Ölümüyle arkasında birçok soru bırakan Suriye İçişleri Bakanı Kenan dün toprağa verildi. Suriye makamları 'intihar' dese de, Şam'ı suçlayan Lübnan basını cinayet iddialarını gündeme getiriyor
Tabuta bayrak konulmadı
Kenan'ın doğduğu Şam'ın kuzeydoğusundaki Hamra'da düzenlenen cenazesine Başbakan Naci Otri'nin de bulunduğu 100 kadar yetkili katıldı. Askeri ve istihbarat birimlerinin en güçlü isimlerinden olan Kenan'ın tabutuna Suriye bayrağı konulmaması ise dikkat çekti. Suriye Başsavcılığı, olayın şok dalgaları dinmeden dün soruşturmayı tamamlayıp 'intihar teşhisini' koydu:
"Kenan'ın 38 kalibrelik Smith&Wesson'ı ağzına sokarak intihar ettiği anlaşıldı. Kenan, eve gitmek için ofisten ayrılıp 45 dakika sonra döndü. Beş dakika sonra da koruması silah sesini duyup odasına daldı. Kenan'ı sırt üstü yatar halde, göğsü üzerine düşmüş sağ elinde tabanca ve eli tetikte buldu. O sırada yaşıyordu. Hastaneye götürüldü ama yoğun bakımda öldü." Başsavcılığın raporu kimseyi tatmin etmedi. Kenan'la çalışmış dört üst düzey Suriyeli yetkili BM'nin Hariri soruşturması kapsamında tutuklanmıştı. Kenan'ın da Hariri suikastına karıştığı öne sürülüyordu. Dün Suriye Dışişleri Bakanı Faruk el-Şara, iddiaları 'iftira kampanyası' diye nitelerken, "Medyanın kelimeleri kullanması, kurşun atılması gibi" dedi.
Gerçekten de medya 'intihar mı, cinayet mi' eksenli komplo teorilerine gömülmüş durumda. Hariri ailesinin sahibi olduğu El Müstakbel gazetesi dün, 'Kenan'ın intiharı, delilleri yok etmek isteyen bir rejimin işlediği cinayet olabilir' diye yazdı. L'Orient le Jour, Şam'ın 'inandırıcılıktan uzak olduğunu' savunduğu haberinde, 'Kenan kötü zamanlar yaşayan bir rejimin günah keçisi olarak mı seçildi?' sorusunu sorarken, En-Nahar, 'Birçok sırrı mezara götürdüğü için ölümü pek çok kişinin işine geldi' yorumu yaptı.
Kenan'ın "Bu son açıklamam olabilir" öngörüsünün yarattığı gizem Lübnan'ın Ed-Diyar gazetesinin sahibi Charles Ayub'un iddialarıyla da derinleşti. Ayub, bakanın kendisine 'köyünde mezarını hazırlattığını ve diktiği ağaçların altında huzur bulmak için düzenli olarak buraya gittiğini' söylediğini yazdı. Üstelik Kenan'ın, birkaç gün önce mezarını kontrol için Hamra'ya gittiği de öğrenildi. Kenan, evin yanındaki aile kabristanına babası ve kendisinin portrelerini asarken, buradaki büfeye Hariri'nin 2002'de hediye ettiği Beyrut'un anahtarı ile Hizbullah'ın armağanı Kalaşnikof'u yerleştirmiş.
Suriye'nin eski Devlet Başkanı Hafız Esad'ın 'adamı olan' Kenan'ın, oğlu Beşar Esad'ın yakın çevresinde yer almadığı belirtiliyor. Kenan'ın daha ziyade yıllarca Şam'ın Lübnan siyasetini çizmiş olan Devlet Başkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam'a yakın olduğuna dikkat çekiliyor. Hatta ikilinin Baas Partisi içinde, Esad'a rakip olabileceği beklentisi aktarılıyor. 29 yıl önce Suriye ordusunun İsrail işgaline karşı Lübnan'a konuşlanmasına öncülük etmiş Haddam, Esad'ın haziranda reform gündemiyle topladığı Baas kongresinde istifasını sunmuştu.
Şam yönetimindeki yeri, Suriyeli uzman Sami Mubayed tarafından, "Ilımlılar ile sertlik yanlıları arasında bir yerdeydi" diye ifade edilen Kenan'ın intiharına inanmayanlar ise güçlü kişiliğine atıf yapıyor.
Fisk intihara inanmadı
Independent'ın deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk dün bu görüşü dile getirirken, "Tanıdığım kadarıyla Kenan intihar edecek biri değildi" diye yazdı. Şam'a karşı askeri müdahaleyi tartıştığı ancak buna Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın engel olduğu iddialarıyla gündeme gelen Bush yönetimi ise açıklama yapmadı. ABD'nin eski Ortadoğu Özel Temsilcisi Dennis Ross ise, "İntihar olduğuna inanmıyorum. BM raporunda Hariri suikastının ardında Suriye'nin olduğu yönünde ifadeler bulunacaksa, Kenan en fazla etkilenecek isimlerdendi" değerlendirmesinde bulundu.
Lübnan hükümeti ise BM'den 21 Ekim'de açıklanması beklenen Hariri raporunun süresini 15 Aralık'a dek uzatması talebinde bulundu.
Gül: Savaş istemiyoruz
Bu arada Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, El Cezire'ye demecinde, ABD Suriye'ye baskı yapsa da bu ülkeye saldırmayı düşündüğünü sanmadığını söyledi. Böylesi bir şeyin Türkiye'nin çıkarına aykırı olduğunu belirten Gül, "Bölgede başka savaş istemiyoruz. Irak'ta olan biten yeterli" dedi.
RADİKAL 14.10.2005






