1950'lerin sonuna gelindiğinde Ortadoğu ülkeleri, petrolün Batı için önemini kavramışlar ve petrol kartını Batı'ya karşı oynamaya karar vermişlerdi. Yıllardır ülkelerine çok az gelir sağlayan petrol antlaşmalarının yerine ortak hareket ederek dünya petrol politikasına yön vermek, bu ülkeler için ortak hedef oldu.
Süveyş krizinden beri kanal bölgesinde görev yapan BM gözlemcilerinin ülkeyi terk etmelerini istedi. Arkasından Akabe Körfezi'ne bir abluka uygulayarak İsrail gemilerinin petrol taşımacılığını engelledi ve Mısır, Suriye ve Ürdün birlikleri İsrail'e saldırdılar. Bu saldırı İsrail'i destekleyen ülkelere karşı uygulanan petrol ambargosuyla da desteklendiyse de, gerek Arap ülkelerinin yenilmesi, gerekse ambargonun bazı koruyucu önlemlerle bertaraf edilmesi, Arap ülkelerinin petrol silahını kullandıkları bu ilk denemeyi başarısız hale getirdi. Petrolün Batı'ya karşı etkili bir silah olarak kullanılması, 1973 yılında Arap ülkeleri ile İsrail'i bir kez daha karşı karşıya getiren Yom Kippur Savaşı'nda görüldü. Özellikle savaşın hemen ardından Amerika'nın İsrail'e askeri destek kararı alması, İsrail'i destekleyen ülkelere karşı büyük bir petrol ambargosuna yol açtı.






