Amerika’nın İran’ı hedef almak için kendince gerekçesi çok: İran’ın nükleer silahlar edinmesi, teröre destek vermesi, İran’a karşı devrimden kaynaklanan intikam duyguları gibi. Ayrıca Tahran’ın 2004 yılında aldığı, petrol ticaretinde dolar yerine Euro’yu kullanmaya, bir petrol borsası oluşturmaya, “petrodolar” tekelini kırıp “petroeuro”yu öne çıkarmaya yönelik kararı var. İran’ın Rusya, Çin ve Latin Amerika ülkeleri tarafından da desteklenen bu projesi, doların dünya hakimiyetini ve Londra’daki uluslararası petrol borsasını sarsacak, doların devalue edilmesi sürecini hızlandıracak, petrol fiyatları üzerindeki ABD tekelini kırabilecek bir gelişme olarak niteleniyor. Yine İran’ın, Çin, Rusya, Hindistan ve bazı Avrupa ülkeleriyle enerji alanında yürüttüğü dev projeler ABD’nin Avrasya’yı çevreleme stratejisine ölümcül darbeler indiriyor. Anglo-Amerikan-İsrail ittifakı bu nedenle İran’ı hedef aldı. Afganistan, Pakistan, Azerbaycan, NATO üzerinden Türkmenistan ve bölgedeki diğer ABD üsleri, Irak’taki ABD egemenliği ve Türkiye üzerindeki ABD nüfuzu, aslında İran’ı çepeçevre kuşatmış durumda. İran kuşatmayı radikal kararlarla kırma yolunu deniyor. Nükleer silahlar en önemlisi, ABD’yi rahatsız edecek enerji ortaklıkları da böyle…İran’a saldırı, bu yönüyle dünyayı yol ayrımına götürecek, Doğu ile Batı arasında belki de bu yüzyılın temel dengesini belirleyecek uzun ve azap verici bir kavgaya neden olacaktır. Ortadoğu/İslam dünyasında ABD ve İsrail’e karşı köklü hareketlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Kriz bölgede korkunç bir silahlanma yarışı başlattı. S. Arabistan’ın İngiltere ile yaptığı milyarlarca dolarlık hava savunma anlaşmaları, Türkiye’nin İran’ın güçlenmesine paralel olarak hava savunma sistemleri ve uzun menzilli füzeler konusunda çok ciddi çalışmalara girişmesi, krizin her an bölgesel bir savaşa dönüşebileceğini, bölge ülkelerinin krizi, savaşı ve süreci yönetme iradesini kaybedebileceğini gösteriyor.
28.12.2005 / İBRAHİM KARAGÜL / YENİ ŞAFAK






