Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sendika konusunda Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü kategorisinde mütalaa edilmesi yönünde yasal değişiklik yapılması önerisi, din görevlileri arasında huzursuzluğa yol açtı.
Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız, kararın "Senelerce ağalık sistemiyle yönetilen, demokratik cumhuriyet içinde derebeylik sistemiyle idare edilen Diyanet'in, haklarını arayan din görevlilerinin varlığından rahatsız olduğunu" gösterdiğini söyledi.
Toplantıya katılan müftülerin çoğunun söz konusu kararları benimsediği kanaatinde olmadığını bildiren Yıldız, "onlar derin Diyanet'e teslim olmuşlar" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
"DİYANET GENELKURMAY'LA AYNI KATEGORİDE MÜTALAA EDİLMELİ"
Geçen ay Abant'ta toplanan Diyanet İşleri Başkanlığı İl Müftüleri Semineri İstişari kararları arasında yer alan "Sendikalarda yönetici olanlar hac bürolarında görevlendirilmemeli", "Sendikalar faaliyetlerini, Diyanet İşleri Başkanlığı personeli arasında ayırıma sebebiyet vermeyecek ve Başkanlık hizmetlerini engellemeyecek tarzda yürütmeli", "Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, sendika konusunda, Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü kategorisinde mütalaa edilmesi yönünde yasal değişiklik yapılmalıdır" maddeleri, din görevlilerinin tepkisiyle karşılandı.
DİN GÖREVLİLERİNİ KÖLE GİBİ GÖRÜYORLAR
Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız, alınan kararları "derin Diyanet'in" marifeti olarak nitelendirdi. Diyanet'in çalışanlarını, hiçbir şeye itiraz etmeyen köleler gibi gördüğünü belirten Yıldız, değişim adına göreve gelen yeni ekibin de kısa sürede 'derin Diyanet'e teslim olduğunu, alınan kararlara Bakan Ali Bardakoğlu ile Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez'in katıldığı görüşünde olmadığını kaydetti.
KAZANILMIŞ HAKLARA DARBE
"Diyanet, haklarını arayan din görevlilerinin varlığından rahatsız" diyen Yıldız, müftülerin çoğunun kararları benimsediği kanaatinde olmadığını, birilerinin onlara imzalattığını savunarak, "Bu kararlar, kazanılmış haklarımıza vurulmuş darbedir" dedi.
Yıldız, "Senelerce Diyanet'te özerkliği savunduk. Ancak Diyanet zaten özerkmiş de bizim haberimiz yokmuş. Müftü efendiler, kendi kararlarını kendileri alır hale gelmiş zaten. Bırakın başkanlığı, hükümete tavsiyede bulunup yol göstermeye soyunmuşlar. Bu kararın ardında acaba ne olabilir? Senelerce ağalık sistemiyle yönetilen, demokratik cumhuriyet içinde derebeylik sistemiyle idare edilen Diyanet'in, demokratik sivil yönetimi, sendikalar sayesinde alt kadrolarla aynı masaya oturmayı hazmedememeleri mi acaba. Ancak böyle bir ifade, saygı duyduğumuz ve sendikal hareketin erdemini fark eden birçok müftümüze haksızlık olur. Yoksa Diyanet'in üst yönetiminde sendikalardan rahatsız olanlar var da tepkilerden çekindikleri için devreye müftüleri mi sokuyorlar, 'ben demokrasi düşmanı ilan edilmeyeyim de bu günahı müftülere yıkayım' diye düşünenler mi var?" dedi.
VAKİT 23.07.2005