Dört ülkenin dışişleri bakanları İran programına yönelik endişelerinin sebebini zikretmemekte kararlılık gösterirken İsrailli general bu sebebe açıklık getirdi. İsrail milli güvenlik kurulu eski başkanı general Ozi Dayan Tahran'a yönelik Batı uyarısına ilişkin yorumu bağlamında İran nükleer tesislerinin bir an önce vurulması çağrısında bulunarak gecikmenin İsrail'deki şu anki ve gelecekteki kuşaklar için büyük tehdit oluşturacağını ifade etti. TEK korku israil'in güvenliği Demek oluyor ki Batı uyarısı İsrail devletinin güvenliğinden ve İsrail'in Ortadoğu bölgesinde nükleer tersaneye sahip olmaktaki tekelini kaybetmesinden duyulan endişeden start alıyor. Tabloya genel şekliyle bakalım. Ortada Batının siyasi özellikle de İsrail güvenlik bakış açısıyla ele aldığı beş nükleer program var. İsrail programı, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve son olarak İran nükleer programı. Sonuncusu hariç önceki dört program kitle imha gücüne sahip nükleer silah üretme sürecine gelmiş durumda Dolayısıyla İsrail, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore bu silahların tersanesine sahip konuma geldi. Oysa İran programı silah üretme sürecine ulaşmazken Batılı hükümetler ve beraberlerinde İsrail, İran programının bu sürece ulaşmasının 'an meselesi' olduğunu düşünüyorlar. İran'a yönelik artan Batılı kampanyanın hedefi İran nükleer programının bu sürece ulaşmasının önüne geçilmesi.
BATILI ÜLKELERİN DERDİ BAŞKA
Yalnız Batılı ülkeler bu konuda Ortadoğu bölgesinde barışı sağlama hırsıyla değil, sadece belirli tek bir devleti koruma dürtüsüyle hareket ediyorlar. Aksi durum söz konusu olsaydı Batılı ülkelerin çağrısı bütün bölgenin istisnasız nükleer silahlardan arındırılması yönünde olurdu. Bu çifte standartlık Batılı ülkeler için yeni bir olay değil. Zira Pakistan'ın seksenlerdeki devlet başkanı Ziya Ülhak döneminden hali hazırdaki devlet başkanı Müşerref dönenimdeki 2001 yılına kadar Pakistan'dan nükleer programını iptal etmesini veya dondurmasını isterken aynı zaman dilimi içinde Hindistan nükleer programını göz ardı ediyorlardı.
ABD'NİN PAKİSTAN'A TAVRI
Gerekçe ise gayet açık ve utanç vericiydi. Zira Pakistan İsrail'i tanımayan İslâm ülkesiyken Hindistan'ın İsrail devletiyle ilişkisi stratejik koalisyon derecesine ulaşmıştı. ABD'nin 2001 yılından itibaren Pakistan programına baskıyı durdurma kararı almasıyla bu gerekçe daha da utanılacak hale geldi. Çünkü bu yıl içinde Müşerref liderliğindeki Pakistan, 11 Eylül olaylarının çağrışımları doğrultusunda ABD ile etkin ortak olarak 'teröre karşı savaşa' giriyordu.
İSRAİL İÇİN İSLAM ÜLKELERİ TEHLİKE
Kuzey Kore İsrail için direkt tehlike değil ancak İslâm ülkeleri de dahil başka ülkelere nükleer malzeme ve teknoloji satma hazırlığında. Geriye şu sorular kalıyor: Acaba Batılı ülkeler grubu vakit geçmeden yani silah üretim sürecine ulaşmadan İran nükleer programını evcilleştirmekte başarılı olacak mı' Peki İran inadında ısrar eder ve programını geliştirmeyi sürdürürse ne olur' İsrail İran'ı vurabilir mi' İsrail acele ediyor, Batılı ülkeler ise şaşkın. Çünkü ortada düğümlü stratejik hesaplar var ve İran, Irak değil kesinlikle.
(Katar'da yayımlanan El Vatan gazetesi, 15 Ocak 2005) Arapça'dan çeviri: Halil Çelik
VAKİT 17.01.2006






