yaşa­yan dünya Müslümanları özelde de Türkiye tylüs-lümanları ne tür bir mücadelenin içinde oldukla­rının farkına vararak birlik ve beraberliklerini daha fazla pekiştirmeli. Aksi hadiseler bizleri çok üzüyor. Sadece Türkiyeli Müslümanlar için değil, bütün İslam alemi için bunları söylüyorum. Bush Afga­nistan'ın ardından Irak'a yaptığı askeri operasyo-lar sırasında bir cümle sarfetti. "Haçlı seferlerine devam ediyoruz" diye. Daha sonra bu sözlerin bir dil sürçmesi olduğunu söyledi ve İslam alemin­den özür diledi. Hz. Ali'nin bir sözü var. Kalpte olan dışarı yansır" şeklinde. Evet İslam alemine karşı gizlenmeye çalışılan, ama bazen dil sürç-meleriyle, bazen başka ifadeler ve tavır alışlarla açıkça Haçlı Seferi olduğu apaçık anlaşılan bu askeri müdahalelere karşı İslam alemi dün olduğundan daha fazla dayanışma ve yardımlaşma içinde olmalı. Her türde ilişkilerini daha da artırmalı. Kardeşlik bağlarım pekiştirmeli. Batı aleminin özellikle de Amerika'nın en çok korktuğu ve önüne engeller koyduğu şey, İslam aleminin birbirine yakınlaşmaları ve aralarındaki çatışma ve tartışmaları bir tarafa bırakarak güçlerini birleştirmeleridir. "İslam Kardeşlik Birliği"ni devlet yönetimi düzeyinde hayata geçirmeleridir. İslam aleminin ve dünya Müslümanlarının geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yakın vadede İslam alemini ve dünya Müslümanlarının sıkıntılı günler yaşayacağı tahmin ediliyor. Ancak uzun vadeli perspektiften bakıldığında durumun hiç de böyle olmadığı görülüyor. İslam alemi, elinde bulundurduğu güç ve değerler bakımından çok güçlüdür. Yeraltı madenleri, dağları, ovaları, tarıma elverişli toprakları, altın, bor madenleri ve petrolüyle, su kaynaklarıyla çok güçlü öz zenginliklere sahiptir. İnsan kaynakları açısından da çok dinamik. Maddi ve iktisadi gücü var. İnsanlık tarihinde çıkan medeni­yetlerin hemen hemen hepsinin çıktığı yerlere şimdi İslam ülkeleri hakim. Semavi dinlerin doğduğu yerler dünyayı yöneten medeniyetlerin hepsi, bizim şimdi sahip olduğumuz bölgelerden çıkmıştır. Sahip oldukları bu güç, İslam alemine ve Müslümanlara yeni bir medeniyet oluşturma yükümlülüğünü yüklemektedir. Uygar, ahlaki, manevi, insani, Rabbani... bir çok mesajın taşıyıcılarıyız. Bunun farkında ol­malıyız. Bütün bunların hepsine birden sahip olmak İslam aleminden başka hiç bir millete nasip olmamış­tır. Bugün zayıf halde olmamız bizleri karamsarlığa ve ümitsizliğe itmemeli. Elimizde bulundurduğumuz gücün farkında olur ve bunun gereği gibi hareket edersek zaaflarımızdan kurtulur, kuvvetli oluruz. Batılı ülkelerde Müslüman azınlıklara, başta başörtüsü meselesi olmak üzere, yapılan hak­sız uygulamalar konusunda neler söyleyecek­siniz? - Başörtüsü yasağı uygulayan Fransa Cumhurbaşka­nı Chirac'a bir mektup yazdım. Orada adil bir demok­rasi dini ve etnik azınlıkların haklarını gözetendir. Dini sembolleri uygulama özgürlüğüne saygılı de­mokrasi ancak adil olabilir." şeklinde ifadelerde bu­lundum. Son zamanlarda da Avrupa ülkelerinde Müslüman kesime yönelik çirkin saldırılar oluyor. Bunlar da azınlık haklarına aykırı davranışlardır. Dünyaya demokrasi dersi vermeye yeltenenlerin böy­le çirkin hadiselere göz yumması ve gerekli tedbirleri almaması savunduklarıyla ters düşmektedir. Ancak başörtülü öğrencilere yapılan bu hak­sız uygulamalar sadece azınlık konumunda olan Müslüman öğrencilere yapılmıyor. Bazı İs­lam ülkelerinde özellikle de Türkiye'de dini ge­rekçelerle başörtüsü takan Müslüman kız çocuklarına da yapılıyor. Bizdeki bu haksızlıkla­ra karşı neler söyleyeceksiniz? - Bunlar üzüntü verici şeyler. Halkının rızası dışında uygulamalarda bulunanlar iflah olmazlar. Halkın gönlünü kırmak, ana-babaları, mazlum kız evlatları­nı üzmek, onların gözyaşlarına aldırmamak devletin babalık misyonuna zarar verir. Adil olmayan ve mer­hametli davranmayan baba, evlatlarının güvenini kaybeder. Bu güven kaybı da devlet ekonomisine, si­yasetine, sosyal hayata olumsuz bir şekilde yansır. Devlet milleti için vardır. İnşaallah İslam ülkelerinde yapılan bu haksız ve yanlış uygulamalardan kısa za­manda vazgeçilir. MİLLİ GAZETE 07.07.2005
AKRA