Milli Eğitim Bakanlığı okulöncesi eğitimde okullaşma oranını 2005 yılı sonunda yüzde 25'e çıkarmayı hedefliyor. Ancak halen bu oran yüzde 16. Türkiye'deki okulöncesi eğitimden yararlanma oranı, tam üye olmak için müzakerelere başladığımız AB ülkelerinin çok gerisinde. Bu ülkelerde çocukların neredeyse tamamı okulöncesi eğitim kurumlarına gidiyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve sivil toplum örgütleri, Türkiye'de çok düşük olan okulöncesi eğitim oranını yukarıya çekebilmek için çeşitli çalışmalar yapıyorlar. Eğitimciler, zorunlu eğitime başlama yaşının 6'ya indirilmesini öneriyorlar.
MEB yetkilileri, okulöncesi eğitimi yaygınlaştırmak amacıyla başlatılan projeleri şöyle anlattılar: ''Yeni yapılacak olan ilköğretim okulları bünyesinde, 6-12 dersliği olan okullarda bir, 12'den fazla dersliği olan okullarda ise iki anasınıfı açılması zorunluluğu getirildi. 'Sözleşmeli ya da Ek Ders Görevi ile Görevlendirilecek Usta Öğreticiler Hakkında Yönetmelik' te değişiklik yapılarak, okulöncesi eğitim kurumlarında kadrosuz usta yönetici çalıştırılmasına başlandı. 1300 kadrosuz usta öğreticinin göreve başlamasıyla 300 bin çocuğun daha okulöncesi eğitiminden yararlanmasını hedefliyoruz.'' Boğaziçi Üniversitesi İlköğretim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Bekman , ''Belli başlı üniversitelerimiz dışında, yetişmiş uzman öğrenim üyesi az. Bu durum eğitimin kalitesini azaltıyor. 4 yıllık üniversite mezunları kadrolu değil de 'usta öğretici' olarak atanıyor. Bu durum 4 yıl okumuş öğretmenleri meslekte kalmamaya itiyor'' dedi.
Prof. Dr. Bekman, bazı koşullarda kız meslek lisesi mezunlarının da 'usta öğretici' olarak atandığını belirterek, bu durumun 4 yıllık üniversite mezunlarının tam kapasite kullanılmasını engellediğini söyledi. Okula başlamadan önceki yılın da zorunlu eğitim kapsamına alınması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sevda Bekman, okulöncesi eğitimin, gelişimleri risk altında bulunan çocukları desteklediğini, sosyo- ekonomik koşullara ve cinsiyete bağlı eşitsizlikleri azalttığını vurguladı.
Okulöncesi eğitimde okullaşma oranlarının Fransa'da yüzde 100, İtalya'da yüzde 95, Yunanistan'da yüzde 73, Bulgaristan'da yüzde 61 olduğunu anlatan Prof. Dr. Bekman, bu konuda neler yapılabileceğini şöyle sıraladı: ''Erken çocukluk eğitimi ya da okulöncesi eğitimi sadece kurum bazlı eğitim demek değildir. Hem kurum hem de ev merkezli eğitim modelleri ile yaygınlaşmanın sağlanması gerekiyor. 150'den çok kadın işçi çalıştıran işyerlerinin kreş ya da anaokulu açma yükümlülüğü devreye sokulmalı.''
CUMHURİYET - 26 EKİM 2005 ÇARŞAMBA





