Doğu Akdeniz Kıbrıs Rum Kesimi’nin üyeliği ile Avrupa Birliği’nin çıkarlarına ayarlı hale getirildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Rumlarla birleşerek AB içinde yer alması Avrupa’yı bu bölgede daha da ayrıcalıklı hale getirecek. Doğu Akdeniz’deki nüfuz mücadelesinin hem Kıbrıs meselesi üzerinde, hem Suriye ve Lübnan konusunda tahminlerİn çok ötesinde etkileri var. Bazılarının bunu anlaması mümkün görünmüyor ama 21. Yüzyıla dönük hesapların çarpıştığı en önemli alanlardan biri Doğu Akdeniz. Çok yakında Doğu Karadeniz de benzer bir rol üstlenecek. KKTC’nin kaderi de, dünyanın sayılı enerji kavşaklarından biri haline gelen bölgedeki güç mücadelesi ışığında belirleniyor.
Bunu ABD’nin Kıbrıs politikalarını izleyerek ölçebiliriz. Ya da Kıbrıs’a yönelik ABD ile AB politikaları arasındaki restleşmeyi. Görünürde iki taraf da aynı şeyleri istiyor gibi. Oysa gerçekte birbirleriyle çarpışıyorlar. Kıbrıs’ta olduğu gibi. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Washington’a davet edilmesi çok önemli. Bundan önce KKTC’ye ekonomik destek, yatırım kanallarının açılması ve havayolu iletişimi gibi kolaylıklar tanıyan ABD, Kuzey’le Güney arasındaki ayrışmayı derinleştiriyor. Talat Washington’da Condoleezza Rice’la görüşecek. ABD, KKTC için üç maddelik bir plan belirledi: Ekonomik yardım, doğrudan uçuş ve diplomatik diyaloğun canlandırılması. Bu çerçevede Lefkoşa Büyükelçisi’nin Talat’la düzenli görüşmesi kararlaştırıldı. Peki Amerika bunları neden yapıyor?...Gelişmeler bugün işimize yarıyor…
Washington’ın Avrupa’daki Kuvvet Komutanlığı’na bağlı stratejik planlama dairesi, Akdeniz’in Avrupa Birliği kontrolüne geçtiğini, bu bölgede Washington’ın siyasi ve stratejik varlığını güçlendirme bakımından da Kıbrıs’ın önemli olduğunu düşünüyor. “Birleşik Kıbrıs”ın AB’nin en büyük diş politika projesi olan Doğu Akdeniz’de varolma, dolayısıyla Ortadoğu’da varolma stratejisi için hayati önemi var. Kuzey Afrika’dan Suveyş’e, Cibuti’den Hazar’a kadar bütün bölgeye yayılan ABD için de, yeni Ortadoğu projesinin merkezinde yine Kıbrıs var. Kıbrıs’ı Ortadoğu, Kafkasya ve Afrika’daki enerji havzalarına olan yakınlığı, Bakü-Ceyhan gibi enerji koridorlarının güvenliği açısından taşıdığı önem ve Ortadoğu’ya dönük konumu nedeniyle, stratejik önemde gören Washington, KKTC üzerinden Akdeniz’de jeopolitik konumunu güçlendirmeye çalışıyor. KKTC’de askeri üs istiyor, bölgeye asker yerleştirmek istiyor. Kıbrıs’ın en yüksek tepesi olan Toroodos dağında 50 yıldan bu yana, Ortadoğu, Orta Asya ve Kafkaslar’ı izleyen, elektronik ve radyo sinyallerini tarayan, askeri, ticari ve diplomatik iletişime müdahale eden bir Amerikan üssü var. Lefkoşa’da ABD Büyükelçiliği’ne yakın bir başka üs, Arap dünyasını izleyip ABD’ye aktarıyor… ABD için Kıbrıs, Basra Körfezi ve Kuzey Afrika kadar önemli. Ortadoğu için bir deniz feneri ve uluslararası diplomasinin test alanı. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’den başlıyor. İsrail’in yanı başında olması, Suveyş Kanalı’na 200 kilometre yakın olması, Türk limanlarını bloke etme özelliği nedeniyle vazgeçilemez bir yer. Kıbrıs Akdeniz merkezli en büyük dinleme üssü olacak, üslere binlerce ABD askeri yerleştirilecek. Kıbrıs’ın ABD ve İngiltere’nin çıkarları için bir “manda ülkesi” haline getirileceği, doğuya ve güneye yönelen yeni NATO için kuzeydeki Geçitkale Havaalanı’nda NATO üssü kurulacağı ifade ediliyor.
Ada’nın bölünmesi ABD planları için elverişli bir ortam hazırlayacak. ABD, KKTC’nin tanınmasına yol açmasa da fiilen tanınmış gibi ayakta kalmasını sağlayacak. Tıpkı Tayvan gibi... Kuzey ekonomik açıdan desteklenecek, bir turizm ve ileri teknoloji merkezi yapılacak. Ancak aynı zamanda bir “garnizon ülke”ye de dönüştürülecek. Talat’ın ziyaretiyle KKTC tanınmış gibi gösterilip ABD’nin Akdeniz’deki Tayvan’ı yapılacak. Zenginlik, teknoloji, turizm, askeri üsler, ABD deniz piyadeleri, dünyayı dinleyen Echelon sistemi… İşte size yeni KKTC…






