İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Kanadalı Müslümanlar rahat değil

Dünya
|

11 Eylül sonrasında Kanada halkının ne yazık ki yüzde 75’i cehaletleri nedeniyle İslam’a karşı düşmanca bir tavır içine girdiler. Geri kalan yüzde 25’lik bölüm ise çoğunluğu Yahudi ve Hıristiyanlar olmak üzere dini ve siyasi inanç ve görüşlerinden dolayı bilinçli olarak İslam’a karşı cephe aldılar ve Müslümanlara karşı düşmanca tavır takındılar.

İslami kurum ve bu kuruluşlara mensup Müslümanlar üzerinde büyük baskılar var. El-Mustakbel dergisi de İslam Kongresi Başkanı Prof. Dr. İbrahim El-Mısri ile Kanada’da Müslümanların yaşadığı şartlar, girdiği diyaloglar ve İslam ve Müslümanların imajının nasıl düzeltileceği gibi konular etrafında bir söyleşi gerçekleştirdi: – Kanada’da Müslümanlara, İslami kurum ve kuruluşlara yönelik düşmanca tavırlar ve baskılar tekrar yaşanmaya başladı. Sizce bu durum daha da kötüye doğru gelişme gösterecek mi? – Evet Kanada’da aşırılık yanlıları var ve bunlar İslam’ı ne şeklen, ne de ismen Kanada’da olmasına razılar. Ancak Kanada yönetiminin bu aşırılarla aynı düşünceleri taşıdıkları ve aynı davranışı sergiledikleri söylenemez. – Siz orada hangi resmi sıfatla bulunuyorsunuz? – Biz Kanada yönetimini rahatsız edecek ve düşmanca tavır takındıracak hiç bir girişim ve davranışta bulunmuyoruz. İslami Kongre sadece Müslümanları kendilerine karşı yapılan düşmanca tavır ve muameleler karşısında nasıl davranmaları gerektiği noktasında bilinçlendirme çalışmaları yapıyor. İslami kurum kuruluş ve okulların nasıl korunacağı konusunda Müslümanların dikkatlerini yoğunlaştırmak için gerekli araçları ediniyoruz. Kongremizin faaliyetleri tamamen yasaldır. – Kanada yönetimi ile ilişkileriniz nasıl? – Onlarla aramızdaki ilişkiler çok iyi. Bizi ilgilendiren uygulamalarda bizimle görüş alış-verişinde bulunuyorlar. Çünkü İslam Kongresi Teşkilatı, Kanada’da en büyük ve önemli bir teşkilat. Kanada Müslümanlarının ve yeni gelen neslin sorunları etrafında bir çok araştırma ve etkinlik gerçekleştirdik. İslam kültürünü yaymak için bu teşkilatı kurduk – Kanada İslam Kongresi ne zaman kuruldu ve gerçekleştirmek istediği hedefleri nelerdir? – Kongremiz doksanlı yılların başında kuruldu. Ancak tam resmi kimliğine 1998 yılında kavuştu. Teşkilatımızın sadece Toronto’da 250 bini aşkın Müslüman nüfus var. Montreal’de ise 200 bin civarında Müslüman yaşıyor. Kanada’nın diğer şehirlerinde de durum bunlardan aşağı değil. Kongremizin bürosu Kanada’nın bütün bölge ve şehirlerinde var. Kanada resmen İslam Kongresini tanıdı. Kongremizin kuruluş amacı Müslüman olmayanlara karşı İslam’ı tanıtmak ve Müslüman ve gayri-müslim toplum içinde İslam kültürünü yaymaktı. İslam’ın adil ve eşitlikçi, insan haklarına saygılı bir rahmet dini olduğunu ve içinde şiddet barındırmadığını ve terörü dışladığını anlatmaktı amacımız. İslam’ın tarih boyunca gayri-müslimlerin haklarına en hassas şekilde riayet ettiğini anlatmaktı... – Kanada’ya İslam ülkelerinden, özelde de Arap aleminden hicret eden göçmenlerin durumları nasıl, Onlar neler düşünüyorlar? – İslam ülkeleri genelde batı ülkelerinde özelde de Kanada’da bulunan Müslümanların sorunlarıyla daha yakından ilgilenmeleri ve onların sorunlarıyla ilgilenen İslami kurum ve kuruluşlarla diyaloglarını geliştirmeleri gerekir. Onların yaşadıkları ortamda ezik kalmamaları ve iyi eğitim almaları ve gelişmeleri için gerekli ortamların oluşmasına yardımcı olmaları kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. – İslam Kanada’ya nasıl girdi? – Kanada, İslam’ı yüz elli sene önce başlayan Müslümanların buraya hicret etmesiyle tanıdı. Türkiye, Suriye, Lübnan ve diğer İslam ülkelerinden 1960’larda yoğun göç akını oldu. Kanada’da şimdi bir milyona yakın Müslüman yaşıyor ve bunların üçte birini Arap ülkelerinden gelenler oluşturuyor. Diğer üçte birini Pakistan ve Hindistan’dan gelen Müslümanlar oluşturuyor diğer üçte birlik bir bölümünü de Afrika’dan ve Asya ve Avrupa ülkelerinden gelenler oluşturuyor. Bugün nüfusu 30 milyon olan Kanada’da birinci din Hıristiyanlık, ikinci din ise İslamiyet. – Müslümanların kendi dışındaki din mensuplarıyla ilişkileri nasıl? – İslam, insani ilişkiler tarihinde bir beyaz sayfa açma vasfını sadece ötekisinin varlığını kabul etmekle değil, bilakis ötekisini kendi varlığının bir parçası olarak görmesiyle kazanmıştır. Peygamber efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde ilk iş olarak bir devlet anayasası hazırlatmış ve Müslümanların Müslüman olmayanlarla nasıl ilişki kuracaklarını ve onların haklarına nasıl riayet edeceklerini belirlemiştir. İslam’ın özünde başkalarıyla ilişkilerinde hoşgörüyü esas almış ve kendi yönetimleri altında onların varlığına asla tahammülsüzlük göstermemiştir. – Ancak Batı ne İslam’ı, ne de Müslümanları kabul ediyor. Bu tavrı nasıl değerlendireceksiniz? – Bazı İslam medeniyetine karşı önyargı taşıyor. İslam’a ve Müslümanlara terörist, şiddet yanlısı, mutaassıp olarak görüyor. Ancak bu sorun yeni çıkmış bir sorun değil. Batı’nın İslam ve Müslümanlara karşı bu önyargılı bakışı tarih boyunca sürmüştür. Zaten bugün olan da tarih boyu devam eden bu bakışın bugüne yansımalarından ibarettir. Bütün bunlara rağmen Batı içinde İslam’a karşı, içine kapalı farklı bakışlar, yönelişler de var. Ancak bunların sayısı çok az. Zayıf olduğumuz için böyle bir istek taşımıyoruz – Bazıları, Müslümanların düştüğü zaaf durum ve bölünmüşlük sebebiyle öteki ile diyalog kurmaya razı ve istekli oldukları yorumunda bulunuyorlar. Siz bu yorum karşısında neler söyleyeceksiniz? – Biz Müslümanlar olarak inancımız gereği öteki ile diyalog kurmak istiyoruz. Zayıf oluşumuzun diyalog talebimizle hiç bir alakası yoktur. Müslümanlar diyalog değerlerine diğerlerinden daha fazla sahipler. Bu isteğimizin altında sahip olduğumuz bu özellik yatıyor. Biz karşılıklı görüş alış verişinin yapılmasını, müşterek huzur içinde yaşamayı istiyoruz. Bunun için de öteki ile diyalog kurmanın gerekli olduğuna inanıyoruz. Asıl bu yorumu yapanlar art niyetli ve Müslümanların muhatap alınmasından ve ilişki kurulmasından rahatsız olan insanlar ve çevrelerdir. İslam’a karşı yanlı bakışların, karışmış düşüncelerin düzeltilmesini istemeyen çevrelerin işidir. – İslam ve Müslümanlar hakkında Batı’da hakim olan yanlış bakış ve çarpık imajın düzeltilmesi için nasıl bir yol izleyeceksiniz? – Bu sorun İslam düşünce alanında uzmanlaşmış ilim adamlarının etkin görev alması gereken bir sorun. Çünkü batılı yöneticiler İslam alanında araştırma yapan oryantalistlerin, uzmanların söylediklerine itibar ediyor. Bu alanda etkin çalışma yapacak Müslüman akademisyenlere, uzmanlara büyük görev düşüyor. – Kanada’da Müslümanların karşılaştıkları zorluklar, engeller neler? – Özellikle 11 Eylül hadisesinden sonra Müslümanlara yönelik karalama kampanyaları hız kazandı ve baskılar arttı. Müslüman bayanlar sosyal hayatta örtü ve giyiminden dolayı hor ve aşağılayıcı bakışlara muhatap oluyorlar. Bu tür baskılara basın ve yayın organlarının İslam’ı karalayan yayınlar yapmasının çok büyük etkisi oluyor. İslam Kongresi olarak biz Müslümanların haklarını gerekirse mahkeme yoluyla da savunmaya devam ediyoruz. 11 Eylül sonrasında Kanada halkının ne yazık ki yüzde 75’i cehaletleri nedeniyle İslam’a karşı düşmanca bir tavır içine girdiler. geri kalan yüzde 25’lik bölüm ise çoğunluğunu köktenci Yahudi ve Hıristiyanlar olmak üzere dini ve siyasi inanç ve görüşlerinden dolayı bilinçli olarak İslam’a karşı cephe aldılar ve Müslümanlara karşı düşmanca tavır takındılar. – Uluslararası sorunlar yaşanıyorken Kanada Müslümanlarının geleceğini nasıl görüyorsunuz? – Batılı bazı yöneticilerin çanak olduğu Medeniyetler çatışması tezine inanmıyorum. Bu görüş çok ırkçı çirkin bir görüştür. Bu zorlukların iyi ve ciddi bir İslami faaliyet planıyla aşılacağına inanıyorum. İslam’ın dinamiklerine dönmeliyiz. Sorunlarımızın çözümü burada yatıyor. Eğer iman ile silahlanır ve İslam’ın dinamiklerine dönersek en güçlü biz oluruz. Kanada da Müslümanların geleceği Allah’ın izniyle çok iyi olacak. Bunu söylerken bazı zorlukları göz önünde de bulunduruyorum. MİLLİ GAZETE 22.08.2005
AKRA