Afrika kıtasının yaşadığı krizlerden nasıl kurtulacağını düşünüyorsunuz?
Somali'de yaşanan iç anlaşmazlıklar maalesef hâlâ devam ediyor. Kendi başlarına yönetimlerini, yönetim kadrolarını oluşturmaktan acizler. Etiyopya'da hakeza. Dünyada eğitim ve basın çok yol katederken, Etiyopya halkı dünyadan habersiz bir şekilde yaşıyor. Kara ve hava sahaları herkese açık. Bu büyük bir sorun, ki en kısa zamanda bunun halledilmesi gerekiyor. Eritre kendine güvenecek güçte değil. Girdi ve çıktıları düşük olan çok küçük bir ülke. Sudan'ın doğusu da Eritre ile kültürel ve tarihi bağları olduğu için yaşanan krizden nasibini alıyor. Aslında bizler aynı dili konuşan, ortak sorunları olan ve ortak geçmişe sahip milletleriz. Sorunlarımızı birleşip çözmek yerine ayrı ayrı çözmeye çalıştığımız için sorunlar daha çıkılmaz hâl alıyor.
Ben bu ülkede bazı yöneticilerle konuşurken bölge üzerinde Avrupalı ülkelerle rekabet içinde olmamız gerektiğini söylüyorum. Ancak birbirimizle çekişmelere girmeden bu yarış olmalı. Çünkü Afrika kıtasında dinler arasında bir çatışma yok. Kuzey Afrika ve Mağrib ülkeleri kendi aralarında bir program hazırlayacaklardı. Ancak bugüne kadar aralarındaki sorunların çözümünde bir karış mesafe alamadılar.
Evet. Çünkü yapılan anlaşmaların Sudan'ın birlik ve bütünlüğünü teminat altına almadığı olmadığı ortada. Herhangi bir tetikleyici gelişme ülkenin birliğini dağıtabilir. Bunun olmaması için yapılan anlaşmalar güven verici nitelikte değil. Ayrıca, bir yanlış da siyasi partilerden hiçbirinin yapılan anlaşmalara sokulmamasıdır. Tehlike açıkça ortada. Tehlikenin daha fazla büyüme ihtimali de çok yüksek. İnşallah Sudanlılar kendilerini bekleyen tehlikeyi daha fazla büyümeden engelleyecek girişimler başlatırlar. Sudan'ın sadece güneyi değil doğusu ve kuzeyi de tehlike sinyalleri çalıyor.
Darfor ve Doğu sorunu da dahil bütün sorunlar sadece kağıt üzerinde çözülmeye çalışılıyor. Bu yolla çözüm asla gerçekleşmez. Bunların gerçekleşmesi için herşeyden önce temiz denetim ve sıkı gözetim, seçimle işbaşına gelen özgür demokratik parlamento gerekir. Kamu malı emanetine sahip çıkma ve ahde vefa gerekir.
Sudan ABD'nin rahatsız ettiği ve baskıda bulunduğu Irak ve Suriye gibi İsrail'in komşusu olan bir ülke değil. Dünya dengeleri bozulmasıyla başlayan Filistin sorununun adil şekilde çözülmesi talebinde bulunduk her zaman. Ben Sudan'ın bu zamana kadar takip ettiği yolu bırakarak İsrail ile doğal ilişki kurabileceğini sanmıyorum.
Halkın Kongeresi Partisi batı tarafından gelen küresel saldırılara, ağır vergiler, ambargolar koymasına ve yapılan gıda yardımlarını engellenmesine nasıl bakıyor?
Küresel saldırılar aslında bizi mücadelemizde daha hırslı yapıyor ve gücümüze güç katıyor. Var güçleriyle bize saldıran süper güçlere, müstazaf gücümüze rağmen direnebiliyoruz, engelleri aşıyoruz. Milli mücadelemiz sömürgeci güçlere karşı devam ediyor. Bu mücadele hakkın ve adaletin tesis edilmesine kadar devam edeceğine inanıyoruz.
Batı küreselleşmeyi dünyayı kendi çıkarlarına hizmet ettirmek için kullanmak istiyor. Ancak biz küreselleşmenin bölge ülkeleri için hayırlar getirmesini bekliyoruz. Böyle olmalı. Onlar ne yapıyorlar? Aristokratlara hizmet eden çifçiler gibi bizleri kendi emelleri için kullanmak istiyorlar. Biz böyle küreselleşmeye karşıyız. Küreselleşme dünya ülkeleri ve halklarının birbirine yakınlaşması, iyi ilişkiler kurması demektir. Sömürgeci ruha sahip olanlar ise bunları istemiyorlar ve bu kavramın tam aksi işler yapıyorlar. Bu küreselleşme olması gereken değil, çarpıtılmış bir küreselleşme anlayışıdır.
Çözüm, asaletimizin bizi harekete geçirmesi ve kendi kabuğumuzun dışına çıkmamızdır. Dünyayı kendi menfur emellerine göre şekillendirmek isteyenlere karşı fikri ve ilmi yarışa ve mücadeleye girmeliyiz. Onlara karşı direniş gösterebilmemiz için kendi topraklarımızda kendi ekonomimizle ayakta kalabilmeyi başarabilmeliyiz. Bize sattıklarını artık biz onlara satacak seviyeye gelmeliyiz. Güç kazanmalıyız. Ama bunları yaparken biz de düşmanca davranmamalıyız. Onların düştüğü hatalara düşmemeliyiz.
Irak hadisesinden sonra bölgenin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Amerikalılardan önce petrol için Irak'a saldıran ve orayı işgal eden ülke İngiltere olmuştur. İngiliz sömürgecileri topraklarından attılar, ülkelerinden kapı dışarı ettiler. Onlar ne yaptı? Derslerine daha iyi çalıştılar. Yani bilimsel uyanışlarına bütün hız ve güçleriyle devam ettiler. Silahlarını geliştirdiler, yanlarına İsrail gibi uydu bir güç de kattılar. Ardından da Üçüncü Dünya ülkelerini sömürmeye devam ettiler. Dünya insanlarını tedirgin eden hileler ve desiseler yapmaya başladılar. Hatta bu zihniyette olan devletlerin kendi halkları bile yönetimlerinin yaptıklarından rahatsızlık duymaya başladı. Konvansiyonel silahlar, kitle imha silahları hile ve tuzaklarıyla Birleşmiş Milletler’in etkisini de sıfırladılar ve düyanın tek kanun koyucusu ve bekçisi olarak kendilerini gördüler, gösterdiler. Ama bütün bunların yalan olduğu anlaşıldı... Irak halkı uyandı ve geç kalmadan direnişe başladı. Benzer hilelerle İran ve Suriye’de baskı kuruyorlar. Aynı aldatmacalarla Afrika ülkelerine, özelde de Sudan'a girme ihtimalleri bulunuyor. Afrika ülkeleri artık birbirlerini yemekten, güçlerini birbirlerine karşı kullanamaktan vazgeçmeleri gerekiyor.
Bizim İran, Pakistan, Endonezya, Malezya hatta İslam ülkesi olmayan Çin gibi bazı ülkelerle iyi ilişkilerimiz var. Arap ülkeleriyle ve Afrika ülkeleriyle de iyi ilişkiler içindeyiz. Biz küreselleşmeden yanayız. Bir kişinin veya bir gücün etrafında dünyanın şekillendirilmesinin kastedildiği küreselleşmenin de karşısındayız.
MİLLİ GAZETE 07.11.2005





