Vatandaş, "Hac ibadetinin özgür bir şekilde yapılabilmesi için kolaylık sağlanmalı. Havayolu şartı kaldırılmalı ve karayoluyla Hac ve Umre'ye gitmenin önü açılmalıdır" diyor.
Fiyatlar çok yüksek
Hac ve Umre ibadetini gerçekleştirmek için her yıl "Kutsal Topraklara giden on binlerce vatandaş, yol ve kalacak masrafları gibi giderler sebebiyle astronomik rakamlara ulaşan 'Dolar'lar harcamak zorunda kalıyor. Hac ve Umre organizasyonlarından 700 dolar gibi fahiş bir uçak ücreti alınırken, aynı mesafedeki Avrupa ülkelerine daha ucuza gidilebiliyor. Toplam 140 milyon dolarlık hacme sahip olan Hac organizasyonunda, Diyanet İşleri Başkanlığı kontrolünde Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği'ne bağlı yetkili acenteler faaliyet gösteriyor.
Büyük rakamlar oynuyor
Hac organizasyonunu gerçekleştirebilmek için, turizm şirketlerinin 1 milyon dolarlık girdilerinin olması gerekiyor. Birçok Hac organizasyonunda yer alan Şerafettin Kalay, "Havayolu şartı kaldırılmalıdır. Karayoluyla Hac ve Umre'ye gitmenin önü açılmalıdır. Devletin turizm şirketi gibi hareket etmesi de doğru değildir" derken, Tüm ilahiyat Fakülteleri ve Yüksek İslam Enstitüleri Mezunları Derneği Başkanı Selahattin Yazıcı da, Hac ibadetinin özgür bir şekilde yapılabilmesi için bütün kolaylıkların sağlanması gerektiğine dikkat çekti.
Haccı zorlaştırmayın!
Tüm ilahiyat Fakülteleri ve Yüksek İslam Enstitüleri Mezunları Derneği Başkanı Selahattin Yazıcı ise, “Hacc İbadeti İslam’ın temel esaslarından biridir. Hem mal hem de beden ile yapılan ibadettir. Hacc ibadeti insana çok büyük bir manevi haz vermesinin yanında yerine getirilmesi bakımından bir takım zorlukları da taşımaktadır. Çoğumuzun ömründe bir defa ancak yerine getirebildiği bu ibadetin organizasyonuyla ilgilenen kurumların insanımızın bu kutsal görevini rahat ve huzurlu bir şekilde yerine getirmesi için özverili bir şekilde çalışması gerekmektedir” dedi.
Yazıcı, “Bu yıl rekor sayıda talep olmasına (307.000) rağmen sadece 70.000 gibi az bir kontenjan ayrılması çok üzücü bir durumdur. Talepteki bu artış toplumuzun dini hassasiyetini göstermesi açısından ise sevindirici bir durumdur. Biz TİYEMDER olarak Gerek Suudi Arabistan Krallığının tutumunu, gerekse Hükümet ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu konudaki tutumlarını dikkatle gözlemlemekteyiz. Hükümet ve Diyanet İşleri Başkanlığı gerekli çalışmaları yaparak diğer ülkelerin dolduramadıkları kontenjanları varsa bunun Türkiye’ye verilmesini sağlayamaz mı?” diye konuştu.
Yazıcı, “Hacc ibadeti kesinlikle bir istismar aracı olarak kullanılmamalı birilerinin bu ibadet üzerinden rant veya fahiş gelir elde etmeye çalışması kesinlikle engellenmelidir. Müslümanların bu kutsal ibadeti tam bir özgürlük ve refah içinde yapabilmeleri için bütün kolaylıklar tanınmalıdır. Müslümanlar rahat bir şekilde gerek kendi araçlarıyla, gerekse yaya olarak istediği Hacca gidebilmelidir.
Hacc ibadeti siyah, beyaz, zengin, az gelirli, bütün ayırımların, bütün makamların ortadan kalktığı, herkesin tek yürek olduğu bir aksiyondur. Bütün dünya Müslümanları için yıllık büyük bir kongre özelliği taşımaktadır. Hacc ibadetindeki bu tek sesliliğin tüm İslam Âleminde sağlanacağı günleri de sabırla beklemekteyiz” şeklinde konuştu.
MİLLİ GAZETE 10.08.2005