Irak’ta sürekli bölgesel bir federalleşmeye gidilmesi çağrısında bulunanlar, bunun ülkenin ulusal birliğini ve bütünlüğünü sona erdireceğini gayet iyi biliyorlar. İşgalci ABD’nin oyununa gelenler, tüm uğraşlarına rağmen halkı bu yönde bir oluşuma ikna edemediler. Tarih boyunca bir arada yaşayan halk, etnik veya mezhep kaynaklı bir ayırıma gitmeyi kesinlikle reddediyor.
Siyasiler her ne kadar farklı düşünse de, Irak halkı ulusal birliğinin devam edeceğini meydanlarda dile getiriyor. Irak halkının dayanışmasına güzel örnek teşkil eden birçok olay hafızalara kazınıyor.
31 Ağustos günü, Bağdat’ta düzenlenen yürüyüşte yüzlerce Şii’nin çıkan izdihamda ölmesi tam bir felaketti. Ama yaslı annelerin ağıtları ve üzgün erkeklerin gözyaşlarında hâlâ gelecek için bir umut vardı.
Kardeşleri ayıramazlar
O gün ki manzara, işgalci ABD’nin, etnik ve dini çeşitliliğine rağmen tarih boyunca hiçbir zaman iç savaş yaşanmamış olan ülkeyi bölme planının başarısızlığa uğradığının bir kanıtıydı.
ABD önderliğindeki işgal kuvvetleri ve Iraklı işbirlikçileri, ülkenin her yerinde (meclisten tutun da, en küçük hükümet kuruluşuna kadar) mezhep ayrımcılığı tesis etmeye çalışıyorlar. Irak medyası ve halkı, işgalin başladığı Nisan 2003’ten önce hiçbir zaman ülkelerinde böylesine bir mezhep ayrımcılığı girişimiyle karşılaşmamıştı.
Fakat, felaketle sonuçlanan bu gösteri, birbirinden farklı yapılarda olan Iraklıların birbirlerine her ne şekilde olursa olsun yardım etmelerini sağlamış ve Irak halkının birliğini çok güzel bir şekilde gözler önüne sermişti.
Yürüyüş, Bağdat’ta, Şiilerin çoğunlukla yaşadığı Kadmiya bölgesinde, Iraklı kardeşlerine yardım etmek amacıyla gerçekleştirilmişti. Irak’ın çeşitli şehirlerinde, Sünni ve Şii camilerinden hoparlörle, kurbanlara yardım edilmesi çağrısında bulunuluyordu. Değişik din ve mezheplere mensup bütün Iraklılar, bu trajik olayın kurbanlarına kan bağışında bulunmuşlardı.
Adhimiya bölgesinden Iraklı bir genç, ülkedeki birliğe dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Osman El-Übeydi, olaylar sırasında Iraklı kardeşlerini Tigris nehrinde boğulmaktan kurtarmaya çalışırken hayatını kaybetmişti. Osman, o gün yedi kişiyi boğulmaktan kurtarmış, ama sekizincisini kurtarmaya çalışırken gücü yetmemiş, yorgun düşmüş ve boğulmuştu. Bu üzücü ama bir o kadar da gurur verici örnek bile tek başına, Irak’ın bölünmesinin ne kadar zor bir şey olduğunu göstermeye yeter.
Irak’ın birliği her zaman devam edecek. Çünkü, sadece Iraklılar dayanışma içinde olduğu ya da halk aklını kullandığı için değil, bu birlik aynı zamanda ilahi bir düzenle sağlanmıştır. Sünniler ve Şiiler tüm Irak’ta kardeşçe yaşamaktadırlar. Her Irak kabilesinde, Sünni ve Şii üyeler bulunmaktadır. Irak’ın birliği, kendi doğal oluşumuyla güvencededir.
MİLLİ GAZETE 19.09.2005