İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Asya'nın ejderi ABD'nin kâbusu

Dünya
|

Bir 'dünya fabrikası'na dönüşen, hızla zirveye tırmanan Çin, Washington'ın egemen konumunu sarsıyor

ABD Başkanı George Bush' tan önce, 18-20 Eylül'de Çin'e giden Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Pekin'in askeri harcamalarını düşük göstermesinin askeri gücünü geliştirdiği yönünde şüphelere yol açtığını, Çin ordusunun nükleer kapasitesinden kaygı duyduklarını söylemişti. ''Şahin'' Rumsfeld, bu ülkenin Amerika kıtasını vurabilecek nükleer füzelere sahip olduğunu düşünüyor.

Rumsfeld, geçen aylarda da 10 yıl içinde Çin donanmasının Amerikan deniz kuvvetlerinden daha güçlü bir hale geleceğini öne sürmüş, CIA Direktörü Porter Goss da Çin ordusunun modernizasyonunun ABD'ye tehdit oluşturduğunu söylemişti.

Çin'in askeri harcamaları Pentagon'a göre 90 milyar dolar, Pekin yönetimine göreyse 30 milyar dolar. Aslında 1.3 milyara yaklaşan nüfusu, müthiş kalkınma hızı, savunmadaki atılımlarıyla bir dünya devine dönüşen Çin, ABD'yi korkutuyor. Pekin artık Bush'un göreve gelmesinden bu yana eski gücünü ve üstünlüğünü yitirme sürecine giren ABD'nin dünya egemeni konumunu tehdit ediyor. ABD'lilerin kendilerine en büyük rakip olarak süper güç olma yolunda gördükleri ülke, Çin.

'Dünya fabrikası'

Asya'nın ''ejderhası'' Çin'in zirveye doğru tırmanışı ABD'yi şaşırtırken, Çin'in merkezinde yer aldığı Asya yüzyılının da habercisi olarak görülüyor. Dünyanın 3. büyük ekonomisi haline gelen, bir ''dünya fabrikası'' na dönüşen Çin, yükselen güç olarak dünyada etkisini arttırıyor.

ABD, tarihteki en büyük açığını Çin ile yaptığı ticaretinde verdi. 2004'te 819 milyar dolar ihracata karşılık 1.417 milyar dolar ithalat yaptı. 652 milyar dolarlık dış ticaret açığının 162 milyar doları Çin'e karşı verilen açık.

Çin ile ABD arasında Tayvan, insan hakları, ticari ilişkiler, silahlanma ve enerji gibi pek çok anlaşmazlık noktası bulunuyor. Dünyada savunmaya en fazla para ayıran 3. ülke olan Çin, hızla büyüyen ekonomik gücüne dayanarak askeri gücünü arttırıyor. Çin'in, hantal, ABD'nin çok gerisinden gelen ordusunu yenilemesi, ABD kadar Japonya ve Güney Kore'yi de tedirgin ediyor. ABD, son 15 yıldır Çin'in ordusunu modernize etme çabalarını zaman zaman engelleme yoluna gitti. Washington, haziranda İsrail'in Çin'e Harpy tipi insansız saldırı uçağı ve ileri teknoloji ürünü askeri malzeme satışını engelledi.

Washington'ın başlıca kaygısını, Çin'in elindeki yüksek teknoloji ürünü silahların bölgedeki güç dengelerini bozması ve bu silahları Tayvan'a ve bölgedeki ABD askerlerine karşı kullanma ihtimali oluşturuyor. Japonya da 1930'larda işgal ettiği ve hâlâ ideolojik sorunlar yaşadığı Çin'in silahlarını kendisine yöneltmesinden korkuyor. Japonya, 2004 savunma planında, Kuzey Kore'yle birlikte ilk kez Çin'i de askeri tehdit olarak belirledi. Şubatta ise ABD ile Japonya, Tayvan'ı ortak güvenlik sorunu ilan etti.

Çin, saldırgan olmasa da Soğuk Savaş sonrasının en ciddi silahlanma programını yürütüyor. 1990'larda hâlâ 1950'lerin modifiye edilmiş Sovyet teknolojisine dayanan bir askeri güç olan Çin, artık hassas vuruş teknikleri uygulayacak durumda, hızla modernleşen bir orduya sahip. Çin, bu gücünü siyasi bir baskı aracı olarak da kullanabilir.

Çin ordusu, teknolojik olarak ABD ordusunun 20 yıl gerisinde. Ancak Çin'in atılımları bu hızda giderse, ABD ile boy ölçüşebilecek. Rand Corporation'a göre 2015'te Çin'in savunma harcamaları Japonya'nın 6 katına çıkacak. Kimi ABD'li gözlemciler, Çin'in stratejik açıdan kısa dönemli hedefinin Washington'ın Uzakdoğu'daki üstünlüğüne son vermek olduğu görüşünde. Çin'in uzak dönemli hedefi ise ABD'nin dünyanın tek süper gücü olma tekelini sona erdirmek.

CUMHURİYET - 19 KASIM 2005 CUMARTESİ
AKRA