İlan edilmiş bu çetin savaş karşısında eldeki bütün araçlarla cihat ve direnişin Arap ve Müslümanların hakkı olmadığını kim söyleyebilir? 'Cihat hakkı' ile ilgili bu konuşma ve tutumun belirlenmesi, dediğimiz gibi bugün önemli bir konuşma. Zira Arap ve İslam ülkelerimize ilan edilmiş savaşın eksenlerinden birisi de cihat hakkını alma ve bu hakkı suç sayma girişimidir. Filistin'den Irak'a ve oradan bütün İslam ülkelerine kadar hepimizin bildiği gibi bizden istenen, bütün direniş örgütlerini 'terörist' örgütler ve bütün direnişçileri 'teröristler' olarak görmemizdir.
Bu mantığa boyun eğmemiz mümkün değildir. Çünkü bunu kabul etmek, ülkelerimizi savunma görevinden vazgeçmek demektir. Peki herkesten direnişi suç saymalarını isteyen ABD'nin kendisi ne yapıyor? 11 Eylül'den itibaren, Afganistan ve Irak savaşlarıyla birlikte ve Arap-İslam dünyasına yönelik kampanyaları sırasında başkan Bush'un Amerikan halkına söylediği esaslı bir gerekçe vardı. Bush bu savaşın Amerika'yı korumak ve Amerikan topraklarına saldırıları engellemek için kaçınılmaz olduğunu ifade ediyordu. Peki ABD, ülkelerin işgalini, halklarının sürülmesini, doğal kaynaklarının yağmalanmasını ve başka ülkelere saldırı tehdidini, kendisini ve Amerikan vatandaşlarını savunmak için kaçınılmaz olarak görüyorsa Arap ve Müslümanların vatanlarını savunmaları nasıl hakları değil!? İşin ilginç yanı, Amerikan araştırma merkezleri araştırmacıları seferber etti ve İslam'da cihadın nasıl bir anlamı olması gerektiğiyle ilgili araştırmalar yayımlattı. Bütün araştırmalar aynı şeyi söylüyor.
Kendi fetvalarına göre cihat, tıpkı Irak'ta olduğu gibi silahlı direniş değil, bedeni/nefsi cihat anlamına geliyormuş. Bu, ilginç bir durum gerçekten. Zira Arap ve İslam ülkelerine ilan edilmiş savaş, misliyle karşılık verilecek bir savaş değil! Oysa Amerikan işgali örneğin Irak'ta bütün bu katliamları işlerken nasıl olur da orada yaşayanların silahlı direnişleri meşru olmaz?!






