Çin'in işgali altındaki Doğu Türkistan'da Ramazan ayına girilmesiyle birlikte işkence ve zulümler çekilmez boyutlara ulaştı.
Komünist kızıl Çin'in işgali altındaki Doğu Türkistan'da Ramazan olmasına rağmen Müslümanlara zulüm ve baskılar bitmek bilmiyor. Başta Türkiye olmak üzere bütün dünyadaki Müslüman ülke yönetici ve vatandaşlarına Doğu Türkistan'da Müslümanlara yapılan zulme sessiz kalmamasını isteyen Doğu Türkistanlılar, "Sesimizi uluslararası arenada duyurun" çağrısında bulunuyorlar.
Çin yönetiminin baskısının çekilmez hale geldiğini belirten Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi'nin muhabiri Abdullah Pamir; mübarek Ramazan ayının girişiyle birlikte kızıl komünist Çin yönetiminin jandarma, polis, casus ve yardakçılarını seferber edip Uygur Müslümanlarının üzerindeki baskı ve sindirme politikasını artırdıklarını belirtti.
YILDIRMA POLİTİKALARI
Oruç tutanlara siyasi suçlu muamelesi yapıldığını belirten Pamir; zorba Çin yöneticilerinin teravi namazı kılanlara her türlü engellemeler, iftarlık yiyecekler için açılan çarşıları sebepsiz kapatmalar gibi gayri insani bir şekilde Uygur Müslümanlarını perişan etmeye ve yıldırmaya başladıklarını bildirdi. Ramazan ayının başında Çin hükümeti il, ilçe ve köylerdeki mescitlerin, sesi kalabalık cemaate duyurmak için kullandıkları megafonları söküp attıklarını belirten Doğu Türkistan Enformasyon merkezi muhabiri Pamir; sahur ve iftar vakitlerinde mahallelere gizli ajan yerleştirerek kimlerin oruç tutup tutmadığını, kimlerin mescide namaza gittiğini tek tek tespit etmelerini, teravi namazı vaktinde mahalleler arasında polis arabalarının sirenleri açık bir halde dolaşmalarını böylece insanları endişe ve korku salıp Müslüman Uygurları caydırmaya çalışıldığına dikkati çekti.
ORUÇ DÜŞMANLIĞI
Pamir, zorba Çin yönetiminin Doğu Türkistan halkı üzerinde estirdiği zulüm ve baskıları şöyle sıraladı:
"Daha da acıklı olanı ise, Ramazan'ın girişiyle Çin hükümeti bazı idare, cemiyet ve okullarda kimlerin oruç tutup tutmadığını öğrenmek, oruç tutanların önünü kesmek için her gün öğleden önce ziyafet tertip ederek, bedava yemek dağıtarak oruç tutan Uygurları yemeye ve içmeye zorlamaktadırlar. Uygur okullarında ise her gün öğle yemeği çıkararak yoklamayı burada yapmaktadırlar. Ayrıca birçok devlet daireleri emekli olan işçilerinin paralarını öderken oruçlu olanların paralarını vermeyeceklerini ilan etmişlerdir. Çin hükümeti bu yapılanları izah ederken pişkin bir halde 'biz işçi, hizmetli ve öğrencilerimizin sağlıklı olmaları için elimizden geleni yapmaktayız' demişlerdir. Hiçbir zaman Uygur halkının aç mı tok mu, ölür mü kalır mı diye aklının ucuna getirmeyen Çin hükümetinin Ramazan ayında Uygurlara gönül vermesi gerçekleri saklayamamıştır."






