Prof. Dr. Çiftçi, "Bulduğumuz bu volkan, bildiğimiz volkanlardan farklı olarak, lav yerine yaklaşık 700 metre derinden, deniz tabanından 180 metreye kadar çıkan çamur fışkırtıyor. Bundan dolayı buna çamur volkanları diyoruz. Bazen çok daha derinlerde de olabiliyor. Şekil itibarıyla volkanlara benziyor. Bu volkanlar çamur püskürtürken, içerisinden gaz ve sıvı geliyor. Kökü çok derinlerde olduğundan, yüksek basınç oluşuyor. Tortul kütleler altında sıkışmış olan gaz zamanla volkanik yapı nedeniyle lav yerine, gaz ve sıvı ile beraber çamur olarak fışkırıyor" diye konuştu.
Çiftçi, bu tür bilimsel çalışmalar sonucunda dağlara, tepelere isim veriliyorsa deniz altındaki yapılara da isimler verilebileceğini belirterek, "Bu çamur volkanına gemimizin adı olan 'Piri Reis Çamur Volkanı' adını koyduk. Çamur volkanı herhangi bir tehlike oluşturmuyor. Gaz ve sıvı yavaş yavaş püskürmesi nedeniyle bir tehlikesi yok. Ama gaz hidratlarının dikkat edilmesi gereken dört önemli unsuru var. Biri kendisi, ikincisi derinlerdeki petrol ve gazın habercisi olabilmesi, üçüncüsü deniz yamaçlarında deniz altındaki borular ve petrol platformları için tehlike teşkil edebilmesi. Bir diğer önemi de iklim üzerinde etkisi vardır. Çünkü atmosfere metan gazını boşaltma karbondioksit gazından 20 kat daha fazladır. Bunun anlamı sera gazı etkisi olarak gösterilmesidir" diye konuştu.






