İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Müslümanın sevinç günü

Güncel
|

Ramazan Bayramı'nın gerçeğini yaşamak, ancak Müslüman gibi yaşamakla mümkün olur. Bayram günleri; sevinç ve mutlulukların paylaşıldığı günlerdir.

Ramazan Bayramı'nın gerçeğini yaşamak, ancak Müslüman gibi yaşamakla mümkün olur. Bayram günleri; sevinç ve mutlulukların paylaşıldığı günlerdir.

Dini bayramlarımızdan biri olan Ramazan Bayramı, Ramazan ayı boyunca tutulan orucun bitiminde Şevval ayının ilk gününde kutlanan bayramdır.
Bilindiği gibi bayramlar, dini veya milli özelliği dolayısıyla ayrı bir önem verilen ve topluca kutlanılan günlerdir.
Kaynaklarda "bayram" kelimesinin aslının Farsça'da sevinç ve eğlence günü anlamına gelen "bezrem veya bezram" isimleri olduğu belirtilir.
Değişik kültür ve dinlerin kendine özgü bayram günleri ve bayram kutlama tarzları vardır.
İslâm öncesi Arapların ve özellikle Medinelilerin iki büyük bayramları vardı. Onlar bu bayramlarında oynar ve eğlenirlerdi. Medine'de Yahudi ve Hıristiyanların dışındaki kesimin kendilerine ait özel bir bayramları yoktu; bunlar Mecusilerin bayramları olan Nevruz ve Mihrican bayramlarını kutluyorlardı.
Peygamberimiz, Hicret'ten sonra bu iki bayramın yerine "Allah, sizin için o iki bayramı, bir lütuf olarak daha hayırlı iki bayramla -Ramazan ve Kurban bayramıyla- değiştirmiştir" buyurdu. Böylece Müslümanlar kendilerine özgü iki dini bayram kutlamaya başladılar.

BAYRAM GÜNÜ VE GÖREVLERİMİZ
Ramazan Bayramı'nın gerçeğini yaşamak, ancak Müslüman gibi yaşamakla mümkün olabilir. Bunun ilk şartı, dini hayatın ciddiye alınmasıdır. Ardından onu öğrenmek ve yaşamak gelir. Namazsız, oruçsuz, haramlarla iç içe bir hayat asla imrenilecek bir hayat olamaz. Aksine ibadetlerin yer aldığı, tüm haramların kovulduğu ve gayri meşru olan hiçbir işin barındırılmadığı Müslümanca bir hayat, bütün dünya ve ahiret mutluluğunu arayanların özlemini çektikleri bir idealdir.
Ramazan ayı, Kameri yılın aylarından biridir. Ülkemizde kameri aybaşlarının hesap yoluyla tespit edildiği bilinmektedir.
Bütün dünyayı muhatap alan İslâm'ın beş temel şartından biri olan Oruç ibadeti, Ramazan ayına tahsis edilmiştir. Bunun hiç şüphesiz İslâm'ın en son ve evrensel din olmasıyla ilgisi vardır. Çünkü şayet Güneş yılı esas alınsaydı, o zaman dünyanın bir tarafında her yıl kışın oruç tutulurken diğer tarafında her sene yazın oruç tutulacaktı. .
Bayram günleri sevinç ve mutlulukların paylaşıldığı günlerdir. Onlarda yenilir-içilir, ama oruç tutulmaz.
Bayram sabahı erken kalkmak, yıkanmak, ağız temizliği yapmak, güzel kokular sürünmek, temiz ve yeni elbiseler giyinip bayram namazına gitmek, cömert davranmak, güzel yüzlü olmak ve tatlı söz söylemek dini açıdan pek güzeldir, mendubdur.
Bayram namazından önce fıtır sadakalarını vermeye çalışmak, namazın ardından da bayramlaşmak ihmal edilmemelidir.
Bayramlaşma İslâm ahlâkının sevgi, saygı, sıla-i rahim, ikram ve cömertlik gibi erdemlerinin ortaya çıktığı pek sevimli bir kaynaşma ve sevinçleri paylaşma olayıdır.
Bu günde çocuklar sevindirilir, akraba, eş dost ziyaretleri yapılır, hal-hatır sorulur. Dargın olanlar barışmaya çalışır, herkes affedeni Allah'ın da affedeceğini bilmelidir.
Bayramlarda sosyal hayatın monotonluğu kesilmekte, insanlar birbirlerini hatırlamakta, yetimler sevindirilmekte ve İslâm'ın emrettiği kardeşlik sözden fiile dönüşmektedir.
Osmanlılarda bayramlaşma, namazdan sonra başlar, küçükler büyüklerin ellerini öper, büyükler de küçüklere hediyeler dağıtırlardı. Ayrıca bayram tebriği için evleri dolaşanlara bahşişler verilirdi. İslâm tarihi boyunca bayramlaşma törenleri en mükemmel şeklini Osmanlı uygulamasında almıştır.
Tebrikleşme ya bir araya gelerek ya da mektup, tebrik kartı, telefon gibi haberleşme vasıtalarıyla yapılmalıdır. Bayram mutluluğu paylaşılmalıdır. Anne babaya karşı hürmet, saygı asla ihmal edilmemelidir. Âyetlerde Allah'a kulluk emrinin ardından anne babaya karşı evlâtlık görevinin emredildiği hatırdan çıkarılmamalıdır.
Kendi havasından uzak bir şekilde tatil günleri olarak değerlendirilmeyecek olan bayram günlerinde, mezarların ziyaret edilmesi de güzel bir davranıştır. Anlamına uygun bir şekil ve düşünce ile girilen mezarlıklarda Kur'an okunmalı, oralarda yatanlar düşünülmeli, onların da bizler gibi birçok arzu ve istekleri varken vefat ettikleri hatırlanmalıdır. Orada Yasin Sûresi gibi İhlas Sûresi de okunabilir. Hz. Ali'nin rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz, "Kim mezarlığa gider, on bir defa İhlas Sûresi'ni okursa, kendisine oradaki ölüler sayısınca sevap verilir" buyurmuştur.
Bütün Müslümanların bayramlarını tebrik ediyor, sıhhat ve afiyet içerisinde dünya ve ahiret saadeti niyaz ediyorum.
Prof. Dr. Yakup Çiçek
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğr. Üyesi
VAKİT / 3 KASIM 2005
AKRA