Günümüzün kilit sorusu şu: Şekillenmekte olan Ortadoğu'da, su savaşları başlayınca Türkiye'nin karşısında kimler olacak?
İnsanoğlu yeterince uygarlaşamadığı için güneş gibi zengin bir enerji kaynağı varken kullanamamakta ve petrol için savaşmaktadır.
İnsanoğlu ayrıca, uygarca olmayan bir davranışla, fosil yakıt atıklarını atmosfere salarak ekosistemin bozulmasına, küresel ısınmanın artmasına, su kaynaklarının kurumasına neden olmakta, dünyayı en ciddi krize doğru sürüklerken, su için savaşmaya da hazırlanmaktadır.
Batı uygarlığının temsilcilerinden, dünya nüfusunun sadece yüzde dördüne sahip olan ABD, fosil yakıt emisyonunun yüzde yirmi beşine, on beş gelişmiş Avrupa ülkesi ise yüzde onuna neden olarak küresel ısınmayı körüklemektedir. Ayrıca, ABD Başkanı George W. Bush, küresel ısınmaya karşı bir tedbir olarak, sera gazı emisyonunun 1990 yılı değerlerinin yüzde 5.2 kadar altına çekilmesini öngeren Kyoto Sözleşmesi sonuçlarını uygulamayı reddederek 'uygarca davranış' örneği vermektedir!
Kuraklık ve çölleşme
Küresel ısınma, kuraklık, çölleşme, kaynakların kuruması ve kötü yönetimi, nüfus artışı ve şehirleşme nedenleri ile yeni yüzyılın başlarında dünya ciddi bir su sorunu ile karşı karşıyadır. Birleşmiş Milletler raporlarına göre günümüzde 1.1 milyar temiz sudan, 2.4 milyar insan ise susuzluk nedeniyle sağlık koşullarından yoksun yaşamaktadır. Susuzluk ile yoksulluk arasında ilişki kurmak da mümkündür; çünkü, yoksulluk su sıkıntısı çekilen bölgelerde yoğunlaşmaktadır.
Günümüzde, 1.3 milyar insan günde 1 doların altında, 3 milyara yakın insan ise günde 2 doların altında gelirle yaşadığına göre rakamlar da uzlaşmaktadır.Yine Birleşmiş Milletler'in raporlarına göre, 2050'li yıllara gelindiğinde, en kötü senaryoya göre 60 ülkedeki 7 milyar insan, en iyi senaryoya göre 48 ülkedeki 2 milyar insan su sıkıntısı içinde olacaktır.
Susuzluk petrol ve doğalgaz zengini Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yoğunlaşmaktadır. Tuhaf bir tesadüfle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden elde edilen enerji atıklarının atmosfere salınması ile hız kazanan küresel ısınma ve küresel ısınmanın ivme kazandırdığı susuzluk, öncelikle enerji zengini bu ülkeleri vurmaktadır.
Yine tuhaf bir tesadüfle enerji kaynaklarının ve susuzluğun yayıldığı ülkelerin haritası çizildiğinde 'Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi'nin coğrafyası ortaya çıkmaktadır.
Aslında dünya su zenginidir. Çünkü, yüzeyinin yüzde yetmişi sularla çevrili olan yerküre bir ada gibidir ve dünyada 1360 milyon kilometre küp su mevcutur. Ancak, mevcut suyun yüzde 97.5'ini denizler oluşturmaktadır ve insanoğlu yeterince uygarlaşamadığı için bu kaynağı kullanamamaktadır.
Kaynak sorunu
Temiz su kaynaklarının yüzde 70'ini ise erişilmesi zor olan buzullar ve aysbergler oluşturmaktadır; küresel ısınma nedeni ile erimeye başlayan bu kaynaklar da zaman içinde okyanuslara akacaktır. Bu durumda, su zengini yerküredeki mevcut su kaynaklarından sadece yüzde birinden istifade edilebilmektedir. Bu kadar su bile insanlığın ihtiyacını karşılamaya yeterlidir.
Ancak, kaynaklarla talepler arasındaki denge gün geçtikçe bozulmaktadır. Çünkü, dünya nüfusundaki artış ve şehirleşme nedeni ile talep giderek artarken mevcut kaynaklar kuruyarak ve kirlenerek tükenmektedir. Son elli yılda küresel su talebi yüzde 50 artarken, 1970-1990 yılları arasında dünyada kişi başına düşen su miktarı üçe bir oranında azalmıştır. Ayrıca, uygarlaşamayan insanoğlu mevcut kaynakları kirletmek için her gün nehirlere ve göllere 2 milyon ton kirli atık dökmektedir.
Küresel emelleri olanlar, susuzluk giderek artarken, su kaynaklarının kontrolünü, çıkarlarının manivelasına dönüştürmek istemektedir.
Dünya petrolünün yüzde 65'ine ve dünya doğalgazının yüzde 34'üne sahip olan enerji zengini Ortadoğu, su sıkıntısını yoğunlukla yaşayacak olan bölgedir. Su, Orta Doğu'da zaman içinde daha da kıymetlenecektir.
Devletlerin, boylam sınırların enlem sınırlara dönüştürülmesi ile yeniden şekillendirilmesinin amaçlandığı Ortadoğu'da, enerjiyi kontrol edebilmek için halkları, halkları kontrol edebilmek için ise suyu kontrol etmek gerekmektedir. İşte bu nedenle de Ortadoğu'yu enerjiden ve sudan soyutlayarak değerlendirmek mümkün değildir. Aslında su savaşları başlamıştır ve Ortadoğu'yu şekillendirmek için su kaynaklarını kontrol etmek isteyenler, 'ağır bir çarpışmaya girmeden' savaşlarını sürdürmektedir.
Dicle-Fırat
Nil Nehri ile birlikte Fırat ve Dicle Nehirleri Ortadoğu'nun en önemli su kaynaklarıdır. Batılı uzmanlar, su savaşlarının bu kaynaklarla da ilgili olacağını yazmaktadır. Eğer su savaşları gerçekleşecekse, Türkiye bu savaşların doğal olarak tarafıdır. Bu noktada sorulması gereken kilit soru şu olmalıdır:
"Yeniden şekillenmekte olan Ortadoğu'da, su savaşları başladığında, Türkiye'nin karşısında kimler olacaktır? Eğer su savaşları başlamışsa, Türkiye kimlerle savaşmaktadır?'
Su, içinde bulunduğumuz yeni yüzyılın en kritik maddesini oluştururken, Türkiye'nin öncelikli meselesi su kaynaklarının güvenliğini sağlamaktır...
RADİKAL 16.11.2005






