Irak işgali ABD’nin bölgedeki son operasyonu olarak kalmayacak. Bu durumun etkileyeceği bir numaralı ülke ise şüphesiz Türkiye. Bu politikalar Türkiye’nin güneyini adeta boşaltıyor, oyuyor. ABD, Türkiye’nin de dahil olduğu bölgeyi Kürtler, Lübnan ve nükleer vb. gerekçeler ile yeniden şekillendirmeye devam edecek.
ABD’nin bölgesel değişim programında ilk araç Kürtler. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin üçünde de milyonlarca Kürt yaşıyor. Özellikle son üçündeki Kürtler kullanıma hazır ve ABD politikalarında yer almak için oldukça istekli. Hatta Türkiye’de de bazı Kürtçü gruplar geçmişin ‘emperyalizm’ söylemini unuttular, gözlerini Washington’a çevirdiler…
Son iki yıldır Suriye, Türkiye, Irak ve Kuzey Irak arasındaki dar bölgedeki Kürtçü hareketlenmede ABD’nin parmağının olmadığını söyleyebilmek de zor. PKK’nın özellikle Irak ve İran sınırlarına yakın bölgelerde güçlenme çabası da bu dengenin bir işareti. ABD, bölgede güçlü bir Kürt varlığı istiyor. Bunun en önemli nedeni ise İran ve Suriye’ye karşı daha düşük maliyetli operasyonlar düzenleyebilmek ve Irak’ta çıkarlarını korumada kalıcı bir müttefike sahip olmak. Bu çerçevede Türkiye’ye düşen ise ABD’nin politikalarını engellememek. PKK tıpkı Suriye’de 2004’te olduğu gibi, İran ve Türkiye’de intifada görüntüleri oluşturarak bu stratejisini güçlendirmek istiyor. Diğer bir ifadeyle hem ABD hem de dünya kamuoyu nezdinde terörist örgütlükten, bağımsızlık hareketine dönüşmek istiyor.
İran ve Suriye’yi terbiye etmede (Kürtlerin yanı sıra) diğer araçlar ise Lübnan ve nükleer program. Şam yönetimi tıpkı Kürtler konusunda olduğu gibi Lübnan konusunda da kendi kurdukları tuzaklara takılıyorlar. Baba Esad öylesine kirli bir devlet yapısı kurdu ki; Suriye’ye saldırmak için bahane bulmak zor değil. Zaten ABD, Irak’ta bu kadar yalnız kalmamış olsaydı Suriye operasyonu çoktan başlamıştı. Ancak ABD, Suriye’den hâlâ vazgeçmiş değil ve Pentagon’da Suriye’ye karşı hummalı bir operasyonlar dizisi sürüyor. Bunun en hassas kısmını ise Hariri suikastı oluşturuyor…
Eğer ABD’nin Irak’ın kitle imha silahları ile ilgili savaş öncesi iddialarının hepsi ‘yalan’ çıkmış olmasaydı İran da şu anda yolun sonundaydı. Ne var ki İran için tehlike sona ermiş değil. Çünkü ne ABD ne de Avrupa nükleer bir İran istemiyor ve Tahran, Suriye’den farklı olarak hemen her konuda direniyor. Üstelik Türkiye ile ilişkilerini geliştirmede Suriye kadar becerikli değil.
18.11.2005 / SEDAT LAÇİNER / ZAMAN






