Ne diyaloğu bu Allah aşkına? Sazanlığın âlemi yok! Adamlar, dünyayı talan etmek için, işi ‘medeniyet’ eksenine oturtmayı başardılar.
Bu noktada, ‘medeniyetler çatışması’ndan bahsetmekle, uzlaşma ve diyalogdan bahsetmek aynı değirmene su taşıyor. Sorun medeniyetlerin çatışması değil ki, medeniyetler, dinlerarası diyalog derde deva olsun. Sorun, ABD öncülüğündeki bir emperyal hegemonyanın dünyayı yeniden tanzim etme gayreti. Diyalogcular, bilerek veya bilmeyerek, onların ortaya attığı bahaneyle uğraşıyor, uğraştıkça bu bahaneyi meşrulaşıyor, onların kurduğu dil iyice yerleşiyor. Kısacası, maksat hasıl oluyor, hedef saptırılmış, asıl sorunun üstü örtülmüş oluyor. Hangi ‘diyalog’ teorisyeni veya havarisi, Fransa’daki Mağribi çocukları ikna edebilir veya Irak’ta işgal altında yaşayanları teskin edebilir merak ediyorum. Diyalogcuların bunlara söyleyecek bir şeyi var mı? Türkiye’yi, ABD’nin emperyal politikalarının dümen suyuna sokma çabası içinde, ‘diyalog’, ‘İslam rönesansı’ diye ortalarda dolaşanlara söyleyecek şeyim yok. Ancak, iyi niyetle bu işlere girişenlere tez zamanda tövbekâr olmalarını tavsiye ederim.
17.11.2005 / NURAY MERT / RADİKAL






