AKP hükümeti, “vergi de tarihi başarı” diye lanse ettiği vergi indirimi ile yatırım yapmadan para kazanan büyük sermaye ile yabancı yatırımcıyı memnun etti. Kurumlar Vergisi yükünü Türk şirketler için yüzde 44’ten yüzde 34’e, yabancılar için yüzde 37’den yüzde 28’e indiren hükümet, gelir vergisinde ise, en yüksek gelir grubundakiler için uygulanan yüzde 40 vergi oranını yüzde 35’e çekti. Büyük gelir sahibi üç bin kişinin servetine servet katmasının önünü açan hükümet, buna karşılık toplam vergi yükünün yüzde 70’ni sırtlayan çalışanları ise görmezden geldi.
Türk-İş Başkanı Salih Kılıç, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını isteyerek, “Vergi paketi içerisinde mutlaka oransal olarak asgari ücretle ilgili bir düzenlemenin yapılması gerekir. Bugün hükümet kurumlar vergisinde indirime giderek işverenlerin dediklerini yerine getiriyor. Biz de diyoruz ki; az alandan az, çok alandan çok vergi alınması gerekir.” diye konuştu.
Net ücret ödenmeli
Millî Gazete’ye konuşan Kılıç, kurumlar vergisinde yüzde 10, üst gelir gruplarından da yüzde 5 vergi indirimine gidildiğini hatırlatarak, “Aslında anayasanın 73.maddesi de bunu öngörmektedir. O nedenle asgari ücretin tek kişi üzerinden belirlenmemesi ve ailesiyle birlikte net olarak ödenmesi gerekir.” ifadesini kullandı.
Kılıç, asgari ücretin parakende fiyatlar üzerinden tespit edildiğini belirterek, “Belirleme yöntemi doğrudur, ancak ücretliye verilen rakam yanlıştır. Çünkü, asgari ücret çalışanların eline yüzde 28 oranında bir eksikle ulaşmaktadır. Mutlaka bu uygulamadan vazgeçilerek, ücret üzerindeki vergi kıskacına son verilmelidir” şeklinde konuştu.
En düşük asgari ücret 620 YTL olmalı
Vergi yükünün işgücü maliyetleri üzerinde etkili olduğunun sürekli dile getirildiğini söyleyen Kılıç, “Elbetteki bu yakınma doğrudur. Ancak, bana göre işgücü maliyetlerine tesir etmesinin ötesinde işveren maliyetlerinin de ortadan kaldırılması için tedbir alınmalıdır. O zaman hem işçi aldığı ücretten, hem de işveren ödediği paradan memnun olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantısını yaptığına da dikkat çeken Kılıç, ilk işçi-işveren buluşmasında DİE ile Hacettepe Üniversitesi’ne görevlendirmelerde bulunulduğunu söyledi. Kılıç, Türk-İş olarak asgari ücretin en düşük devlet memuru maaşı olan 620 YTL’ye eşitlenmesini istediklerini de açıkladı.
2006 yılı için yüzde 5 zam teklifini kabul etmelerinin mümkün olmadığının altını çizen Kılıç, “Biz, asgari ücreti, ‘işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak, bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle’ tespit edilen taban ücret olarak nitelendiriyoruz. Asgari ücret belirlenirken göz önünde tutulması gereken temel konunun, çalışanların içinde bulundukları geçim koşulları olduğunu savunuyoruz. Ve, asgari ücretin Anayasa’da yer alan geçim şartları dikkate alınarak belirlenmesini ve pazarlık konusu edilmemesini istiyoruz.”dedi.
Türkiye, asgari ücretten yapılan kesintilerin ve vergilerin yüksekliği bakımından OECD üyesi ülkelerin başında geliyor. Asgari ücretin tanımında, “... zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek” denmesine karşın halihazırda sürdürülen uygulama ile asgari ücretten gelir vergisi, sigorta payı ve zorunlu tasarruf gibi kesintiler yapılıyor. Yapılan bu kesintiler nedeniyle, asgari ücret daha başlangıçta eksik ödenmeye başlıyor.
MİLLİ GAZETE 03.12.2005






