İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0707:4008:2512:5315:3617:5519:23
Kabe

Varlık içinde yokluğun adı: Somali

Dünya
|

Doğal zenginlikleri, tropikal ürünleri, büyükbaş hayvanları ve henüz çıkarılmamış petrol gibi kaynakları ile Somali aslında zengin bir ülke.

Doğal zenginlikleri, tropikal ürünleri, büyükbaş hayvanları ve henüz çıkarılmamış petrol gibi kaynakları ile Somali aslında zengin bir ülke. 


Balık ve diğer deniz ürünlerinin bolca bulunduğu Hint Okyanusu’ndan yeterince yararlanılmıyor. Somalililerin açlık çekmeleri için hiçbir neden yok aslında. Gerekli yatırımlar yapıldığında kısa sürede kendine yeter hale gelebilir. Somali, Yemen gibi kurak bir ülke değil. Kabile savaşlarına son verip üzerlerindeki uyuşukluğu biraz atabilseler deniz ürünlerinden çikita muzlara, Hindistancevizlerinden hayvansal ürünlere kadar birçok kalemde dünyaya gıda ihracatında bulunabilirler. Aslında Somali’nin açlık çekmesinin en büyük nedeni işgalci emperyalist güçlerin sömürü politikalarıdır. Emperyalizmin silahlı güçleri belki çekip gitmişlerdir ama kapitalizmin kan emici şirketleri hâlâ ülkedeler. Somalililer ülkelerindeki zenginliklerden tam olarak yararlanamıyorlar, zira uluslararası şirketler tüm kaynakların başını tutmuş durumda. Somali’ye Barışın Hâkim Kılınması Çok da Zor Değil Yollara konan sopalar ne yazık ki ülkenin genelinde bir istikrar ve düzenin hâkim olmasını sağlayacak ortak otorite ortaya çıkmasını engelliyor. Asıl sebep ise bu sopalarla hâkimiyet alanlarını belirleyen kabilelere hükmedenlerin ülke hâkimiyetini paylaşma konusunda ittifak sağlayamamaları, makam ve mevkileri paylaşmada uzlaşamamaları. Aslında bizim gördüğümüz ve tahmin ettiğimiz kadarıyla bu uzlaşmazlık aşılması çok zor bir sorun da değil. Ama onların her biri uzlaşmazlıkta taraf durumunda. İçlerinden birinin öne çıkıp da ‘sizi ben uzlaştıracağım demesi, dese bile sözünün diğerleri tarafından nazar-ı dikkate alınması mümkün görünmüyor. ABD ve Batı emperyalizmi mevcut durumdan memnunlar. Fitne ateşi de zaten emperyalizmin bu ülkeye yaptığı askeri operasyonla birlikte daha çok alevlendirildi. Bu durum karşısında emperyalizmin meşrulaştırma mekanizması olarak çalışan BM de bu ateşi söndürmek için bir şey yapmıyor veya yapamıyor. Bu ateşin söndürülmesi için İslâm âleminden karizmatik birtakım şahsiyetlerin devreye girmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Eğer bu gibi şahsiyetler samimiyetle meseleye el atarlarsa inşallah Yüce Allah’ın şu âyetindeki mana tecelli edecektir: ‘Bunlar arayı düzeltmek isterlerse Allah onların aralarını buluşturur. Muhakkak ki Allah ilim sahibidir, her şeyden haberdardır.’(Nisâ, 4/35) Güven ve İstikrar Kalkınma ve Huzurun da Kapısını Açacak Somali’de kabileler arasında barış sağlanıp yollara konan değnekler kaldırılsa bu beraberinde güveni getirecek. Özellikle bu ülkeye yatırım yapmaya gönüllü yabancı yatırımcılar kendilerini güven içinde hissedecekler. Güven beraberinde istikrarı getirecek. Bu ikisinin oluşması ise ülkenin servetinin değerlendirilmesine imkân sağlayacak yatırımların kapısını açacak. İşsizlik sorunu kademeli bir şekilde çözüme kavuşturulacak. Yani güven ve istikrar beraberinde kalkınma ve huzuru da getirecek. Bu açıdan Somali’nin İslâm âleminin ilgisine büyük ihtiyacı var. Somali’deki İptidai Kulübelerden Dubai’deki Modern Kulelere Somali’deki programımızı bitirip Dubai’ye dönerken en fakir Müslüman ülkeden en zenginine yolculuk yapmanın çelişkisini yaşıyorduk. Somali’de çalı çırpıdan yapılmış Afrika’ya has iptidai kulübelerde yaşayan yalınayaklıların arasından, karnı tok sırtı pek Arap emirlerinin ülkesine geldik. Dubai, yedi emirlikten oluşan Birleşik Arap Emirlikleri’nin en modern ve gelişmiş olanı. Bir milyon iki yüz bin olan nüfusunun yüzde yetmişi yabancılardan oluşuyor. Ülkede Arapçadan ziyade İngilizce konuşuluyor. Türkiye’de de meşhur balayılarıyla tanınan dünyanın tek yedi yıldızlı oteli Burcu’l-Arab burada. Denizin ortasına yaptıkları palmiye ağacı ve dünya haritası şeklindeki yapay adalar, suni kayak pisti (Ski Dubai) ve dünyanın en yüksek kulesiyle (Dubai Towers) Dubai, adeta yalancı cennet olma iddiasında. Bir yanda içecek su ve yiyecek bir lokma ekmek bulamayan yalınayaklılar, öbür yanda ayakları yerden kesilmiş petrodolar zengini Arap emirleri. Bir yanda yıllardır huzur ve güven hayal eden mustazaf kitleler, diğer yanda düşlediği fantezileri paranın gücüyle gerçekleştiren müstekbirler güruhu. Birkaç gün içinde İslâm dünyasının iki farklı yüzünü görme imkânı bulduk. Kimsenin parasında pulunda gözümüz yok tabii ama Müslümanım diyenlere Hz. Peygamberin ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ sözünü hatırlatmak da bizim görevimiz. İman Kardeşliğinin Kazandırdığı Hazla Eve Dönüş Bizim için gerçekleştirdiğimiz seyahatin önemli bir farkı vardı. Biz oralara turistik seyahatler gerçekleştirmek, birtakım meraklarımızı gidermek vs. için değil iman kardeşliğinin verdiği sorumluluk duygusuyla gitmiştik. Bu duygunun insana kazandırdığı özel bir haz ve zevk var. Gördüğün insanlarla çok kısa sürede kaynaşabiliyor, gönül bağı kurabiliyorsun. Üstelik bu bağ kalıcı oluyor ve tanıdığın insanlarla yeniden karşılaşmak, yeniden görüşmek tatlı bir arzu olarak içine yerleşiyor. İşte böyle bir hazla sürdürdüğümüz seyahatimizi yine aynı hazla tamamlayarak evlerimize döndük. Bize bu imkânı lütfeden Yüce Allah’a hamd ediyor, İslâm âleminin işte bu kardeşlik bilincine dayalı bir bütünlüğe kavuşturmasını temenni ediyoruz. Somali seyahatimizde bize öncülük eden ve destek olan İHH’ya da buradan teşekkür etmeyi bir görev telakki ediyoruz.

VAKİT   07.01.2006
AKRA