Fransız aydınları, Paris’in banliyölerinde başlayıp bütün Fransa’ya yayılan isyanı, “deklare edilmiş ideolojileri olmayan, sözcüleri de bulunmayan, dahası herhangi bir istekte bulunmayan gençlerin Fransız toplum modeline itirazı” olarak değerlendiriyor.
“Varoşlardaki gençlerin isyan başlatarak olumsuz şekilde hareket etmesinde şaşırtıcı bir şey yok” diyen ünlü sosyolog, “Değişmek gibi bir niyet yok, kırıp dökmek istiyorlar...” diye konuşuyor.
1983 yılında Magrib kökenli gençlerin çıkardığı olaylarla bugünkü şiddetin taban tabana zıt olduğunu vurgulayan sosyolog, 83’te bütünleşme aşamasında güvenin tesis edilmeye başladığını, kültürel olarak hepsi Fransız olan göstericilerin eşitlik istemiş olduğunu hatırlatıyor ve şöyle diyor: “Oysa şimdiki varoş gençleri, kendilerini Fransız hissetmediklerini söylüyor...” Şehirdeki şiddet konusunda uzmanlaşmış sosyolog Michel Wieviorka da, “varoşlardaki olayları, 25 yıldır devam eden çözülmenin sonucu” olarak nitelendiriyor. Wieviorka, “toplum modelimiz tarihi düşüş içinde” diye görüş belirtiyor ve şu noktaya dikkati çekiyor: “Şiddet, problemlerin en yoğun olduğu bölgelerde ortaya çıkıyor...” Gettolaşmaya dikkati çeken mimar Roland Castro ise 25 yıl önce de ciddi bir kentleşme problemi bulunduğunu, bu sorunun Fransa’nın sömürgeci geçmişinden kaynaklandığını düşünüyor ve şunu söylüyor: “Bugün durum daha da kötüleşti. Yoksullar, siyah olsun beyaz olsun, daha da yoksullaştı ve işsiz kaldı...”
MİLLİ GAZETE 09.11.2005






