İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

'Müslümanlar kendilerine güvenmeli'

Dünya
|

Sudan’ın eski devlet başkanı Swar Ez-Zehep: “İslam alemi düne göre daha fazla birbirlerine yaklaşacaklarına ve ortak sorunları için birlikte veya uyumlu politikalar güdeceklerini umuyorum. Artık İslam ülkeleri batıya güvenerek politikalar üretmek yerine kendilerine güvenerek politikalar üreteceklerdir. Yaşanan sorunlar için çıkış yolu da budur.”

Sudan’ın eski devlet başkanı Swar Ez-Zehep: “İslam alemi düne göre daha fazla birbirlerine yaklaşacaklarına ve ortak sorunları için birlikte veya uyumlu politikalar güdeceklerini umuyorum. Artık İslam ülkeleri batıya güvenerek politikalar üretmek yerine kendilerine güvenerek politikalar üreteceklerdir. Yaşanan sorunlar için çıkış yolu da budur.”

İslam ülkelerinin zor bir dönemden geçtiği şu günlerde İslam aleminin ve dünya müslümanlarının yaşadığı sorunları ve çıkış yolları hakkında görüşler, öneri ve düşünceler dünya müslümanları tarafından ilgiyle takip ediliyor. El-Müctema dergisi de Sudan’ın eski devlet başkanı ile İsrail’in Gazze’den çekilişi, İslam aleminin yaşadığı krizlerden nasıl kurtulacağı gibi konular hakkında konuştu.

"İslam’ı karalama kampanyaları, Müslümanları terör yanlısı gösterme girişimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki soruya Zehep şu açıklamalarda bulundu: "Gerçekten İslam alemi çok zor bir süreçten geçiyor. Hatta İslam ümmetinin yaşadığı en zor dönem ve imtihan olarak nitelendirenler de var. Bunun da çeşitli nedenleri bulunuyor. Bunların başında İslam'a karşı planlar yapanların uzun geçmişe dayanan çabaları var. 90’lı yılların başlarına baktığımızda  Sovyetler Birliği’nin dağıldığına ve Amerika’nın tek başına süper güç olmaya başladığına şahit oluruz. Kominizm tehlikesine karşı NATO paktını kuran güçler, bu blok dağılmasından sora NATO paktını ilga etmeyerek, hedeflerini bu kez İslam'a karşı yönlendirdiler. Yeni dönemde İslam'a karşı güçlerini kullanan oluşum sadece NATO olmadı. Bunun yanına batılı büyük sermaye şirketleri de eklendi. Bütün bunlar aslında Batının İslam'a karşı uzun zamandan beri hazırlıklı olduğu ve planlar yaptığını gösteriyordu. İslam ve müslümanlara karşı yapılan karalama kampanyalarının altında yatan asıl gerekçe bu fobi idi."  


Baskılar hâlâ devam ediyor

Fazla uzağa değil, 2001 yılında olan 11 Eylül hadisesi sonrasındaki gelişmelere bakıldığında, Batı aleminin İslam ve Müslümanlara karşı nasıl bir tavır takındığının açık şekilde anlaşıldığını söyleyen Zehep,  “İslami oluşumlara karşı terörle mücadele adı altında ne tür baskılar uyguladığına hepimiz yakından şahit olduk. İslam ülkelerinde İslami eğitim veren okulların eğitim müfredatını değiştirmeye kadar varan müdahalelerde bulundu ve hâlâ da bulunmaya çeşitli vesilelerle devam ediyor,” şeklinde açıklamalarda bulundu.

“Afganistan, Irak ve Filistin de insafsızca saldırıların önünde ve arkasında hep yine onlar vardı. Sivil ve savunmasız insanlara karşı Avrupa ve batılı ülkeler insaf sınırlarını aşan girişimlerini kınadık ve kınamaya da devam ediyoruz. Fransa'nın son zamanlarda orada yaşayan Müslümanları rahatsız eden kanunların çıkartılmasında ve kararların alınmasında rol oynanmasından dolayı da kınıyoruz." diyen Zehep, İslam'a karşı yapılan bütün bu karalama kampanyalarına, çirkin senaryolara rağmen, İslami uyanış ve bilinçlenmenin Müslüman halklar arasında bütün hızıyla sürdüğünü de ekledi.


Batıya olan bağımlılığımızı azaltmalıyız

İslam ülkelerinin, özelde de dünya Müslümanları ve Arap aleminin, İslam ve Müslümanlara karşı ne tür bir karalama kampanyasının yürütüldüğünü açıkça görmeye ve perde arkasında planlananları anlamaya başladıklarını vurgulayan Zehep, açıklamalarının devamını şöyle getirdi: “Bu durum karşısında İslam alemi düne göre daha fazla birbirlerine yakşlacaklarını ve ortak sorunları için birlikte veya uyumlu politikalar güdeceklerini umuyorum. Artık İslam ülkeleri Batıya güvenerek politikalar üretmek yerine kendilerine güvenerek politikalar üretecekler ve güdecekler. Yaşanan sorunlar için çıkış da budur. Bize batı tarafından dayatılan şartları yerine getirmek asla sorunlarımızı çözmez. Her geçen gün batıya olan bağlılığımızı azaltmalıyız. Biz verimli topraklara ve insan kaynaklarına sahibiz. Bunlar da kendi kendimizi kalkındırmamız için yeter şeyler."

Birkaç ülkenin İsrail ile bölgede barış sağlanması için ilişki içinde olması diğer İslam ülkelerinin de İsrail ile aynı ilişki kurmasını ve benzer tavır sergilemesini gerektirmez," diyen Zehep, Kudüs'ü zincirleyen işgalci güçlere karşı devlet ve halklar düzeyinde nasıl davranılması gerekiyorsa öyle davranılması gerektiği üzerinde durdu.

Filistin’de direnişçiler daha çok birbirlerine yakınlaşmalı

“İsrail kırk yıl süren işgalinin ardından Gazze'den çekildi. Gazze'den sonra ne olur?" şeklindeki soruya da Zehep şu yanıtı verdi: “Ben Filistinli yöneticilerinin işgalci güçlerin Gazze'den çekilmesiyle gasp edilmiş haklarının geri alınmaya başlandığına inandıklarını düşünüyorum ve ben de durumu öyle değerlendiriyorum. Ancak işgal, Filistin topraklarından tamamen sökülünceye kadar da direnişe devam edileceğini bekliyorum. Direniş ve kurbanlarla Gazze'den işgalcileri kurtaranlar, diğer Filistin topraklarından da işgali sökmek için direnişe devam etmeleri gerektiğini bilirler. Gazze'den sonra Filistin direniş grupları bir birleri ile daha iyi ilişkilir kurmalı ve ortak hareket etmenin zeminini oluşturmalı. Filistin yönetimi de bu yönde direniş gruplarıyla uyum için de olmalı.”


MİLLİ GAZETE  14.11.2005
AKRA